Ankara'nın binlerce yıllık tarihine ışık tutan “Ankara Tümülüsleri” belgeseli, uluslararası alanda önemli bir başarıya imza attı. Yönetmenliğini Ankara Türk Ocakları Genel Merkez Sanat ve Edebiyat Kurulu Üyesi Kadir Uluç’un üstlendiği yapım, İtalya’da düzenlenen Mònde Film Festivali’nde arkeoloji filmleri kategorisinde “En İyi Film” seçilerek Marina Mazzei Ödülü’ne layık görüldü.
Ankara’nın modern şehir yaşamının gölgesinde kalan tarihi mirasını gün yüzüne çıkaran belgesel, yalnızca Türkiye’de değil, uluslararası kültür ve sinema çevrelerinde de büyük takdir topladı. Arkeoloji ve kültürel miras alanında verilen prestijli ödüllerden biri olarak kabul edilen Marina Mazzei Ödülü’nün kazanılması, Ankara’nın tarihi değerlerinin dünya sahnesinde daha görünür hale gelmesine katkı sundu.

TÜRK OCAKLARI’NDAN TEBRİK MESAJI
Belgeselin ödül almasının ardından Türk Ocakları tarafından sosyal medya üzerinden yayımlanan mesajda Kadir Uluç’un başarısından duyulan memnuniyet dile getirildi.
Paylaşımda, Ankara Türk Ocağı’nda geçmiş dönemlerde birlikte yönetim kurulu üyeliği yapılan ve halen Türk Ocakları Genel Merkez Sanat ve Edebiyat Kurulu’nda görev alan Kadir Uluç’un elde ettiği uluslararası başarının gurur verici olduğu belirtilerek, yönetmen tebrik edildi ve yeni çalışmalarında başarılar dilendi.
MARİNA MAZZEİ ÖDÜLÜ NEDEN ÖNEMLİ?
“Ankara Tümülüsleri”ne verilen Marina Mazzei Ödülü, İtalya’da düzenlenen uluslararası Mònde Film Festivali kapsamında “Panorama Archeologia” kategorisinde verilen saygın bir kültür ve sinema ödülü olarak öne çıkıyor.

Ödül, Güney İtalya’daki antik yerleşimlerin ortaya çıkarılması ve korunmasına yönelik çalışmalarıyla tanınan İtalyan arkeolog Marina Mazzei’nin anısını yaşatmak amacıyla oluşturuldu. 2025 yılından itibaren verilmeye başlanan ödül, antik uygarlıkları, kültürel mirası ve insanlık tarihinin izlerini başarılı bir sinema diliyle anlatan yapımları onurlandırmayı amaçlıyor.
Bu yönüyle “Ankara Tümülüsleri”nin ödüle layık görülmesi, yalnızca bir sinema başarısı değil, aynı zamanda Anadolu’nun kültürel mirasının uluslararası düzeyde takdir edilmesi anlamına geliyor.

ANKARA’NIN SESSİZ TANIKLARI BELGESELİN MERKEZİNDE
Belgesel, Ankara bozkırlarında yüzyıllardır ayakta duran ve çoğu zaman günlük yaşamın içinde fark edilmeden varlığını sürdüren tümülüsleri odağına alıyor. Antik çağlardan günümüze ulaşan bu anıtsal mezar yapıları, filmde adeta birer zaman kapsülü olarak ele alınıyor.
Yapım, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde bulunan Gordion’dan başlayarak Ankara merkezine kadar uzanan geniş bir coğrafyada izleyiciyi tarihsel bir yolculuğa çıkarıyor. Özellikle Frig Uygarlığı’nın mirası olan tümülüslerin mimari özellikleri, kültürel anlamları ve tarihsel önemi bilimsel veriler ışığında aktarılıyor.

Belgeselin temel yaklaşımı, Ankara’nın yalnızca modern bir başkent olmadığı; aynı zamanda binlerce yıllık medeniyetlerin izlerini taşıyan kadim bir kültür merkezi olduğu gerçeğini ortaya koymak üzerine kuruluyor.
KENTSEL DÖNÜŞÜM VE KÜLTÜREL HAFIZA VURGUSU
“Ankara Tümülüsleri” yalnızca arkeolojik bir araştırma filmi olmanın ötesine geçerek kent hafızası üzerine de önemli mesajlar veriyor.
Filmde, hızlı kentleşme nedeniyle bazı tümülüslerin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalması, bazılarının ise yapılaşma arasında görünmez hale gelmesi dikkat çekici örneklerle anlatılıyor. Bu yönüyle belgesel, tarihi mirasın korunmasının yalnızca uzmanların değil, tüm toplumun ortak sorumluluğu olduğuna vurgu yapıyor.
Ankara'nın geçmişine ait sessiz tanıklar olarak tanımlanan tümülüslerin korunmasının, kentin kültürel kimliğinin geleceğe aktarılması açısından büyük önem taşıdığı ifade ediliyor.
Belgesel, birçok kurumun iş birliğiyle hayata geçirilen kapsamlı bir kültürel miras projesi olarak dikkat çekiyor.
Yapımcılığını Gordion Vakfı adına Kadim Koç üstlenirken, senaryosu Nurefşan Ünveren tarafından kaleme alındı. Belgeselin müzikleri ise Murat Özden Uluç tarafından hazırlandı.
Bilimsel danışmanlık görevini Gordion Kazı Başkanı Prof. Dr. C. Brian Rose ile ODTÜ Ankara Tümülüsleri Proje Başkanı Doç. Dr. Ela Alanyalı Aral yürüttü. Bu akademik destek sayesinde film, bilimsel doğruluğu ve arkeolojik güvenilirliğiyle de öne çıktı.
Gordion Vakfı, Polatlı Belediyesi, ODTÜ Ankara Tümülüsleri Proje Ekibi ve Anadolu Medeniyetleri Müzesi de projeye destek veren kurumlar arasında yer aldı.
KADİR ULUÇ KİMDİR?
Belgeselin yönetmeni Kadir Uluç, Türkiye’de kültürel miras ve arkeoloji temalı yapımlarıyla tanınan önemli isimlerden biri olarak biliniyor.
1967 yılında Diyarbakır’ın Çermik ilçesinde doğan Uluç, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü’nden mezun oldu. Daha sonra aynı üniversitede Eğitim Yönetimi ve Planlaması alanında yüksek lisans eğitimi aldı.

Uzun yıllar televizyon sektöründe kameraman ve yapımcı olarak çalışan Uluç, Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde uzaktan eğitim projelerinde görev yaptı. Japon Uluslararası İşbirliği Ajansı’nın (JICA) bursuyla Japonya’da görsel medya üretimi üzerine eğitim aldı. Bir dönem SGK TV’nin koordinatörlüğünü yürüttükten sonra 2020 yılında kendi yapım şirketi Uluç Yapım’ı kurdu.
DAHA ÖNCE DE ÖDÜLLER KAZANDI
Kadir Uluç’un kültürel miras temalı çalışmaları daha önce de çeşitli ödüllerle taçlandırıldı.
2022 yılında çektiği “Gordion’un Çobanları” belgeseli, Ankara Uluslararası Film Festivali’nde VEKAM Özel Ödülü’nü kazandı. Yönetmen, bu ödülden elde ettiği geliri LÖSEV’e bağışlayarak dikkat çekmişti.
2023 yılında hazırladığı “Midas’ın İzinde” belgeseli ise Frig uygarlığının merkezi olan Gordion’un bilinmeyen yönlerini ele aldı.
2025 yılında tamamlanan “Ankara Tümülüsleri” ise şimdi uluslararası bir ödülle taçlanarak yönetmenin kariyerindeki en önemli başarılardan biri olarak kayıtlara geçti.
ANKARA’NIN TARİHİ MİRASI ULUSLARARASI ARENADA TANITILIYOR
İtalya’dan gelen ödül, yalnızca bir belgeselin başarısı olarak değil, Ankara’nın ve Anadolu’nun binlerce yıllık kültürel zenginliğinin dünya kamuoyuna tanıtılması açısından da önemli bir gelişme olarak değerlendirildi.
“Ankara Tümülüsleri”, başkentin göz önünde olmayan tarihini görünür kılarken, geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir köprü kuruyor. Uluslararası alanda elde edilen bu başarı, Türkiye’de kültürel miras odaklı belgesel çalışmalarının ulaştığı seviyeyi göstermesi bakımından da dikkat çekiyor.




