Jake Smith, Oregon doğumlu ve şu anda Los Angeles kökenli bir country, folk ve roots-rock sanatçısı. Sahne adıyla anılan sanatçı, kendine has bariton vokalleri ve etkileyici hikâye anlatımıyla dikkat çekiyor. Sözleri sinematik bir yoğunluk taşırken, bestelerinde folk’tan blues’a, cowpunk’tan alternatif country’ye kadar geniş bir müzikal yelpazeyi harmanlıyor.
POPÜLER KÜLTÜRÜN İÇİNDE ÖNEMLİ BİR YER TUTUYOR
Smith’in şarkıları, pek çok popüler yapımda yer aldı. “Wrong” adlı parçası, “Shelter” isimli sörf filminde kullanıldıktan sonra geniş kitlelere ulaştı. Ardından Sons of Anarchy, Californication, This Is Us, The Punisher, Longmire ve Logan gibi dizi-film projelerinde şarkıları öne çıktı.
“Sons of Anarchy” dizisinde, The White Buffalo ve The Forest Rangers’ın birlikte yorumladığı final şarkısı “Come Join the Murder”, Billboard’un “Hot Rock” listesinde 9. sıraya çıkıp genel listede 93. sıraya ulaştı. Bu performans, Smith’e bir Emmy adaylığı kazandırdı.
MÜZİK TARZI İLGİ GÖRÜYOR
Smith’in vokal tarzı, Johnny Cash’in anlatısallığı ve Eddie Vedder’ın hırçın, punk etkili baritonu arasında bir yerde konumlanıyor. Konserlerinde enerjisiyle bazen gitar tellerini kopardığı biliniyor; bu yönüyle sahnede samimi ve güçlü bir performans sergiliyor.
STORYTELLER (HİKÂYE ANLATICISI) OLAYI
Jake Smith’in söz yazım yaklaşımı derin duygusallığa dayanıyor. Karanlık ve ağır temaları zarif ve içten bir dille işlerken, karakterlerinin iç dünyalarına dair etkileyici betimlemeler sunuyor. NPR tarafından “etkileyici bir hikâye anlatıcısı” olarak, Los Angeles Times ise sesini “yalnızlık, savaş ve ihanetten süzülüp gelen bir Amerikan sesi” olarak tanımladı.
DOKUSAL VE TECRÜBELİ BİR BİRİKİM
2002’de “Hogtied Like a Rodeo” albümüyle kariyerine başlayan sanatçı; bir süre daha EP ve albüm çalışmalarıyla bağımsız olarak ilerledi. “Shadows, Greys and Evil Ways” gibi çalışmalarıyla eleştirel beğeni topladı, ardından “Love and the Death of Damnation” gibi albümleriyle müzikal çeşitliliğini genişletti.
ANKARA'DA HAYRANLARIYLA BULUŞACAK
The White Buffalo’nun Ankara’daki konseri, sadece bir müzik etkinliği değil; zengin öykü anlatımı, benzersiz vokal karakteri ve sinematik duygusuyla dikkat çeken bir sanat deneyimi vaat ediyor. Festivallerden dizilere, stüdyo albümlerden dokümanterlere uzanan çok yönlü bir üretkenlik ve samimiyet bu sahnede buluşacak.