Kırşehir, bu yıl tarih, kültür ve medeniyet araştırmaları açısından önemli bir bilimsel buluşmaya ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Türk Tarih Kurumu’nun destekleriyle, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilecek “Uluslararası Eski Çağ’dan Modern’e Kırşehir Tarihi Sempozyumu” için Bilim Kurulu tarafından kabul edilen bildiriler kamuoyuyla paylaşıldı. 26-28 Kasım 2026 tarihleri arasında düzenlenecek sempozyumda tarih, arkeoloji, sanat tarihi, antropoloji, sosyoloji, edebiyat ve ilgili disiplinlerden çok sayıda bilim insanı bir araya gelecek. Etkinlik kapsamında Kırşehir’in tarihsel gelişimi, kültürel mirası ve medeniyet birikimi bilimsel yöntemlerle değerlendirilecek.
Akademi Dışından Kabul Edilen Dikkat Çekici Çalışmalardan Biri
Sempozyumun en dikkat çekici yönlerinden biri ise yalnızca akademisyenlerin değil, uzun yıllardır araştırmalarını sürdüren bağımsız araştırmacıların da bilimsel çalışmalarıyla programa dahil olması oldu. Bilim Kurulu tarafından incelenerek sözlü sunum için kabul edilen bildiriler arasında sınırlı sayıdaki çalışmalardan biri de Kırşehirli araştırmacı-yazar Adnan Yılmaz tarafından hazırlandı. Yılmaz’ın “Babaî Hareketinden Ahiliğe: 13. Yüzyıl Anadolu’sunda Kırşehir Merkezli Türkmen Dinamikleri ve Millî Kimlik İnşası” başlıklı bildirisi, Kırşehir’in Anadolu tarihindeki rolüne farklı bir perspektiften ışık tutuyor.
Kırşehir, 13. Yüzyıl Anadolu'sunun Dönüşüm Sürecinde Merkezlerden Biriydi
Araştırmacı-yazar Adnan Yılmaz'ın sempozyum için hazırladığı bildiriye göre, 13. yüzyıl Anadolu'su Babaî İsyanı ve Moğol istilasının yol açtığı siyasi boşluklar ile toplumsal kırılmaların yaşandığı kritik bir dönem olarak öne çıkıyor. Yılmaz, bu süreçte Kırşehir'in, Yesevîlik geleneğinden beslenen Türkmen babalarının etkisiyle Anadolu'da inanç, toplumsal hareketlilik ve siyasi ilişkilerin şekillendiği önemli merkezlerden biri haline geldiğini değerlendirdi. Yılmaz'ın çalışmasına göre, Ahi Evran öncülüğünde gelişen Ahilik teşkilatı ise dönemin dağınık sosyal ve siyasi yapısı içerisinde ekonomik, ahlaki ve kültürel dayanışmayı sağlayan kurumsal bir model olarak dikkat çekti. Bildiride, Babaîlik ile Ahilik arasında kurulan kültürel sürekliliğin ve tarihsel etkileşimin Anadolu toplumunun şekillenmesinde önemli rol oynadığına işaret edildi.
Türkçeyi Kültür Diline Taşıyan Coğrafya
Adnan Yılmaz, araştırmasında Kırşehir'in yalnızca siyasi ve toplumsal gelişmeler açısından değil, Türk dilinin Anadolu'daki gelişimi bakımından da önemli bir merkez olduğuna dikkat çekti.
Yılmaz'ın değerlendirmelerine göre, aynı kültürel çevrede yetişen Âşık Paşa, Gülşehrî, Hacı Bektaş Veli ve Yunus Emre gibi isimler, kaleme aldıkları Türkçe eserlerle Anadolu'da ortak bir kültürel hafızanın oluşmasına katkı sağladı. Farsçanın edebiyat ve devlet dili, Arapçanın ise din dili olarak öne çıktığı bir dönemde bu isimlerin Türkçenin güçlü bir kültür dili haline gelmesinde öncü rol üstlendiklerini belirten Yılmaz, Kırşehir merkezli Türkmen hareketlerinin aidiyet duygusunu güçlendiren ve ortak kimlik bilincini besleyen bir zemin oluşturduğunu ifade etti.
Ahilikten Osmanlı'ya Uzanan Miras
Araştırmacı Adnan Yılmaz'a göre Ahilik çevrelerinde şekillenen toplumsal ve ahlaki değerler, yalnızca kendi dönemini değil sonraki yüzyılları da etkiledi. Çalışmasında Ahilik anlayışının Osmanlı'nın kuruluş sürecinde de karşılık bulduğunu belirten Yılmaz, özellikle Şeyh Edebali gibi şahsiyetler üzerinden şekillenen ahlaki meşruiyet anlayışının Ahilik geleneğiyle bağlantılı bir tarihsel süreklilik taşıdığını değerlendirdi. Yılmaz, bu mirasın uzun vadede Türkiye Cumhuriyeti'nin toplumsal ve kültürel temellerine kadar uzanan etkiler oluşturduğuna dikkat çekti.
Kırşehir'in Tarihi Birikimi Bilimsel Zeminde Tartışılacak
Adnan Yılmaz, sempozyumun yalnızca belirli bir dönemi değil, Kırşehir'in binlerce yıllık tarihsel birikimini bilimsel yöntemlerle değerlendirmeyi amaçladığını da vurguladı. Yılmaz'ın aktardığı bilgilere göre Kırşehir, prehistorik dönemlerden günümüze uzanan köklü geçmişiyle Hitit, Frig, Roma ve Bizans medeniyetlerine ev sahipliği yaptı. Malazgirt Zaferi sonrasında Anadolu'nun Türkleşme sürecinde önemli bir merkez haline gelen şehir, Ahilik geleneğinin doğduğu yer olarak Türk-İslam medeniyetinin şekillenmesinde de önemli rol oynadı. Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde yetiştirdiği ilim, irfan ve sanat insanlarıyla da Anadolu'nun kültürel hafızasında özel bir yer edindi.
Kalehöyük'ten Neşet Ertaş'a Uzanan Zengin Miras
Kırşehir'in kültürel mirasının yalnızca yazılı tarih kaynaklarından ibaret olmadığını belirten Yılmaz, şehrin arkeolojik ve kültürel değerleriyle de dikkat çektiğini ifade etti.
Yılmaz'ın değerlendirmelerine göre, Kalehöyük kazılarından elde edilen bulgular bölgenin Eski Çağ tarihine ışık tutarken, Cacabey Camii ve Kesikköprü gibi eserler Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinin mimari mirasını günümüze taşıyor. Ayrıca Aşıklık Geleneği ve Bozkırın Tezenesi olarak bilinen Neşet Ertaş gibi kültürel değerler, Kırşehir'in somut olmayan kültürel mirasının önemli temsilcileri arasında gösteriliyor. UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'nde yer alan Ahilik Geleneği ve Ahi Evran-ı Veli mirasının da Kırşehir'i uluslararası ölçekte öne çıkaran unsurlar arasında bulunuyor.
Uluslararası Katılım Dikkat Çekiyor
Sempozyumun Düzenleme Kurulu Başkanlıklarını Prof. Dr. Yaşar Özüçetin ile Prof. Dr. Yunus Pustu yürütüyor. Bilim Kurulu'nda Türkiye'nin yanı sıra Arnavutluk, Almanya, Bosna Hersek, Azerbaycan, Kırgızistan ve Özbekistan’dan çok sayıda akademisyen yer alıyor.







