ABD ile İsrail’in ortaklığında İran’a yönelik başlatılan ve 40 gün süren savaş, iki haftalık ateşkes anlaşmasıyla sona erdi. 28 Şubat’ta başlayan ve bölgesel dengeleri derinden sarsan çatışmaların ardından ortaya çıkan tablo, yalnızca askeri değil, siyasi ve ekonomik sonuçlarıyla da tartışma yaratıyor. Peki, bu savaşın gerçek kazananı ve kaybedenleri kimler oldu?

Amerika Birleşik Devletleri, İsrail ve İran arasında yaşanan ve 40 gün süren çatışmalar, Pakistan arabuluculuğunda varılan ateşkesle sona erdi. Resmi olarak üç ülkenin taraf olduğu savaş, sahadaki etkileri itibarıyla çok daha geniş bir coğrafyayı etkiledi.
Savaşın askeri boyutunun ötesinde, bölgesel güç dengelerini yeniden şekillendiren sonuçlar doğurduğu görüldü.
SAVAŞIN TEK KAZANANI İSRAİL OLDU
İsrail, ABD’nin mali, askeri ve lojistik desteğini etkin şekilde kullanarak sahada önemli avantajlar elde etti.
İsrail kendi askeri riskini sınırlı tutarak operasyonlarını yürüttüğü ve bu süreçte stratejik kazanımlar elde etti. Lübnan topraklarında ilerleme sağladı, sınır hattını genişletti ve özellikle Litani Nehri hattına kadar uzanan bir etki alanı oluşturdu. Ayrıca Hermon Dağı ve çevresindeki kontrol alanlarının güçlendirilmesi, İsrail’in bölgedeki stratejik derinliğini artıran unsurlar arasında.

40 GÜNLÜK SAVAŞ İRAN’I 40 YIL GERİYE GÖTÜRDÜ
İran ise savaşın en büyük kaybedeni konumunda. Yıllardır “başkasının çocuklarını askere alıp, başkasının topraklarında iç savaşlar yöneterek” sürdürdüğü vekalet stratejisinin faturası, bu kez kendi topraklarında ödendi.
40 günlük çatışmaların, ülkenin hem askeri kapasitesi hem de siyasi istikrarı üzerinde ciddi etkiler oluştururken, 47 yıllık molla rejiminin birikmiş tüm kayıplarıyla birleşen 40 günlük yıkım, rejimin hem itibarını hem de iktidarını ağır şekilde sarstı.

İran, Kuveyt, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Bahreyn gibi Körfez ülkeleriyle 40 yılda bile onarılamayacak bir düşmanlık kazandı. Bu ülkelerde savaş sırasında hedef alınmaları, bölgedeki güvenlik algısını kökten değiştirdi.
SAVAŞIN BİR DİĞER KAYBEDENİ ABD
Savaşın bir diğer tartışmalı boyutu ise Amerika Birleşik Devletleri cephesinde yaşandı. ABD’de yapılan anketlerde halkın yüzde 75’inden fazlasının savaş istemediği gerçeği ortadayken İsrail’in Trump’a yönelik Epstein dosyaları üzerinden yaptığı şantajla ABD İran’a savaş başlattı. İsrail böylelikle ABD’nin parasını, silahını ve askerini İran kullanarak savaşın maliyetini ABD’ye yüklemiş oldu.

Böylelikle ABD tarihin en büyük bütçe açığı ve enflasyon dalgasıyla karşı karşıya kalarak hem ekonomik hem de stratejik olarak iflasın eşiğine sürüklendi.
Ayrıca Trump’a yönelik kendi partisinden de eleştilerin yükseldiği ve ABD ekonomisini ve ordusunu büyük bir çıkmaza soktuğuna yönelik muhalif seslerin yükseldiği de belirtilerken, Kasım’da yapılacak ara seçimlerde Trump’ın seçimi kaybedeceği de konuşulan senaryolar arasında.
ABD İLE BİRLİKTE KÖRFEZ ÜLKELERİ DE KAYBETTİ
Öte yandan bölgesel aktörler de ağır yara aldı. Savaş, Körfez ülkelerinde (Kuveyt, Katar, Umman, Bahreyn, Suudi Arabistan, BAE) devasa bir güvenlik açığı meydana getirdi.

ABD’nin kendilerini koruması için milyarlaraca lira harcayan Körfez ülekeri artık ABD’ye olan güvenlerini yitirirken, Türkiye’ye olan ihtiyacı açıkça ortaya koydu. Pakistan’ın arabuluculuğuyla sağlanan ateşkes ise tüm bu sonuçları resmen tescil etmiş oldu.





