Başkent Ankara’da kırık kaldırım taşlarını sanat eserine dönüştürerek onaran heykel sanatçısı Ozan Kıran, çalışmasının ortaya çıkış sürecini, aldığı tepkileri ve geleceğe dair hedeflerini Ankara Net Haber’e anlattı. Cansel Yıldız’ın sorularını yanıtlayan Kıran, eğitim hayatından sokakta ürettiği çalışmalara kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu.
Kendini tanıtan Ozan Kıran, eğitim sürecine ilişkin, “Hacettepe Üniversitesi mezunuyum, heykel bölümünden mezun oldum. Mezuniyetim yaklaşık bir buçuk, iki yıl önce gerçekleşti. Üniversiteyi biraz geç bitirdim, toplamda altı yıl sürdü. Ondan önce Çankaya Üniversitesi’nde mimarlık eğitimi almıştım. Asıl alanım heykel.” şeklinde konuştu.
"Sanata Olan İlgim Çocuklukta Başladı"
Sanata yönelmesinin çocukluk yıllarına dayandığını ifade eden Kıran, “Küçük yaşlardan beri içimde vardı. Çocukluğumdan beri bir merak söz konusuydu. Ana sınıfındayken sürekli resim çizdiğimi söylerler. Özellikle dalgıç resimleri çizerdim. Arkadaşlarım da resimlerini bana hep çizdirirmiş. Öğretmenlerim, aileme ‘eli yatkın’ diyerek yönlendirmelerde bulunmuş.” ifadelerini kullandı. İlkokul yıllarında kısa süreli bir eğitim aldığını belirten Kıran, sanatla bağının zaman içinde farklı alanlara kaydığını da dile getirdi:
“İlkokulda yaklaşık bir yıl kadar temel bir eğitim aldım. Daha sonra uzun bir süre müzikle ilgilendim. Üniversite dönemine yaklaşırken yeniden çizime odaklandım ve güzel sanatlar okumaya karar verdim. Güzel sanatları kazanınca da bu yolculuk başlamış oldu.”
“Taşla Çalışmak Okulda Yoğun Yaptığımız Bir Alandı”
Heykel eğitimi sırasında taşla çalışmanın önemli bir yer tuttuğunu belirten Kıran, “Taşla çalışmak, özellikle mermer yontma, okulda yoğun olarak yaptığımız bir alandı. Zor ama keyifliydi, ben de bundan keyif aldım. Açıkçası okulda çok başarılı bir öğrenci değildim ama yaptığım işten keyif alıyordum. Zaten biraz da bu nedenle okuyordum.” diye konuştu.
Kaldırım Taşlarını Onarma Fikri Nasıl Ortaya Çıktı?
Kırık kaldırım taşlarını sanatla onarma fikrinin bir anda ortaya çıkmadığını vurgulayan Kıran, “Aslında bundan önce de bazı küçük çalışmalar yapıyordum. İlk etapta kırık parçalara dikkat çekmek için onların üzerine küçük çalışmalar yapıyordum. En azından insanların orayı fark etmesini istiyordum. Sonrasında yalnızca dikkat çekmek değil, aynı zamanda bir fayda sağlamak istedim. O boşluklar gözüme takılıyordu. Boşluğu doldurmanın daha anlamlı olacağına karar verdim.” ifadelerine yer verdi.
“İnsanlar Yaptığım Şeyi Sadece Tamir Sanıyordu”
Çevreden aldığı tepkilerin süreci etkilediğini anlatan Kıran, yaşadığı bir durum hakkında, “Birkaç kez çalışırken insanlar yanıma geldi. Taşı yerleştirirken ‘ne kadar duyarlısınız’ gibi tepkiler verdiler. Aslında yaptığım şeyi bir tamir olarak görüyorlardı. Bu tür tepkiler alınca daha fazla üzerine gitmeye başladım ve yaptıklarımı kayda almaya karar verdim.” dedi.
Çalışmanın yapıldığı alanın gündelik yaşamının bir parçası olduğunu belirten Kıran, hikâyeyi şöyle anlattı:
“Burası sürekli yürüdüğüm, geçtiğim bir yoldu. Atölyeye giderken ya da arkadaşlarımla buluşmaya giderken hep karşıma çıkıyordu. Oradaki boşluk çok belirgindi. İlk başta nasıl değerlendireceğimi bilmiyordum. Önce bir tasarım yaptım, ardından boşluğu doldurup epoksiyle kapladım. Sosyal medyanın da bu noktada etkisi oldu. Daha önce Parisli bir sanatçının benzer çalışmalarını görmüştüm, o da ilgimi artırmıştı.”
Sosyal Medyadan Olumlu Tepkiler Aldım
Sosyal medyada aldığı geri dönüşlerin genel olarak olumlu olduğunu ifade eden Kıran, Genel olarak insanlar çok beğendi. Aldığım yorumların büyük kısmı olumluydu. Çalışmalarımın ardından bazı kitap firmaları ve işletmeler bana ulaştı. Hatta ‘dükkânın önündeki kaldırım taşlarını kıralım’ gibi teklifler bile oldu. Bunları kabul etmedim.” diye konuştu.
Gelecek Hedef: Boşluklara Dikkat Çekmek
Geleceğe dair hedeflerini paylaşan Ozan Kıran, “Sadece kaldırım taşlarıyla sınırlı kalmak istemiyorum. Gördüğüm herhangi bir eksikliği, boşluğu ya da fazlalığı kendi dilimle değerlendirmeye çalışıyorum. Amacım, bunları görünür hâle getirmek.” dedi.






