24 Nisan saat 17.30’da başlayan ve moderatörlüğünü Tarih TV Yönetim Kurulu Başkanı Mükremin Atmaca’nın üstlendiği panelde, oyuncular Demet Akbağ, Oktay Kaynarca ve Yılmaz Erdoğan konuşmacı olarak yer aldı. Panelde özellikle Türkiye’de dizilerin uzun süreleri, hem üretim süreci hem de izleyici deneyimi açısından eleştirildi.

120 SAYFALIK SENARYO
Yılmaz Erdoğan, dizi sürelerinin sürdürülemez bir noktaya geldiğini belirterek, “Bir gecede 1 saat özet, 2,5 saat dizi hem izleyiciye hem bize eziyet. İlk bölümü yazmak için bazen iki yılınız var ama beşinci bölümü yazmak için beş gününüz oluyor. Bu düzenle nitelikli iş üretmek ya da insanca yaşamak mümkün değil” dedi. Erdoğan, haftalık bölüm sürelerinin 120 sayfayı aşan senaryolar gerektirdiğini vurgulayarak, mevcut sistemin hem yaratıcı süreci hem de çalışanların yaşam koşullarını olumsuz etkilediğini ifade etti.

YURT DIŞINDA BÖLÜNEREK YAYINLANIYOR
Demet Akbağ ise Türkiye’deki dizi sürelerinin uluslararası pazarda farklı şekilde değerlendirildiğine dikkat çekti. Yurt dışına satılan dizilerin bölünerek yayınlandığını belirten Akbağ, “Bizim bir bölümümüz yurt dışında üç haftaya yayılıyor. Ancak Türkiye’de izleyiciye çok uzun süreler sunuluyor. Bu durum hem izleme alışkanlıklarını etkiliyor hem de kaliteyi düşürüyor” diye konuştu. Uzun sürelerin üzerine yapılan “revize” taleplerinin de işleri daha zorlaştırdığını dile getiren Akbağ, bunun içerik kalitesine olumsuz yansıdığını söyledi.

REKLAM KUŞAKLARIYLA ALAKALI
Oktay Kaynarca ise sorunun ekonomik boyutuna işaret etti. Dizi sürelerinin uzun tutulmasının temel nedeninin reklam gelirleri olduğunu belirten Kaynarca, “135 dakikalık süreler, içerisine yerleştirilen reklam kuşaklarıyla ilgili. Televizyonlar maliyetlerini karşılayıp kâr elde edebilmek için süreleri uzatıyor. Mesele biraz da ekonomik gerçekliklerle ilgili” ifadelerini kullandı.
Panelde ortak görüş, mevcut sistemin hem sektör çalışanları hem de izleyiciler açısından sürdürülebilir olmadığı yönünde oldu. Katılımcılar, dizi sürelerinin kısaltılması ve daha dengeli bir üretim modeline geçilmesi gerektiği konusunda hemfikir olduklarını dile getirdi.

