Adalet Peşinde Aileleri Platformu, 6 Şubat depremlerinde yıkılan ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran Hasan Alpargün Apartmanı davası öncesinde Ankara’daki Güvenpark’ta bir araya geldi. Türkiye’nin farklı illerinden gelen depremde yakınlarını kaybeden aileler, yaklaşan duruşma öncesinde ortak bir mesaj verdi: “olası kast” hükmü korunmalı. Toplanan aileler, davanın yalnızca bireysel bir yargılama olmadığına, aynı zamanda Türkiye’de görülen diğer deprem davaları açısından da belirleyici nitelik taşıdığına dikkat çekti.
20 Nisan’da görülecek duruşma kritik önem taşıyor
Adana’da onlarca kişinin hayatını kaybettiği Hasan Alpargün Apartmanına ilişkin dava, 20 Nisan’da Adana Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesi’nde duruşmalı olarak ele alınacak. Söz konusu dava, 6 Şubat depremleri sonrası açılan ve kamuoyunun yakından takip ettiği simge davalar arasında yer alıyor. Aileler, bu duruşmadan çıkacak kararın yalnızca bu dosya için değil, devam eden diğer yargılamalar için de emsal teşkil edeceğini belirtti.
“Olası kast” ile “bilinçli taksir” tartışması
Platform tarafından yapılan açıklamada, deprem davalarının büyük bölümünde sanıkların “bilinçli taksir” kapsamında yargılandığına işaret edildi. Bu durumun, sanıkların daha düşük cezalar almasına yol açtığı savunuldu. Aileler ise söz konusu olaylarda sanıkların riskleri öngördüğünü ve buna rağmen gerekli önlemleri almadığını belirterek, bu durumun “olası kast” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Açıklamada, “Bu bir ihmal değil, sonucu öngörerek hareket etmektir” görüşü öne çıktı.
Sanığın yargılama süreci ve tartışmalı kararlar
Dosyada yer alan bilgilere göre, sanık Hasan Alpargün’ün deprem günü Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne gittiği, daha sonra Türkiye’ye getirilerek 13 Şubat 2023’te tutuklandığı aktarıldı. 27 Eylül 2024 tarihinde Adana 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen kararda, sanık hakkında hayatını kaybedenler için 62 kez müebbet hapis ve ayrıca 865 yıl hapis cezası hükmü kuruldu. Mahkeme, sanığın olası sonucu öngördüğünü ve buna rağmen gerekli önlemleri almadığını belirterek “olası kast” kapsamında karar verdi. Ancak 21 Şubat 2025’te üst mahkeme, sanığın “ölümü arzulamadığı” gerekçesiyle bu kararı bozdu. Yerel mahkeme ise 30 Ekim 2025’te yeniden “olası kast” suçundan hüküm kurarak önceki değerlendirmesini sürdürdü.
“Mukadderat değil, sorumluluk” vurgusu
Platform açıklamasında, sanığın geçmişte yaptığı “mukadderat” ifadesine de atıf yapılarak, yaşananların kader olarak değerlendirilemeyeceği belirtildi. Aileler, yapı güvenliği ve denetim süreçlerindeki ihmallerin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. Açıklamada ayrıca, Türkiye’nin aktif fay hatları üzerinde bulunduğu gerçeğine dikkat çekilerek, deprem riskinin bilinen bir olgu olduğu ifade edildi. Bu nedenle yaşanan yıkımların yalnızca doğal afetle açıklanamayacağı görüşü dile getirildi.
Deprem gerçeği ve sorumluluk tartışması
Aileler, yetkililerin geçmişte yaptığı açıklamalara da atıfta bulunarak, Türkiye’nin deprem kuşağında yer aldığına ilişkin bilimsel verilerin uzun süredir bilindiğini hatırlattı. Bu çerçevede, yapıların güvenli şekilde inşa edilmemesinin ve denetlenmemesinin sorumluluk doğurduğu ifade edildi. Platform, özellikle büyük yıkımlara neden olan binalarla ilgili davalarda “olası kast” değerlendirmesinin esas alınmasının, benzer ihmallerin önlenmesi açısından da önemli olduğunu savundu.
“Emsal karar” uyarısı
Aileler, Hasan Alpargün Apartmanı davasında verilecek kararın diğer deprem dosyaları için belirleyici olacağını belirterek, şu mesajı verdi:
“Bu davada verilecek karar, benzer dosyalarda yargılamanın yönünü belirleyecek. Gerçek sorumluların ortaya çıkarılması için ‘olası kast’ hükmü korunmalıdır.”
Platform üyeleri, 20 Nisan’da görülecek duruşmaya katılacaklarını belirterek, adalet arayışlarının süreceğini ifade etti. Hayatını kaybeden yakınları için mücadele ettiklerini vurgulayan aileler, davanın takipçisi olacaklarını yineledi.



