İklim değişikliğiyle mücadele kapsamında üretim ve sanayi sektörlerinde yaşanan dönüşümün çalışanlar üzerindeki etkileri gündemdeki yerini korurken, Şeker-İş Sendikası Genel Başkanı İsa Gök, Ankara Net Haber muhabiri Cansel Yıldız'ın sorularını yanıtladı. Gök, düşük karbon ekonomisine geçiş sürecinin yalnızca çevresel hedeflerle değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, çalışanların dönüşümün merkezinde yer aldığı bir yaklaşımın benimsenmesi çağrısında bulundu.

“Adil geçiş, çalışanların sürecin güçlü paydaşı olduğu bir modeldir”

Ankara Net Haber'in, “Düşük karbon ekonomisine geçişte iş kaybı riskine karşı hangi mekanizmalar öneriyorsunuz? Sendikanız ‘adil geçiş’ modelini nasıl tanımlıyor?” sorusunu yanıtlayan Şeker-İş Sendikası Genel Başkanı İsa Gök, iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında düşük karbonlu ekonomiye geçişin kaçınılmaz olduğunu söyledi.

Gök, “Bu dönüşümün yalnızca çevresel hedeflere odaklanması yeterli değildir. Üretim süreçlerinde yaşanacak değişimlerin çalışanlar üzerindeki etkilerinin de dikkatle yönetilmesi gerekmektedir. Şeker-İş Sendikası olarak adil geçişi; iklim politikalarının bedelinin çalışanlara ödetilmediği, aksine çalışanların dönüşüm sürecinin aktif ve güçlü bir paydaşı haline getirildiği bir model olarak tanımlıyoruz. Yeşil dönüşümün başarısı, yalnızca teknolojik yatırımlara değil, insan kaynağına yapılacak yatırımlara da bağlıdır.” ifadelerini kullandı.

Şeker Iş Isa Gök Antalya (1)

“Üretimin kalıcı gücü emeğin gücünden beslenmektedir”

Yeşil dönüşüm sürecinde insan kaynağının önemine dikkat çeken Gök açıklamasında, “Şeker sanayimizin bir asra yaklaşan birikimi ve başarısı; toprağı işleyerek üretimi sürdüren çiftçilerimizin, üretimin her aşamasında emek veren işçilerimizin, teknik uzmanlarımızın, sektör yöneticilerimizin ve Sendikamızın ortak katkılarıyla şekillenmiştir. Gelecek dönemde de sektörümüzün en büyük avantajı ve güvencesi nitelikli insan kaynağı olacaktır. Dijitalleşme, teknolojik yenilenme, modernizasyon yatırımları ve sürdürülebilir üretim hedefleri; çalışanların sürece aktif katılımıyla, sosyal diyalog mekanizmalarının güçlendirilmesiyle ve mesleki yetkinliklerin geliştirilmesiyle başarıya ulaşabilir. Çünkü üretimin kalıcı gücü, her zaman emeğin gücünden beslenmektedir.” dedi.

Iklim Değişikliği

"İklim değişikliği üretim anlayışında dönüşümü zorunlu kılıyor"

Küresel ölçekte yaşanan iklim değişikliği ve ekonomik dalgalanmaların üretim süreçlerinde yeni yaklaşımları zorunlu hale getirdiğini belirten Gök, “Günümüzde iklim değişikliği, doğal kaynaklar üzerindeki baskılar ve küresel ekonomik belirsizlikler, tarımdan sanayiye kadar tüm üretim süreçlerinde yeni bir yaklaşımı zorunlu kılmaktadır. Bu çerçevede, şeker pancarı üretiminden fabrikalardaki üretim faaliyetlerine kadar uzanan tüm değer zincirinde; çevresel risklere karşı dayanıklılığın artırılması, kaynakların daha verimli kullanılması ve uzun vadeli sürdürülebilirlik odaklı planlama anlayışının güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.” diye konuştu.

Türkiye Yazarlar Birliği'nde tarihi dönemeç: Yüksek İstişare Heyeti ilk kez toplandı
Türkiye Yazarlar Birliği'nde tarihi dönemeç: Yüksek İstişare Heyeti ilk kez toplandı
İçeriği Görüntüle

“Yeşil dönüşüm işsizliğe değil, nitelikli istihdama hizmet etmeli”

İklim politikalarının hazırlanma sürecinde çalışan temsilcilerinin karar mekanizmalarında aktif rol alması gerektiğini vurgulayan Gök, “İklim politikaları hazırlanırken çalışanlar ve onların temsilcileri karar alma süreçlerinin dışında bırakılmamalıdır. Kamu, işverenler ve sendikalar arasında güçlü bir sosyal diyalog mekanizması kurulmalı; alınacak kararlar tüm paydaşların katılımıyla şekillendirilmelidir. Bizim yaklaşımımız nettir: Yeşil dönüşüm, işsizliğe yol açan değil; yeni ve nitelikli istihdam alanları oluşturan, çalışanların haklarını koruyan ve toplumsal refahı güçlendiren bir kalkınma modeli olarak uygulanmalıdır.” dedi.

Dünya Iklim

“İklim krizi gıda ve enerji güvenliğini doğrudan etkiliyor”

“Gıda ve enerji güvenliği açısından iklim krizine karşı neler yapılabilir, önerileriniz nelerdir?” sorusunu yanıtlayan Şeker-İş Sendikası Genel Başkanı İsa Gök, iklim krizinin yalnızca çevresel bir sorun olmadığını, aynı zamanda gıda ve enerji arzını etkileyen küresel bir risk haline geldiğini söyledi.

Gök, “İklim krizi, gıda ve enerji güvenliğini doğrudan etkileyen en önemli küresel risklerden biri haline gelmiştir. Kuraklık, su kaynaklarındaki azalma ve aşırı hava olayları tarımsal üretim üzerinde ciddi baskılar oluştururken, enerji talebindeki değişimler ve üretim altyapısının afetlerden etkilenmesi enerji arz güvenliği açısından yeni riskler ortaya çıkarmaktadır.” dedi.

“Su kaynakları sürdürülebilir şekilde yönetilmeli”

Gıda güvenliğinin korunması için su yönetiminin kritik önemde olduğuna dikkat çeken Başkan Gök, “Gıda güvenliğinin korunabilmesi için öncelikle su kaynaklarının etkin ve sürdürülebilir şekilde yönetilmesi gerekmektedir. Modern sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması, kuraklığa dayanıklı bitki çeşitlerinin geliştirilmesi, tarım arazilerinin korunması ve üretim planlamasının güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.” ifadelerini kullandı.

Şeker (1)-1

“Şeker pancarı üretimi stratejik öneme sahip”

Şeker pancarının Türkiye açısından stratejik bir ürün olduğunun altını çizen Gök, “Şeker pancarı üretimi ülkemiz açısından stratejik öneme sahip bir tarımsal faaliyettir. Bu nedenle verimliliği artıracak araştırma-geliştirme çalışmalarına daha fazla kaynak ayrılması, üreticilerin iklim değişikliğine uyum kapasitesinin güçlendirilmesi ve iklime dayanıklı üretim modellerinin geliştirilmesi gerekmektedir. Tarımsal üretimin sürdürülebilirliği yalnız çiftçiler açısından değil, gıda sanayisinin devamlılığı ve ülkemizin gıda arz güvenliği açısından da kritik önemdedir.” diye konuştu.

Enerji güvenliğinin sağlanabilmesi için yenilenebilir enerji yatırımlarının artırılması gerektiğini vurgulayan Gök, “Enerji güvenliği açısından ise yenilenebilir enerji yatırımlarının hızlandırılması, enerji verimliliği uygulamalarının yaygınlaştırılması ve sanayide temiz üretim teknolojilerine geçişin desteklenmesi gerekmektedir. Üretim tesislerinde enerji maliyetlerini azaltacak yatırımlar hem çevresel hem de ekonomik açıdan önemli kazanımlar sağlayacaktır.” ifadelerini kullandı.

Şeker Iş Sendikası

“İklim krizine karşı alınacak önlemler stratejik yatırım olarak görülmeli”

Şeker-İş Sendikası'nın iklim politikalarına bakış açısını da paylaşan Gök, iklim krizine karşı atılacak adımların ekonomik kalkınma ve toplumsal refah açısından da önem taşıdığını belirtti.

Gök, “Şeker-İş Sendikası olarak iklim krizine karşı alınacak önlemleri bir maliyet unsuru değil, üretim kapasitesini, ekonomik rekabet gücünü ve toplumsal refahı koruyan stratejik yatırımlar olarak değerlendiriyoruz. Türkiye’nin gıda ve enerji güvenliğini güçlendirmesi, aynı zamanda ekonomik bağımsızlığını ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerini de destekleyecektir.” ifadelerine yer verdi.

Yeşil Dönüşüm

“Yeşil dönüşüm çalışanları merkeze alan bir anlayışla yürütülmeli”

İklim değişikliğiyle mücadelede sosyal boyutun göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayan Gök, “Şeker-İş Sendikası olarak temel yaklaşımımız şudur: İklim kriziyle mücadele çevrenin korunması kadar üretimin sürdürülebilirliği, çalışanların geleceği, gıda güvenliği ve ülkemizin ekonomik rekabet gücü açısından da stratejik bir zorunluluktur. Bu nedenle yeşil dönüşüm süreci, çalışanları dışlayan değil onları merkeze alan bir anlayışla yürütülmelidir.” şeklinde konuştu.

Kaynak: Cansel Yıldız