Ankara’da düzenli olarak gerçekleştirilen Mesnevî okumalarının 257’nci dersi, Dr. Halil İbrahim Sarıoğlu’nun sunumuyla yapıldı. Program, geleneksel olarak Mesnevî derslerinde okunan beyitle başladı. Sarıoğlu, hem salondaki katılımcıları hem de ekran başındaki izleyicileri selamlayarak sözlerine başladı ve Hazreti Mevlânâ’nın yöntemine uygun şekilde dersin çerçevesini oluşturdu.

Bu haftaki derste, Mesnevî’de geçen ve tıp tarihinin önemli isimlerinden biri olan Calinus’a (Galenos) atfedilen kıssa masaya yatırıldı. Mevlânâ’nın anlatımında Calinus’un dünya hayatına aşırı bağlılığı üzerinden ölüm ve ahiret konusu işlendi.

CALİNUS KİMDİR?

İslam literatüründe “Calinus” olarak anılan ve Batı’da Galenos adıyla bilinen hekim, milattan sonra 2. yüzyılda bugün İzmir’in ilçesi olan Bergama’da dünyaya geldi. Tıp tarihinin en etkili isimlerinden biri kabul edilen Galenos, özellikle fizyoloji alanındaki çalışmalarıyla tanındı. Antik dönemde damarların içinde hava dolaştığı yönündeki görüşe karşı çıkarak kan dolaşımına dikkat çeken isimler arasına girdi.

Ayrıca Aristo’dan etkilendiği bilinen Galenos, dört unsur (ateş, hava, su, toprak) anlayışının yanı sıra “ahlat-ı erbaa” olarak bilinen dört hılt teorisini de sistemleştirdi. Buna göre insan sağlığı; kan, balgam, safra ve sevda (kara safra) dengesine bağlıydı. Bu yaklaşım, hem Doğu hem Batı tıbbında yüzyıllar boyunca etkisini devam ettirdi. Ancak Mesnevî’de anlatılan kıssada Calinus, ahiret inancını reddeden, hayatı yalnızca dünya ile sınırlı gören bir figür olarak tanımlanıyor.

Ekran Görüntüsü 2026 02 15 142404

“DÜNYAYI BİR KATIRIN KUYRUĞU ALTINDAN SEYRETMEYE RAZIYIM”

Dr. Sarıoğlu, derste Calinus’a atfedilen dikkat çekici ifadeyi de nakletti. Buna göre Calinus, dünya hayatına o denli bağlıdır ki, “Ölmeyeyim de bir katırın karnında yaşayıp kuyruğunun altından dünyayı seyretmeye razıyım” sözünü dile getirir.

Mevlânâ, bu yaklaşımı eleştirirken çarpıcı bir benzetmeye başvurur: Ana rahmindeki cenin ile dünya hayatına aşırı bağlanan insanı karşılaştırır. Nasıl ki cenin, dış dünyadan habersiz olduğu için rahimden çıkmak istemezse; yalnızca dünya hayatını bilen kişi de ölümden korkar ve başka bir âlemin varlığını kavrayamaz.

ANA RAHMİ BENZETMESİ: DAR ALAN VE GENİŞ ÂLEM

Derste anlatıldığına göre Mevlânâ, ceninin rahimdeki konumunu “dar bir dünya” olarak niteler. Cenin, dışarıda daha geniş bir hayatın bulunduğunu bilmediğinden içerisinde olduğu ortamı tek gerçeklik zanneder. Oysa yaşamasını sağlayan besin ve destek, dış dünyadan gelir.

Bakan Tekin imzayı attı: Ramazan boyunca okullarda özel etkinlikler düzenlenecek
Bakan Tekin imzayı attı: Ramazan boyunca okullarda özel etkinlikler düzenlenecek
İçeriği Görüntüle

Aynı şekilde, insan da yalnızca dünya hayatını gerçek kabul ettiğinde daha geniş bir varlık alanını inkâr etmiş olur. Mevlânâ bu noktada, peygamberlerin ruhlarının ölüm anında “kafesten kurtulan kuş” gibi özgürleştiğini dile getirir.

Ekran Görüntüsü 2026 02 15 142424

ÖLÜM METAFORLARI: KEDİ, PENÇE VE HASTALIK

Sohbette ölüm kavramı farklı metaforlarla açıklandı. Mevlânâ’nın anlatımında ölüm bir “kediye”, hastalık ise onun “pençesine” benzetiliyor. İnsan bedeni bir kafes, ruh ise kuş olarak tarif ediliyor. Dünya hayatına aşırı bağlanan kişi, ölüm gerçeğiyle karşılaştığında fare gibi kaçacak delik arıyor. Bu çerçevede hastalıklar, insanı kaçınılmaz sona hazırlayan birer uyarı olarak değerlendirildi. Tedavi ve ilaç ise “beden hırkasına vurulan yama” şeklinde nitelendirildi; geçici çözümler olarak yorumlandı.

“ÖLMEDEN ÖNCE ÖLMEK”

Dersin ilerleyen bölümünde “abdal” kavramı ele alındı. Tasavvuf geleneğinde abdal; nefsani özelliklerini terbiye etmiş, kötü sıfatlarını terk ederek ilahi ahlakla ahlaklanmış kimse olarak aktarılıyor.

Dr. Sarıoğlu, zorunlu ölüm ile iradi ölüm ayrımına da değindi. Zorunlu ölüm herkes için kaçınılmazken, “ölmeden önce ölmek” anlayışı tasavvufta nefsin terbiye edilmesini belirtiyor. Bu mertebeye ulaşan kişinin ölümden korkmadığı, aksine onu bir geçiş olarak gördüğü belirtildi. Bu noktada Mevlânâ’nın ölüm için kullandığı “Şeb-i Arus” ifadesine atıf yapıldı. Ölüm, bir son değil; yeni bir başlangıç, başka bir âleme göç olarak yorumlandı.

KISSADAN YENİ BİR HİKÂYEYE GEÇİŞ

Dersin sonunda Mevlânâ’nın üslubuna uygun şekilde Calinus kıssasından başka bir hikâyeye geçiş yapıldı. Aşık öldüren mescitte gecelemek isteyen bir kişinin uyarılmasına dair bölümün giriş beyitleri okundu. Bu kısımda da cesaret, nefs, ölüm ve hakikat arayışı temaları işlendi.

Dr. Sarıoğlu, dersin sonunda katılımcılara teşekkür ederek yaklaşan Ramazan ayını tebrik etti ve Mesnevî okumalarının devam edeceğini belirtti.

Kaynak: Hacer Koca