Ankara’da eski binaların geleceğiyle ilgili dikkat çeken bir düzenleme hazırlığı gündeme geldi. Mevcut yapıların deprem performansının iyileştirilmesine yönelik yeni teknik kuralların ele alındığı taslak, bina güçlendirme ile kentsel dönüşüm arasındaki tercihi de yeniden tartışmaya açtı.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2021 Bina ve Konut Nitelikleri Araştırması’na dayandırılan verilere göre, Ankara’da 2000 yılı ve öncesinde inşa edilmiş binalarda 703 bin 380 hane yaşıyor. Bu sayı, kentte konutta yaşayan toplam 1 milyon 874 bin 93 hanenin yaklaşık yüzde 37,5’ine karşılık geliyor.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan Türkiye Bina Güçlendirme Yönetmeliği Taslağı henüz yürürlüğe girmedi. Taslağın nihai hâlinin nasıl şekilleneceği ve hangi teknik hükümlerin uygulanacağı ise değerlendirme sürecinin ardından netleşecek.
Ankara’da her 100 haneden yaklaşık 38’i eski binalarda yaşıyor
Ankara’daki konutların yapım dönemlerine ilişkin veriler, eski yapı stokunun kentte önemli bir yer tuttuğunu gösteriyor.
2021 Bina ve Konut Nitelikleri Araştırması’na dayandırılan bilgilere göre, 1980 ve öncesinde inşa edilen binalarda 192 bin 900 hane ikamet ediyor. 1981-2000 döneminde yapılan binalarda yaşayan hane sayısı ise 510 bin 480 olarak kaydediliyor.
Böylece 2000 yılı ve öncesinde inşa edilen binalarda yaşayan hanelerin toplamı 703 bin 380’e ulaşıyor. Bu sayı, Ankara’daki hanelerin yaklaşık yüzde 37,5’ini oluşturuyor.
2001 ve sonrasında inşa edilen binalarda yaşayan hane sayısı 1 milyon 23 bin 530 olarak belirtilirken, 147 bin 183 hanenin yapım dönemine ilişkin sınıflandırması verilen verilerde ayrı bir grupta gösteriliyor.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, 703 bin 380 rakamının bina veya bağımsız bölüm sayısını değil, eski binalarda yaşayan hane sayısını ifade etmesi. Ayrıca bir binanın 2000 yılı veya öncesinde inşa edilmiş olması, tek başına o yapının depreme dayanıksız olduğu anlamına gelmiyor.
Bina güçlendirme yönetmeliği neleri kapsıyor?
Türkiye Bina Güçlendirme Yönetmeliği Taslağı, mevcut binaların deprem etkilerine karşı güçlendirilmesinde uygulanacak tasarım, hesaplama ve yapım esaslarını daha kapsamlı bir teknik çerçevede ele almayı amaçlıyor.
Taslakta, geleneksel betonarme güçlendirme uygulamalarının yanı sıra farklı mühendislik yöntemlerinin de ortak kurallar kapsamında değerlendirilmesi öngörülüyor.
Bu kapsamda kolon ve kirişlerin güçlendirilmesi, betonarme perde ilavesi, enerji sönümleyici sistemler, deprem yalıtımı, temel güçlendirmesi ve bina dışından uygulanabilecek güçlendirme çözümleri gündeme geliyor.
Ön üretimli betonarme binalar ile yığma yapılar için hazırlanan bölümler de taslağın görüş sürecine dahil edildi. Böylece farklı yapı türlerinde uygulanabilecek güçlendirme yöntemlerinin teknik esaslarının belirlenmesi hedefleniyor.
Taslağın kapsamı ve uygulanacak nihai hükümler, Bakanlığın değerlendirmelerinin ardından kesinleşecek.
Ankara Sanayi Odası da görüş sürecine katıldı
Ankara Sanayi Odası (ASO), 7 Ekim 2026 tarihinde üyelerine yaptığı duyuruda Türkiye Bina Güçlendirme Yönetmeliği Taslağı’nın görüşe açıldığını bildirdi.
Duyuruda, Bakanlık tarafından hazırlanan taslağın yanı sıra ön üretimli betonarme ve yığma binalara ilişkin ek bölümlerin de değerlendirmeye sunulduğu belirtildi.
ASO, üyelerinden taslağa ilişkin görüş ve önerilerini 8 Ekim 2026 mesai bitimine kadar iletmelerini istedi. Böylece düzenleme hazırlıklarında inşaat, mühendislik ve ilgili sanayi kuruluşlarının teknik değerlendirmelerinin alınması için bir görüş süreci yürütüldü.
Eski binaların tamamı yıkılmak zorunda mı?
Bina güçlendirme yönetmeliğiyle ilgili tartışmaların öne çıkan başlıklarından biri, mevcut yapıların yıkılmadan kullanılmaya devam edilip edilemeyeceği.
Bir binanın güçlendirmeye uygun olup olmadığı, yalnızca yapım yılına bakılarak belirlenemiyor. Bunun için yapının taşıyıcı sisteminin, beton dayanımının, donatı özelliklerinin, zemin koşullarının, proje durumunun ve deprem performansının mühendislik incelemeleriyle değerlendirilmesi gerekiyor.
İncelemeler sonucunda bazı binalarda güçlendirme teknik ve ekonomik açıdan uygun bulunabilirken, bazı yapılar için yıkılıp yeniden inşa edilmesi daha uygun bir seçenek olabiliyor.
Bu nedenle Ankara’da eski binalarda yaşayan 703 bin 380 hanenin tamamının güçlendirme kapsamına alınacağı ya da zorunlu olarak kentsel dönüşüme gireceği yönünde bir sonuç çıkarılamıyor.

Güçlendirme mi, kentsel dönüşüm mü?
Bina sahiplerinin önündeki seçenekler, yapının teknik durumu ve ekonomik koşullara göre değişiyor.
Güçlendirme yönteminde mevcut binanın taşıyıcı sisteminin iyileştirilmesi hedeflenirken, yeniden yapım seçeneğinde mevcut yapı yıkılıyor ve yeni bir bina inşa ediliyor.
Yeniden yapım sürecinde inşaat maliyetlerinin yanı sıra geçici taşınma, kira giderleri ve proje süresi gibi unsurlar gündeme gelebiliyor. Güçlendirmede ise mevcut yapının durumu, gerekli müdahalelerin kapsamı ve uygulama maliyeti belirleyici oluyor.
Bununla birlikte güçlendirme her durumda daha düşük maliyetli veya daha avantajlı bir seçenek olmayabiliyor. Kararın, yapının teknik ve ekonomik açıdan değerlendirilmesinin ardından verilmesi gerekiyor.
İmar hakları ve hukuki koşullar da seçenekler arasında değerlendirme yapılırken önem taşıyor. Mevcut yapının güçlendirilmesi ile yeniden inşası, farklı teknik ve hukuki süreçler içerebiliyor.
Ankara’da güçlendirme sektörünü nasıl etkileyebilir?
Yönetmelik taslağının yürürlüğe girmesi durumunda, mevcut yapıların değerlendirilmesi ve güçlendirilmesiyle ilgili farklı uzmanlık alanlarında hizmet talebi gündeme gelebilir.
Deprem performans analizi, zemin etüdü, statik proje hazırlığı, yapı laboratuvarları, betonarme güçlendirme, çelik uygulamaları ve yapı kimyasalları alanlarında faaliyet gösteren işletmeler, düzenlemenin olası etkileri açısından öne çıkan sektörler arasında bulunuyor.
Mevcut binaların güçlendirilmesi konusunda uzmanlaşan müteahhitlik firmaları da bu süreçten etkilenebilecek işletmeler arasında yer alıyor.
Ancak Ankara’da eski binalarda yaşayan hane sayısı, doğrudan güçlendirme yapılacak bina sayısını veya sektörün ekonomik büyüklüğünü göstermiyor. Kaç yapının güçlendirmeye uygun olduğu ve kaçında uygulama yapılacağı belirlenmeden toplam yatırım tutarına ilişkin kesin bir hesaplama yapılamıyor.
Güçlendirme konut fiyatlarını etkiler mi?
Bina güvenliği, gayrimenkul alım ve satımında değerlendirilen unsurlar arasında yer alıyor. Eski yapılarda gerçekleştirilen teknik incelemeler ve uygun güçlendirme uygulamaları, binanın güvenliğine ilişkin belirsizliklerin azaltılmasına katkı sağlayabiliyor.
Bununla birlikte güçlendirme yapılan her binanın piyasa değerinin otomatik olarak artacağı söylenemiyor. Konutun bulunduğu konum, yapı kalitesi, bağımsız bölüm özellikleri, bina yaşı, bakım durumu, hukuki belgeleri ve bölgedeki arz-talep dengesi de gayrimenkul değerinde etkili oluyor.
Güçlendirme projesinin mevzuata uygun biçimde tamamlanması ve gerekli teknik kontrollerin gerçekleştirilmesi de taşınmazın değerlendirilmesinde önem taşıyabiliyor.
Apartman ve site yönetimleri için hangi süreçler öne çıkıyor?
Çok sayıda bağımsız bölümün bulunduğu apartman ve sitelerde güçlendirme seçeneğinin değerlendirilmesi, teknik incelemelerin yanı sıra karar alma süreçlerini de gündeme getiriyor.
Bina sahiplerinin öncelikle yapının mevcut durumunu ortaya koyan teknik raporları hazırlatması gerekiyor. Ardından güçlendirme projesinin maliyeti, uygulama süresi, bağımsız bölümlerin kullanımına etkisi ve ilgili mevzuattaki karar koşullarının değerlendirilmesi önem taşıyor.
Taslak yönetmeliğin görüşe açılması ise bütün apartmanlar için otomatik bir güçlendirme zorunluluğu getirildiği anlamına gelmiyor.
Gözler yönetmeliğin nihai hâlinde
Türkiye Bina Güçlendirme Yönetmeliği Taslağı’nın görüşe açılması, mevcut binaların deprem performansının iyileştirilmesine yönelik teknik düzenleme hazırlıklarını yeniden gündeme taşıdı.
Ankara’da 2000 yılı ve öncesinde inşa edilen binalarda yaşayan 703 bin 380 hane, konunun Başkent açısından geniş bir kesimi ilgilendirdiğini ortaya koyuyor. Ancak yapıların güçlendirilmesi veya yeniden inşa edilmesi konusunda karar verilebilmesi için her binanın kendi koşullarında değerlendirilmesi gerekiyor.
Önümüzdeki süreçte Bakanlığın taslağa ilişkin değerlendirmeleri ve yönetmeliğin nihai hükümleri belirleyici olacak. Düzenlemenin kesinleşmesiyle birlikte mevcut binaların güçlendirilmesinde uygulanacak teknik esaslar da netlik kazanacak.






