Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki grup toplantısında gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Konuşmasında Avrupa Birliği’ne ve Avrupa Parlamentosu’nun 2025 Türkiye Raporu’na sert tepki gösteren Bahçeli, Türkiye’nin egemenlik haklarının ve güvenlik politikalarının hedef alınmasına izin verilmeyeceğini söyledi.
ABD Başkanı Donald Trump’ın G7 toplantısında kullandığı “patron benim” sözünü de değerlendiren Bahçeli, bu ifadenin gelişigüzel söylenmiş bir cümle olmadığını, Avrupa’nın güvenlik ve siyaset alanında ABD’ye bağımlılığını ortaya koyduğunu savundu.
“TRUMP’IN SÖZÜ GELİŞİGÜZEL BİR LAF DEĞİL”
Bahçeli, Fransa’da yapılan G7 Zirvesi’nde küresel ekonomi, Ukrayna savaşı, Hürmüz Boğazı, enerji yolları, dünya ticareti ve düzensiz göç gibi birçok başlığın gündemde olduğunu belirtti. Ancak zirveye ABD Başkanı Trump’ın çalışma toplantısına girerken söylediği “patron benim” sözünün damga vurduğunu ifade etti.
Bahçeli, “Bu söz gelişigüzel söylenmiş bir cümle değil. G7 masasındaki güç dengesini, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Avrupa’nın omzuna çöken ve tüm bu ışıltılı Batı güzellemelerinin saklayamadığı güvenlik bağımlılığını ve transatlantik ilişkilerin gerçek mahiyetini gösteren ibretlik bir itiraftır” dedi.
Avrupa’nın yıllardır stratejik özerklikten söz ettiğini ancak savunma, siyaset ve ekonomi mimarisini Washington’ın gölgesinden çıkaramadığını söyleyen Bahçeli, Avrupa’nın kendi güvenlik boşluğunu nasıl dolduracağını düşündüğü bir dönemde Türkiye’ye raporlar üzerinden ders vermeye çalıştığını belirtti.
“TÜRK MİLLETİNE BİÇİM VERECEK TERZİ DOĞMAMIŞTIR”
Avrupa Parlamentosu’nun 2025 Türkiye Raporu’na tepki gösteren Bahçeli, Avrupa’nın kendi sorunlarını görmeden Türkiye’ye eleştiriler yönelttiğini söyledi.
Bahçeli, “Avrupa kendi evinin duvarındaki çatlağı görmüş fakat hâlâ Türkiye’nin kapısına rapor çivileme hevesinden vazgeçmemiştir. Kendi zaaf ve basiretsizliklerini örtmek için rapor kumaşından yanlışlarına perde biçmeye, itham ipliğiyle tazyik nakışı işlemeye, çifte standart söküğünü insan hakları türküleriyle yamamaya çalışmaktadır” ifadelerini kullandı.
MHP lideri, “Gaflet uykusundan hülyalara dalanlar iyi duysun. Kin nöbetinde bekleyenler kulağını açsın ve işitsin. Türk milletine biçim verecek terzi daha anasının karnından doğmamıştır” dedi.
“KAFALARINA VURA VURA KİM OLDUĞUMUZU ÖĞRETİRİZ”
Bahçeli, Avrupa başkentlerinde terör örgütlerinin faaliyetlerine göz yumulduğunu, FETÖ mensuplarına kucak açıldığını ve Türkiye karşıtı çevrelere alan sağlandığını öne sürdü.
Türk milliyetçiliğine, Türk yargısına, Mavi Vatan anlayışına ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin egemen eşitliğine yönelik değerlendirmelerin kabul edilemez olduğunu belirten Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:
“Türk düşmanlığının zehirli diline göz yumanların Türk milliyetçiliği hakkında hüküm cümlesi kurmaya yüzü var mıdır? Kendi kıtasında göç baskısı karşısında bocalayanların milyonlarca mazluma yıllardır kapısını açmış Türkiye’ye insanlık dersi vermeye hakkı var mıdır? Kendi güvenliğini ABD’nin kararlarına bağlamış olanların Mavi Vatan ülkümüze ve Doğu Akdeniz’de kabak gibi ortada olan deniz yetki alanlarımıza itiraz edecek sözü var mıdır?”
Bahçeli, konuşmasının devamında, “Türkiye’nin egemenlik sahasına itiraz etmeye kalkışanın alnını karışlarız. Türk milletine kafa tutmaya çalışanların kafalarına vura vura kim olduğumuzu öğretiriz” dedi.
MAVİ VATAN VE DOĞU AKDENİZ VURGUSU
Türkiye’nin kendi kıyılarında bekçi kulübesine hapsedilecek bir devlet olmadığını söyleyen Bahçeli, Adalar Denizi ve Doğu Akdeniz’in Türkiye açısından egemenlik, güvenlik ve milli aidiyet sahası olduğunu ifade etti.
Bahçeli, “Doğu Akdeniz; Anadolu’nun mavi kapısı, Kıbrıs Türkünün dayatma kabul etmez hayat alanı, enerji denklemlerinin merkez üssü ve deniz yetki alanlarımızın nirengi noktasıdır. Mavi Vatan, denizlerdeki Misak-ı Milli şuurudur” dedi.
Rum-Yunan ikilisinin tarih boyunca Türk sabrını yanlış okuduğunu söyleyen Bahçeli, Türkiye’nin diplomasi arayışının zayıflık, barış isteğinin ise geri adım olarak görülmemesi gerektiğini belirtti.
ABD-İRAN MUTABAKATI İÇİN “İHTİYATLIYIZ” MESAJI
Bahçeli, konuşmasında ABD ile İran arasında varıldığı belirtilen mutabakata da değindi. Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması, deniz ablukasının kaldırılması, İran’ın nükleer stoklarına ilişkin süreç, dondurulmuş fonlar, Lübnan dahil farklı cephelerde askeri operasyonların durdurulması ve nihai anlaşma için takvim belirlenmesi gibi başlıkları kapsayan mutabakatın dikkatle takip edildiğini söyledi.
Müzakere kapısının açık tutulmasını ve İsviçre’nin ev sahipliğinde görüşmelere başlanmasını insanlığın huzuru adına olumlu bir gelişme olarak değerlendirdiklerini belirten Bahçeli, asıl meselenin verilen sözlerin sahada karşılık bulması olduğunu ifade etti.
Bahçeli, “Ne var ki asıl mesele masada verilen sözlerin karşılık bulmasıdır. İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının mutabakat sürecini gölgelediği, İran tarafının bu saldırıların devamı halinde müzakerelerin durabileceği yönünde açık uyarıda bulunduğu görülmüştür” dedi.
“LÜBNAN’DA ATEŞKES KALICI OLMALI”
İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarına da değinen Bahçeli, Lübnan’da ateşkesin kalıcı hale gelmesi ve ülkenin tüm topraklarını kapsaması gerektiğini söyledi.
Bahçeli, “Bölgeyi kan gölüne çeviren Siyonist tezvirat merkezinin bir günde barış meleğine dönüşmeyeceği de unutulmamalıdır. Bu nedenle meseleye ihtiyatla yaklaşıyoruz. Lübnan’da ateşkes kalıcı olmalı ve ülkenin tüm topraklarını kapsamalıdır. Mutabakat zaptı harfiyen uygulanmalı ve Hürmüz’den güvenli geçiş kesintisiz sağlanmalıdır” ifadelerini kullandı.
Bahçeli’nin açıklamaları, Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye Raporu, G7 Zirvesi’nde gündeme gelen güç dengeleri, ABD-İran mutabakatı ve İsrail’in Lübnan’daki saldırıları üzerinden dış politika gündeminde yeni tartışmaların kapısını araladı.





