İçinizde biriktirdikleriniz ve bana söyleyeceğiniz laf bittiyse asıl konumuza dönelim mi? Yavuz Çifçi’ye cevap yetiştirmek en kolayı. Asıl cevap vermeniz gereken kişilere bir dönüş yapmayalım mı?
Virüs başladı başlayalı yere göğe konduramadığımız Sağlık Bakanının da kanatsız bir melek olmadığını hep beraber gördük. Gördük ki vakalarda Avrupa’nın bir numarasıymışız ve hakikaten bizi ne kadar kıskansalar azmış. En sonunda takke düştü kel, çıplak ve hatta anadan üryan olduğumuz meydana çıktı.
Konu bana laf yetiştirmek olunca birbiri ile yarışan eyy.. ilçe başkanları; şimdi de “Evde kalalım virüsü tarumar edelim” diyenlere birkaç çift laf edebilecek misiniz görelim.
“Virüs patladı, haydin dükkanları kapatın, ne haliniz varsa görün” denilen mağdur esnaflara laf yetiştirin. Onlar için bir araya gelip “Neler yapabiliriz” diye omuz omuza verebilecek misiniz? Haydi meydan sizin...Buyurun sahalara..
Kahvecilere iki çift teselli verin, lokantacıların gönlünü alın, kafecilerin halini hatırını sorun. Ve onların bünyesinde günü birlik çalışan, çalışamadığının ertesi günü işsiz kalıp evine ekmek götüremeyenlerin karşısına çıkın.
Sahi iktidar partisi “kapatın” demekten gayrı onlar için ne yaptınız. Muhalefe ve diğerleri, kaç işsiz esnafa “cebinde paran var mı?” diye sordunuz birde onu dinleyelim.
“Efendim maske, kolonya dezenfektan dağıtarak mağdur esnafın yanında durduk” demekten başka yaptıklarınızı sayın dökün bakalım.
Sizin bu şahane desteğinize hayranım. Ballandırarak anlattığınız temizlik malzemelerinin işini bir kalıp sabunda görüyor. Ya da el kadar maskeden, olmadı 100 gram kolonyadan başka dilinizde geveleyeceğiniz neyiniz var? Onları da zaten halktan 10 TL dilenerek çözdü ağalarınız. Sizin kesenizden çıkanları bir görelim.
“Dükkanı kapat bilader” demek ne kadar kolay değil mi? Kapanan dükkanın her türlü giderini kim karşılayacak? Çalışmadığının ertesi günü aç olan yevmiyecilerin hali kimin umrunda. Bir de onların karşınına çıkın. Evlerine misafir olun, sofralarına diz kırın, çocuklarının yüzüne gözünüzü kaçırmadan bakın bakalım. Onların acılarına ortak olacak kaç okka yüreğiniz var, onu görelim.
Kaçının öğününde ejder mevyeli ballı bademli aşlar pişiyor. Özel uçaklarla, buram buram rüküşlük ve şatafat kokan eşyalarla itibardan tasarruf edip etmediklerine bir göz atın. Kapanan ekmek teknelerinin acılarına nasıl merhem oldunuz, bir söyleyin cümle alem bilsin. 30 senedir vergi verip devlete bakıyorum, devlet bana 2 ay bakamadı diyen esnafın kapısına hangi ara gittiniz de bizler kör, sağır olduk.
Sayın ilçe başkanlarımız; en küçük bir eleştiriden nem kaparak açtınız ağzınızı, yumdunuz gözünüzü. Sözüm yok, eleştiri en doğal hakkınız. Ancak ortada dağlar gibi mağduriyet yaşayan esnaflarımız, oralarda çalışan insanlarımız var. Bir zahmet onlar içinde dökün içinizdeki tüm cevherleri biz de zevkle aracı olalım.
Bu yazıyı Katar Emiri yazsaydı beğenirdiniz değil mi? Neyse önemi yok. Katar Emiri’ni, hatta annesini devlet büyüklerimiz pek beğeniyor zaten. Bir ara sizlerde emir eri olmaktan kurtulduğunuzda hep beraber uyanırız uykularımızdan.