Uluslararası finans çevrelerinde altına yönelik beklentiler giderek güçleniyor. ABD’li yatırım bankası JPMorgan Chase, uzun vadeli ons altın hedefini 4.500 dolara yükseltti. Banka, 2026 yıl sonu için daha önce paylaştığı projeksiyonu korurken, risklerin kalıcı olduğuna işaret etti.

Benzer şekilde Goldman Sachs ve Société Générale de altın tahminlerini yukarı yönlü revize etti. Bu tablo, küresel piyasalarda güvenli liman talebinin sürdüğünü gösteriyor.
Dr. Şahin’e göre bu revizyonlar tesadüf değil. Artan jeopolitik tansiyon ve küresel belirsizlikler, yatırımcıyı yeniden değerli metallere yönlendiriyor.

Altın fiyatlarının yalnızca arz-talep dengesiyle açıklanamayacağını vurgulayan Şahin, savaş ihtimalleri, merkez bankalarının agresif alımları ve küresel politik gelişmelerin fiyatları doğrudan etkilediğini söyledi.
“Bugün açıklanacak kritik bir gelişme bile fiyatlamaları tamamen değiştirebilir” diyen Şahin, yatırımcıların anlık haber akışını yakından izlemesi gerektiğini belirtti.

ABD siyasetinde yaşanan sert söylemler de piyasaların yönünü etkiliyor. Donald Trump’ın vergi politikaları ve ticaret tarifelerine ilişkin agresif çıkışlarının küresel ticarette dalgalanma oluşturduğunu ifade eden Şahin, her sert açıklama sonrası yatırımcının güvenli liman olarak altına yöneldiğini dile getirdi.

Küresel yatırımcı psikolojisinin belirsizlikten hoşlanmadığını belirten Şahin, “Öngörülemezlik arttıkça altına talep artıyor” değerlendirmesinde bulundu.

ABD’de faiz indirim beklentilerinin güçlenmesiyle birlikte ABD Hazine tahvillerine ve altına dayalı fonlara yönelik hareketlilik dikkat çekiyor. Şahin’e göre yatırımcılar artık portföylerini çeşitlendirme eğiliminde.
Dolardan çıkışın kademeli biçimde hızlandığını ifade eden Şahin, alternatif para birimleri olarak Çin yuanı ve Japon yeninin öne çıktığını söyledi.

Öte yandan Uluslararası Para Fonu’nun ABD kamu borcuna yönelik uyarıları da rezerv para tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Şahin, “Rezerv para düzeninde kademeli bir dönüşüm ihtimali konuşuluyor. Dolara olan talepte zayıflama sinyalleri var” dedi.

Piyasaların en hassas başlıklarından biri ise Orta Doğu’daki gelişmeler. ABD ile İran arasındaki kırılgan diplomasi sürecine dikkat çeken Şahin, olası olumsuz bir senaryonun altın fiyatlarında sert yükselişleri tetikleyebileceğini belirtti.

Özellikle Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek bir krizin enerji fiyatları üzerinden küresel enflasyonu ve dolaylı olarak altını yukarı taşıyabileceğini vurguladı.
Şahin’in en dikkat çeken çıkışı ise gram altın tarafında oldu: “Yıl sonu için konuşulan 10 bin TL seviyesinin üzeri de masada. Ancak bu senaryo tamamen jeopolitik risklerin seyrine bağlı.”

Uzman isim, yatırımcıları tek yönlü beklentiye karşı da uyardı. Geçmiş dönemlerde sert yükselişlerin ardından düzeltme hareketlerinin geldiğini hatırlatan Şahin, kar satışlarının doğal olduğunu söyledi.
“Sürekli yükseliş beklentisi sağlıklı değil. Geri çekilmeler yeni alım fırsatları doğurabilir” diyen Şahin, özellikle kısa vadeli panik işlemlerden kaçınılması gerektiğini belirtti.

Yatırım stratejisine ilişkin de konuşan Şahin, tek bir enstrümana bağlı kalmanın riskli olduğunu ifade etti.

Gümüşün hem yatırım aracı hem de sanayi girdisi olması nedeniyle farklı bir pozisyonda bulunduğunu söyleyen Şahin, bakır ve platin gibi metallerde de hareketlilik yaşanabileceğini kaydetti.
“Sepet yapmak riski dağıtır. Altın, gümüş ve bakır gibi varlıklarla dengeli portföy oluşturulabilir” önerisinde bulundu.

Şahin, kripto varlıkların da küresel gerilimlerden bağımsız olmadığını vurguladı. Trump’ın ABD’yi kripto merkezi yapma yönündeki açıklamaları sonrası yaşanan yükseliş ve ardından gelen sert düşüşleri hatırlatarak, jeopolitik risklerin kripto piyasalarında da sert dalgalanmalara yol açabildiğini ifade etti.

Editör Hakkında