ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yürütülen diplomatik temaslara ilişkin yaptığı açıklamalarla dünya gündemini sarsacak mesajlar verdi. Taraflar arasında uzlaşmaya yakın olduklarını belirten Trump, olası bir anlaşma halinde İran’ın elindeki uranyum stoklarının tamamen tasfiye edileceğini ve sürecin doğrudan ABD kontrolünde yürütüleceğini açıkladı.
Trump’ın açıklamaları, Washington-Tahran hattında son dönemde artan diplomatik temasların ardından gelirken, özellikle “uranyumun imhası” ve “satın alma yasağı” vurgusu dikkat çekti.
“SÜREÇ TAMAMEN BİZİM KONTROLÜMÜZDE OLACAK”
Trump, İran ile dostane bir anlaşmaya varılması halinde nükleer materyallerin ortadan kaldırılmasına yönelik yol haritasını şu sözlerle anlattı:
“Eğer şimdi dostane bir anlaşmaya varırsak, uranyumu birlikte imha edeceğiz. Bu bizim kontrolümüzde olacak. İster bulunduğu yerde olsun ister başka bir yere taşınsın, onu çıkarıp imha edeceğiz.”
ABD Başkanı, nükleer silahsızlanma sürecinin yalnızca diplomatik taahhütlerle sınırlı kalmayacağını, uygulama ve denetim aşamasının da doğrudan ABD gözetiminde yürütüleceğini vurguladı.
“UZAYDAN HER ŞEYİ İZLİYORUZ”
Trump, İran’ın nükleer faaliyetlerini ve sahadaki askeri hareketliliği anbean takip ettiklerini savunarak ABD’nin uzay teknolojilerine dikkat çekti.
Konuşmasında oldukça iddialı ifadeler kullanan Trump şunları söyledi:
“Uzay Kuvvetleri sayesinde uzayda kameralar var. Biliyorsunuz, her yerde kameralarımız var. Oraya biri yürürse, siz oraya yürürseniz, yakasındaki isminizi okuyabilirim. Ve bunlar uzayda bulunan kameralar. Oldukça şaşırtıcı bir teknoloji.”
Trump’ın bu sözleri, ABD’nin istihbarat ve gözetleme kapasitesine ilişkin yeni bir güç gösterisi olarak yorumlandı.
“NUKLEER SİLAH GELİŞTİRMEK YETMEZ, SATIN DA ALAMAZLAR”
Trump, İran ile yürütülen müzakerelerde tarafların anlaşmaya oldukça yakın olduğunu ancak kendisinin bazı ek güvenlik maddelerinde ısrarcı davrandığını ifade etti.
Özellikle İran’ın yalnızca nükleer silah geliştirmemesi değil, aynı zamanda başka yollarla da nükleer silah edinmesinin önüne geçilmesini istediğini belirten Trump şu ifadeleri kullandı:
“Nükleer silahlara sahip olmayacaklarını kabul ettiler. Anlaşmada nükleer silah geliştirmeyeceklerine dair bir madde vardı. Ve ben hariç herkes bundan çok memnundu.”
Trump konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı:
“Dedim ki, ‘Peki, ya geliştirmezlerse ama gidip satın alırlarsa, elde ederlerse ne olur?’ Satın alırlarsa, satın alırlarsa veya elde ederlerse ifadesini eklemek istiyorum. Çünkü bu geliştirme değil. Yani geliştirme, satın alma, elde etme veya satın alma hakları yok.”
Trump, İran tarafının başlangıçta bu maddeye itiraz ettiğini ancak daha sonra geri adım attığını belirterek:
“Biraz direndiler. Ama sonra direnmediler.”
ifadelerini kullandı.
MÜCTEBA HAMANEY MESAJI
Trump’ın açıklamalarındaki en dikkat çeken başlıklardan biri de İran’ın yeni dini lideri Mücteba Hamaney hakkında yaptığı değerlendirmeler oldu.
Saldırılar sonrası babasının yerine geçtiği belirtilen Mücteba Hamaney ile doğrudan görüşmeye açık olduğunu ifade eden Trump, yeni liderin sağlık durumu ve karakterine ilişkin dikkat çekici ifadeler kullandı.
Trump şu değerlendirmeyi yaptı:
“Daha genç. Bence daha mantıklı. Yaralı. Oldukça ağır yaralı. Yani bunda bir cesaret var.”
ABD Başkanı açıklamasının devamında şunları söyledi:
“Birçok insan, o kadar ağır yaralanmış olsaydı, ‘Amerika Birleşik Devletleri ile ilişkilerimiz nasıl gidiyor?’ diye konuşmazdı. Aklında başka şeyler olurdu. Yani bunda bir cesaret var.”
Trump ayrıca Mücteba Hamaney’in nerede olduğuna ilişkin bilgi sahibi olabileceğini ima ederek:
“Nerede olduğunu bilip bilmediğimi söylemek istemiyorum. Ama biliyor olma ihtimalim yüksek.”
ifadelerini kullandı.
DİPLOMATİK SÜREÇTE YENİ DÖNEM SİNYALİ
Trump’ın açıklamaları, ABD ile İran arasında yürütülen diplomatik temaslarda yeni bir dönemin kapısının aralandığı şeklinde yorumlandı. Özellikle uranyum stoklarının tasfiyesi, nükleer silah edinme yasağının genişletilmesi ve ABD denetiminin öne çıkarılması, Washington yönetiminin İran’a yönelik güvenlik yaklaşımının sertleşerek devam ettiğini ortaya koydu.




