Ankara’da baraj rezervlerinin geçen yıla göre artması, kentin su ihtiyacı açısından olumlu bir tablo ortaya koyuyor. Ancak büyüyen nüfus, yağışların mevsimlere göre değişen dağılımı ve kuraklık riski, bugünkü birikimin geleceğe yönelik bir güvence sayılıp sayılamayacağı sorusunu gündeme getiriyor.

Ankara’nın su geleceğini değerlendirmek için barajlardaki doluluk oranlarına bakmak tek başına yeterli mi? Başkentin 2026 yılında geçen yıla kıyasla daha yüksek su rezervine ulaşması önemli bir kazanım. Buna karşılık, depolanan suyun hangi hızla tüketildiği ve kaynakların kurak dönemlerde ne ölçüde yenilenebildiği de uzun vadeli planlamanın belirleyici unsurları arasında bulunuyor.

ASKİ’nin 5 Ekim 2026 verilerine göre Ankara barajlarındaki toplam su miktarı 550 milyon 203 bin metreküp seviyesinde. Geçen yıl aynı gün 250 milyon 351 bin metreküp olan rezervle karşılaştırıldığında, yaklaşık 300 milyon metreküplük artış görülüyor. Ancak bu fark, Ankara’nın 2050’ye uzanan su ihtiyacına tek başına yanıt vermiyor.

Ankara Barajlari

BARAJLARDAKİ ARTIŞ NE ANLAMA GELİYOR?

Geçen yıl yüzde 17 seviyelerinde bulunan toplam doluluk oranının bu yıl yüzde 37’nin üzerine çıkması, Ankara’nın sonbahara daha fazla suyla girdiğini gösteriyor.

Bununla birlikte, toplam rezerv ile aktif kullanılabilir su miktarını birbirinden ayırmak gerekiyor. ASKİ verilerinde 5 Ekim itibarıyla aktif kullanılabilir su yaklaşık 398,5 milyon metreküp olarak yer alıyor. Dolayısıyla barajlarda bulunan 550 milyon metreküpün tamamını kentin kullanımına hazır su olarak kabul etmek yanıltıcı olabiliyor.

Rezervin zaman içindeki değişimi de dikkat çekiyor. 10 Eylül’de yaklaşık 582 milyon metreküp olan toplam su miktarının ekim başında 550 milyon metreküp düzeyine gerilemesi, yağışların sınırlı kaldığı dönemlerde depolanan suyun önemini ortaya koyuyor.

De697388 A1V0R7Mhjf59Bsx2Dvim0M

SUYUN BİRİKTİĞİ AYLAR İLE TÜKETİLDİĞİ DÖNEMLER FARKLI

2026’da barajları besleyen suyun önemli bölümü kış ve ilkbahar aylarında geldi. Şubat ayında 236 milyon metreküpü aşan su girişi kaydedilirken, nisan ayında bu miktar yaklaşık 160 milyon metreküp oldu.

Yazla birlikte ise su girişleri belirgin biçimde azaldı. Temmuz ve ağustosta aylık miktarlar birkaç milyon metreküpe kadar düştü. Bu değişim, Ankara’nın yılın yağışlı bölümünde biriktirdiği suyla kurak ayları karşılamak durumunda olduğunu gösteriyor.

Sonbahar da her yıl aynı ölçüde katkı sağlamıyor. Ekim aylarında barajlara gelen su, 2016’da 2,69 milyon metreküp düzeyindeyken 2019’da 33,38 milyon metreküpe ulaştı. 2025’in ekim ayında ise 8,85 milyon metreküp olarak kaydedildi. Yıllar arasındaki bu fark, su planlamasında yalnızca yağışlı dönemlerin esas alınamayacağını ortaya koyuyor.

BÜYÜYEN KENTİN SU İHTİYACI DA BÜYÜYOR

Su kaynaklarının geleceği değerlendirilirken Ankara’nın nüfusundaki değişim de hesaba katılmalı. TÜİK verilerine göre 2015’te 5 milyon 270 bin 575 olan kent nüfusu, 2025 sonunda 5 milyon 910 bin 320 kişiye yükseldi. Böylece on yılda yaklaşık 640 bin kişilik artış gerçekleşti.

ASKİ’nin paylaştığı kişi başına günlük ortalama su tüketimi yaklaşık 237 litre. Nüfus artışı ve tüketim düzeyi birlikte düşünüldüğünde, mevcut kaynakların üzerindeki talebin neden önem taşıdığı daha açık görülüyor.

5 Ekim’de şehre verilen su yaklaşık 1 milyon 483 bin metreküp olurken, aynı gün barajlara gelen miktar yaklaşık 173 bin metreküpte kaldı. Tek günlük bu karşılaştırma yıllık su dengesini açıklamasa da düşük su girişinin olduğu dönemlerde birikmiş rezervlere duyulan ihtiyacı gösteriyor.

MEVCUT SUYUN KAÇ GÜN YETECEĞİ HESAPLANABİLİR Mİ?

Aktif kullanılabilir rezervin günlük verilen su miktarına bölünmesiyle yaklaşık 269 günlük bir değer elde ediliyor. Ancak bu sonuç, Ankara için kesin bir “suyun biteceği tarih” anlamına gelmiyor.

Böyle bir hesap, tüketimin değişmediği varsayımına dayanıyor. Oysa yeni yağışlar ve su girişleri rezervi artırabilirken buharlaşma, kullanım miktarındaki değişimler ve işletme koşulları da dengeyi etkiliyor.

Bu nedenle su güvenliğini yalnızca gün sayısıyla ifade etmek yerine, kaynakların farklı hava ve tüketim koşullarında nasıl bir performans göstereceğine bakmak gerekiyor.

GEREDE’NİN KATKISI HER YIL AYNI OLMUYOR

Ankara’nın uzun vadeli su ihtiyacı açısından Gerede Sistemi önemli bir kaynak olarak öne çıkıyor. DSİ’nin planlamasında sistemin Başkente yıllık ortalama 226 milyon metreküp ilave su sağlaması öngörülüyor.

ASKİ’nin açıkladığı gerçekleşme miktarları ise yıllar arasında belirgin farklar bulunduğunu gösteriyor. Gerede’den Ankara’ya 2023’te 235 milyon, 2024’te 119 milyon, 2025’te ise 72 milyon metreküp su geldi. Ayrıca 2025’te yaklaşık dört ay boyunca sistemden su alınamadığı belirtildi.

Bu tablo, uzun vadeli hesaplarda proje kapasitesi kadar kurak yıllarda sağlanabilecek su miktarının da dikkate alınması gerektiğine işaret ediyor.

Bu görüntüler Ankara'ya yakışmıyor
Bu görüntüler Ankara'ya yakışmıyor
İçeriği Görüntüle

2050 İÇİN BUGÜNDEN DAHA GENİŞ BİR HESAP GEREKİYOR

6 Ekim’de yayımlanan AXA Türkiye İklim Raporu 2026’da, 2050’ye kadar Türkiye’de yaklaşık 65 milyon kişinin yüksek veya çok yüksek su stresi riskiyle karşılaşabileceği belirtiliyor. Ülke genelini kapsayan bu öngörü, Ankara’ya özgü bir su rezervi hesabı sunmasa da uzun vadeli planlamada iklim etkilerinin önemini hatırlatıyor.

Ankara’nın mevcut baraj tablosu, geçen yıla göre daha güçlü bir birikime işaret ediyor. Fakat Başkentin 2050’ye hazır olup olmadığını belirleyecek olan, yalnızca bugün depolanan su değil; artan talebin nasıl karşılanacağı, kurak dönemlerde kaynakların ne kadar su sağlayacağı ve tüketimin nasıl yönetileceği olacak.

Bu nedenle 2026’daki toparlanmayı kalıcı çözüm olarak değerlendirmek için erken. Asıl ölçüt, yağışların azaldığı ve ihtiyacın yükseldiği yıllarda da kente kesintisiz su sağlanabilmesi.

Kaynak: Haber Merkezi