Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu açılış töreninde yaptığı konuşmada, organizasyonun yalnızca diplomatik temasların yürütüldüğü bir platform olmadığını belirtti. Antalya’nın tarihi ve kültürel önemine dikkat çeken Erdoğan, forumun kısa sürede küresel ölçekte etkili bir marka haline geldiğini ifade etti. Erdoğan, konuşmasının başında Kahramanmaraş’ta yaşanan üzücü olaya değinerek taziye mesajları için teşekkür etti ve benzer acıların yaşanmaması temennisinde bulundu.
“ADF KÜRESEL AKLIN ORTAK KÜRSÜSÜ HALİNE GELDİ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, forumun misyonuna ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye olarak Antalya Diplomasi Forumu’nu diplomatik temas kavramının sınırları içine hapsetmiyoruz. Bu organizasyonu; dünyanın nereye doğru gittiği, insanlığın hangi değerler etrafında buluşabileceği, yeni etkileşim alanlarının neler olabileceği üzerine derinlikli istişarelerin yapıldığı bir akıl platformu olarak görüyoruz. Hepimiz şu gerçeğin çok net farkındayız; günümüzde diplomasi yalnızca sorunların, ihtilafların ve çıkarların müzakere edildiği bir alan olmaktan çıkıyor. Diplomasi aynı zamanda insanlığın ortak geleceğinin hangi ilkeler bağlamında şekilleneceğinin tartışıldığı bir zemini de temsil ediyor.”
“DÜNYA GÜÇ KRİZİYLE BİRLİKTE YÖN KRİZİ YAŞIYOR”
Küresel sistemdeki gelişmeleri değerlendiren Erdoğan şu ifadeleri kullandı:
“İnsanlık ailesi olarak içinden geçtiğimiz dönemi anlamak için süreci doğru tahlil etmemiz, dinamikleri doğru okumamız şarttır. Bugün uluslararası sistemde yaşanan sarsıntıları yalnızca güç dengelerindeki değişimle açıklamak bizi meselenin özünden uzaklaştıracaktır. Evet, güç dağılımı değişiyor. Evet, yeni aktörler yükseliyor. Evet, rekabet kızışıyor, derinleşiyor, daha yıkıcı hale geliyor. Ancak bütün bunlar bizim çok daha sert bir kırılmayla karşı karşıya olduğumuz gerçeğini değiştirmiyor. Bugün dünya, güç bunalımıyla birlikte bir istikamet buhranı da yaşamaktadır. Gelinilen nokta itibarıyla ciddi ve tehlikeli bir eşikte olduğumuz görülüyor.”
“BU BİR İNSANLIK SINAVIDIR”
Gazze’de yaşananlara dikkat çeken Erdoğan, konuşmasında şu değerlendirmelere yer verdi:
“Kural temelli olduğu iddia edilen sistem; kuralların ihlal edildiği yerde susarken, insan haklarını ve küresel güvenliği korumakla görevli mekanizmalar en ağır saldırılar karşısında etkisiz, hatta çoğu zaman kayıtsız kalıyor. Buradaki esas sorun; seçici davranan adalet, araçsallaştırılmış ilkeler ve güç ilişkilerine mahkum edilmiş müşterek değerlerimizdir. Dolayısıyla küresel sistemde yaşanan kriz; evvel emirde ahlaki ve varoluşsal bir krizdir.
Krizin ulaştığı boyutu görmek için 7 Ekim sonrası Gazze'ye bakmak yeterlidir. Son iki buçuk yılda 73 bin Filistinli İsrail saldırılarında can verirken, yaralananların sayısı 172 bini geçiyor. Henüz körpe bir fidanken hayattan kopartılan çocukların sayısı 21 bini aştı. Öksüz ve yetimlerin sayısı ise 58 bini geride bıraktı. Ateşkese rağmen 754 Filistinli şehit oldu, 2100 kişi yaralandı. Bir defa şunu burada kabul etmemiz gerekiyor: Gazze'de yaşananları yalnızca bir insani trajedi olarak okumak eksikliktir. Gazze’deki soykırım mevcut düzenin neye izin verdiğini, neyi görmezden geldiğini ve kimi koruduğunu bize çok net bir biçimde göstermiştir. Hepimiz elimizi vicdanımıza koyup şu soruların cevabını cesaretle aramak zorundayız.”
“KRİZ KARŞISINDA ELİ KOLU BAĞLI KALAMAYIZ”
Erdoğan konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı:
“Eğer bir sistem küvezdeki masum bebekleri kurşunlardan koruyamıyorsa, sivillerin toplu şekilde hedef alınmasının önüne geçemiyorsa, kurumlar ve kurallar zalimlerin zulmüne engel olamıyorsa; bu yapısal bir çürüme, ontolojik bir tefessüh değil midir? Bu tablo ahlak ve meşruiyet krizinin en bariz hali değil midir? Sorarım. Dün Suriye ve Gazze’de, bugün Batı Şeria ve Lübnan’da en temel insanlık sınavını veremeyen bir sisteme güvenmemiz bizden nasıl beklenir? Dahası kardeşlerimizin, dostlarımızın ve evlatlarımızın geleceğini etkileyen bu sistem; özellikle kriz karşısında eli kolu bağlı kalmamız nasıl düşünülebilir?”
“BARIŞIN YOLU DİPLOMASİDİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, çatışmaların çözümünde diplomasiye vurgu yaparak şu ifadeleri kullandı:
“Unutulmasın ki barışa giden en kestirme yol yapıcı diyalog ve diplomasidir. Ve barış, Cumhur İttifakı ortağımız Sayın Devlet Bahçeli'nin o veciz ifadesiyle 'tek kanatlı bir kuş' değildir. Tarafların uzlaşmacı, sabırlı ve sağduyulu bir anlayışla hareket etmeleri sonuç alınmasında büyük önem arz ediyor. Yine bu kritik aşamada İsrail'in müzakere sürecini dinamitlemesine karşı hazır ve müteyakkız olunmalı.”
HÜRMÜZ, UKRAYNA VE SURİYE MESAJLARI
Hürmüz Boğazı ile ilgili değerlendirmesinde Erdoğan şu ifadeleri kullandı:
“Tansiyonun tırmandığı Hürmüz Geçidi ile ilgili bizim tavrımız çok nettir. Hürmüz'ün bir yakası İran ise diğer yakası Umman'dır. Körfez ülkelerinin açık denizlere erişim hakkı kısıtlanmamalıdır. Esas olan yerleşik kurallar temelinde seyrüsefer serbestisinin temini ve Hürmüz'ün ticari gemilere açık tutulmasıdır.”
Ukrayna savaşı hakkında ise şu mesajı verdi:
“Yakın çevremizdeki bir diğer çatışma alanı olan Ukrayna'daki savaşın getirdiği yıkım ve can kayıplarından üzüntü duyuyoruz. Tarafların adil ve eşit şekilde temsil edildikleri bir müzakere süreciyle savaşın sona ereceğine yönelik inancımızı halen koruyoruz. Şunu tüm samimiyetimle burada dile getirmek isterim: Türkiye, tarafların da istekli olması halinde liderler zirvesi dahil doğrudan müzakerelerin devamı için her türlü kolaylaştırıcı adımı desteklemeye hazırdır.”
“TÜRKİYE BARIŞ İÇİN AKTİF ROL ALMAYA DEVAM EDECEK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının sonunda uluslararası dayanışmanın önemine vurgu yaparak şu ifadeleri kullandı:
“Tarih boyunca barış, istikrar ve adalet yalnızca güçle değil aynı zamanda dayanışma ile sağlanmıştır. Büyük mütefekkir İbn Haldun’un işaret ettiği gibi, bir toplumu ayakta tutan sahip olduğu güçten önce o gücü anlamlı kılan 'asabiye'dir, birlik duygusudur, ortak kader bilincidir, dayanışmadır. Vicdan sahipleri olarak savaş ve soykırım cephesi karşısında barış ve insanlık cephesini ne kadar güçlendirirsek yarınlarımıza o derece güvenli bakabiliriz.”
Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu’nun bu dayanışma zeminine katkı sunduğunu belirterek konuşmasını tamamladı.






