Hafta sonu başlayan askeri gerilim kısa sürede bölge geneline yayılırken, Avrupa başkentleri hem diplomatik hem de askeri açıdan farklı stratejiler izlemeye başladı. Bazı ülkeler siyasi destekle yetinmeyi tercih ederken, bazıları ise askeri varlığını artırarak krizin merkezine daha yakın bir pozisyon aldı.
ALMANYA: SİYASİ DESTEK, ASKERİ MESAFE
Almanya yönetimi, İran’ın bölgedeki saldırılarını sert sözlerle eleştirirken ABD ve İsrail’e siyasi destek verdiğini açıkladı. Almanya Başbakanı Friedrich Merz, ülkesinin müttefikleriyle dayanışma içinde olduğunu belirterek İran’ın özellikle Körfez’deki ABD üslerine ve İsrail’e yönelik saldırılarını kınadı.
Merz, ABD ve İsrail’in ilk saldırı kararının kolay alınmadığını ifade ederek İran’daki mevcut yönetimin geleceğinin de uluslararası kamuoyunda tartışıldığını söyledi. Bununla birlikte Berlin yönetimi askeri bir müdahaleye kesin olarak kapıyı kapattı.
Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, Federal Meclis’te yaptığı konuşmada ülkesinin çatışmanın tarafı olmadığını vurgulayarak Alman Silahlı Kuvvetleri’nin İran’a yönelik operasyonlara katılmayacağını açıkladı. Berlin’in önceliğinin diplomatik çözüm ve gerilimin daha fazla büyümesinin engellenmesi olduğu ifade edildi.
İNGİLTERE’DEN ÜS POLİTİKASINDA GERİ ADIM
İngiltere’de ise çatışmaların genişlemesiyle birlikte dikkat çeken bir politika değişikliği yaşandı. Londra yönetimi, daha önce uluslararası hukuk gerekçesiyle RAF Fairford ve Hint Okyanusu’ndaki Diego Garcia üslerinin ABD tarafından saldırı amacıyla kullanılmasına izin vermemişti.
Ancak Körfez’deki gerilimin tırmanmasının ardından İngiliz hükümeti bu tutumunu değiştirdi. Başbakan Keir Starmer, ABD’nin İngiliz üslerini sınırlı ve savunma amaçlı kullanma talebinin kabul edildiğini açıkladı.
Starmer, kararın İran’ın füze saldırılarını durdurmak, sivillerin güvenliğini sağlamak ve bölgedeki İngiliz vatandaşlarını korumak amacıyla alındığını ifade etti.
FRANSA ASKERİ VARLIĞINI GÜÇLENDİRİYOR
Avrupa’da askeri hamleleriyle öne çıkan ülkelerden biri de Fransa oldu. Paris yönetimi, nükleer enerjiyle çalışan uçak gemisi Charles de Gaulle ve ona bağlı deniz görev grubunu Baltık Denizi’ndeki görevinden çekerek Doğu Akdeniz’e sevk etti.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un ayrıca ülkenin nükleer caydırıcılık kapasitesinin güçlendirilmesi yönünde talimat verdiği bildirildi.
Fransız Genelkurmay Başkanlığı kaynaklarına göre Paris yönetimi, Körfez’deki müttefiklerin korunmasına katkı sunmak amacıyla Orta Doğu’daki bazı Fransız üslerinin ABD tarafından geçici olarak kullanılmasına da izin verdi.
İSPANYA MESAFELİ DURDU
İspanya ise çatışmada doğrudan askeri rol üstlenmediğini vurgulayan ülkeler arasında yer aldı. Savunma Bakanı Margarita Robles, Sevilla’daki Morón de la Frontera ile Cadiz’de bulunan Rota üslerinin ABD’nin İran’a yönelik operasyonlarında kullanılmadığını açıkladı.
Madrid yönetimi bu açıklamayla krizde askeri bir taraf haline gelmek istemediğini ortaya koymuş oldu.
HOLLANDA DOĞU AKDENİZ’E FIRKATEYN GÖNDERDİ
Hollanda ise askeri varlığını artırma kararı alan ülkeler arasında yer aldı. Lahey yönetimi, hava savunma ve komuta kabiliyetine sahip Zr.Ms. Evertsen fırkateynini Doğu Akdeniz’e gönderme kararı aldı.
Hollanda Savunma Bakanlığı, kararın Orta Doğu’daki son gelişmeler ve İran’ın bölge ülkelerine yönelik saldırıları nedeniyle alındığını duyurdu. Fransa’nın Charles de Gaulle uçak gemisi görev grubuna destek amacıyla Hollanda’dan bu geminin bölgeye gönderilmesini talep ettiği de bildirildi.
ÇATIŞMANIN BEDELİ AĞIRLAŞIYOR
İsrail ve ABD’nin 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlattığı saldırılar, bölgedeki krizi yeni bir boyuta taşıdı. Tahran yönetimi ise İsrail’in yanı sıra Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn’de bulunan ABD üslerini hedef alan saldırılarla karşılık verdi.
İran Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Hüseyin Kermanpur’un açıklamasına göre ABD ve İsrail saldırılarında 926 kişi hayatını kaybetti.





