Son günlerde kamuoyunda sıkça dile getirilen “Abdullah Öcalan tahliye olacak mı?” sorusu, hukuki boyutlarıyla tekrar gündeme geldi. Tartışmaların odağında yer alan “umut hakkı” kavramına ilişkin açıklama ise MHP Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız’dan geldi. Yıldız, sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirmede hem Türk mevzuatına hem de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin içtihatlarına vurgu yaptı.
HUKUKİ TARTIŞMALARDA MEVZUAT VURGUSU
Feti Yıldız, hukuki konularda yapılan haber ve yorumlarda mevzuatın esas alınması gerektiğini kaydederek, doğru hukuki çerçeveye bakılmadan yapılan değerlendirmelerin kamuoyunu yanıltabileceğini dile getirdi. Yıldız, Anayasa ve infaz mevzuatındaki ilgili düzenlemelere işaret ederek, “Hukuki konularda haber ve yorum yapılırken yürürlükteki düzenlemelere göz atılması, yapılan değerlendirmenin değerini artırır” görüşünü paylaştı.
İNFAZ KANUNU NE SÖYLÜYOR?
Yıldız’ın açıklamalarında 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun öne çıktı. Buna göre, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilen hükümlüler, genel kural olarak cezalarının 30 yılını tamamladıklarında koşullu salıverilme bakımından değerlendirme hakkı elde edebiliyor. Ancak suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ya da örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlarda bu sürenin 36 yıla çıktığına vurgu yapılıyor. Yıldız, bu sürelerin dolmasının otomatik olarak tahliye anlamına gelmediğinin özellikle altını çizdi.

TAHLİYE UMUDU BULUNMAYAN SUÇLAR
Açıklamada, bazı suç tipleri bakımından koşullu salıverilme hükümlerinin hiç uygulanmadığı da net olarak ifade edildi. Türk Ceza Kanunu’nda devletin güvenliğine, anayasal düzene, bu düzenin işleyişine ve milli savunmaya karşı işlenen suçlar kapsamında verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarında, koşullu salıverilme imkânı bulunmuyor. Bu suçlardan hüküm giyenlerin cezalarının, mevcut mevzuata göre, ölünceye kadar devam ettiği de belirtildi.
TERÖRLE MÜCADELE KANUNU’NDAKİ DÜZENLEME
Feti Yıldız, benzer bir hükmün 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nda da yer aldığını söyledi. TMK’nın 17. maddesi uyarınca, terör suçları kapsamında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilenlerin koşullu salıverilme hükümlerinden yararlanamadığına işaret eden Yıldız, bu düzenlemenin de açık ve bağlayıcı olduğunu vurguladı.
AİHM VE “UMUT HAKKI” KAVRAMI
Tartışmaların merkezindeki “umut hakkı” kavramına da açıklık getiren Yıldız, kavramın ömür boyu hapis cezalarında hükümlünün yeniden özgürlüğüne kavuşma ihtimalinin tamamen ortadan kaldırılmaması gerektiği yönündeki hukuki yaklaşımı yansıttığını belirtti. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin, hiçbir tahliye umudu tanınmadan ömür boyu hapis cezası çekilmesini, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. maddesi kapsamında ihlal olarak değerlendirdiğini hatırlatan Yıldız, kararların hukuki ve siyasi tartışmalarda doğru bağlamda ele alınmasının önemine vurgu yaptı.

KOMİSYONDA “UMUT HAKKI” UZLAŞISI
Öte yandan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun son toplantısında da “umut hakkı” konusu gündeme geldi. Toplantı sonrası açıklama yapan Feti Yıldız, komisyona katılan tüm siyasi partilerin bu konuda ortak bir zeminde buluştuğunu kaydetti. Yıldız, hazırlanacak raporda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyulması yönünde tavsiye yer alacağını dile getirdi.
UMUT HAKKI NE ANLAMA GELİYOR?
Hukuki literatürde “umut hakkı”, müebbet ya da ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan bir hükümlünün, hayatının sonuna kadar koşulsuz biçimde cezaevinde kalmasının mutlak hale getirilmemesi anlamına geliyor. Bu hak, doğrudan tahliye garantisi sunmaktan ziyade, belirli koşullar altında yeniden özgürlüğe kavuşma ihtimalinin hukuken tamamen ortadan kaldırılmamasını ifade ediyor.





