Ankara’da gezilecek yerler denince çoğu kişinin aklına önce Anıtkabir gelir ama bugün seni biraz daha sakin, biraz daha derin bir yere götürmek istiyorum. Çankaya sırtlarında, ağaçların arasında saklanan Atatürk Müze Köşkü, insanın içine işleyen bir duruluğa sahip.
Daha kapıdan girerken buranın sıradan bir müze olmadığını anlıyorsun. Burası, Mustafa Kemal Atatürk’ün yaşadığı, düşündüğü, kararlar aldığı bir ev. Yani Cumhuriyet’in mutfağı diyebiliriz.
Bir bağ eviyle başlayan büyük hikâye
Atatürk Müze Köşkü’nün hikâyesi aslında mütevazı bir bağ eviyle başlıyor. 19. yüzyılda yapılmış bu ev, 1921 yılında Ankara halkı tarafından Atatürk’e armağan ediliyor. O günden sonra burası sadece bir konut değil; Kurtuluş Savaşı’nın, devrimlerin ve genç Cumhuriyet’in kalbi hâline geliyor.
Atatürk, 1932 yılına kadar burada yaşıyor. Cumhuriyet’in ilanı, inkılapların planlanması, yabancı konukların ağırlanması… Hepsi bu evin içinde yaşanıyor. Bugün gezdiğimiz odalar, aslında tarihin sessiz tanıkları.

İçeri girince zaman yavaşlıyor
Köşkün içine adım attığında ilk hissettiğin şey şu: burası hâlâ yaşıyor. Eşyalar yerli yerinde, odalar sanki birazdan kullanılacakmış gibi.
Giriş holünden sağa döndüğünde Yeşil Salon çıkıyor karşına. Rengiyle, ışığıyla gerçekten huzurlu bir oda. Bir dönem elçi kabullerinin yapıldığı bu salon, bugün bile o resmî ama sıcak atmosferi koruyor.
Biraz ilerleyince Yemek Salonuna geliyorsun. Uzun masası, şöminesi ve detaylarıyla insanın aklında tek bir düşünce beliriyor:
“Bu masada kim bilir neler konuşuldu…”
Yanındaki Radyo-Sigara Salonu ise daha samimi. Atatürk’ün dinlendiği, sohbet ettiği alanlardan biri. Burada durup etrafa bakınca insan ister istemez sessizleşiyor.
Üst kat: düşüncenin evi
Merdivenlerden yukarı çıktığında seni geniş bir hol karşılıyor. Ankara manzarasına bakan balkon ise gerçekten nefes aldırıcı.
Ama benim için köşkün en etkileyici yeri kesinlikle kütüphane. Duvarlar boyunca uzanan kitap rafları, okuma lambaları, Nutuk’un yazıldığı masa… Bu odaya girince Atatürk’ün ne kadar büyük bir okur ve düşünür olduğunu iliklerine kadar hissediyorsun.
Çalışma Odası daha sade ama kararlı bir ruh taşıyor. Yatak odası ise şaşırtıcı derecede mütevazı. Gösteriş yok, fazlalık yok. Sanki her şey “işimi yapayım, sonra dinleneyim” demek için var.

Bir müzeden daha fazlası
Atatürk Müze Köşkü’nü gezerken “bakılan” değil, “hissedilen” bir yer olduğunu fark ediyorsun. Cam vitrinlerin arkasındaki uzak bir tarih değil bu; dokunamasan da çok yakın bir geçmiş.
Sergi salonunda Atatürk’ün kişisel eşyalarını, köşkün geçirdiği değişimleri görmek de bu hikâyeyi tamamlıyor.
Gitmeden önce bilmen iyi olur
-
Köşk pazartesi günleri kapalı
-
Hafta sonları ve bayramlarda randevu ile geziliyor
-
Randevu için Cumhurbaşkanlığı Ziyaretler Uygulaması kullanılıyor
-
Toplu taşımayla ulaşım kolay
-
Bahçesi çok keyifli, acele etmeden gezmeni öneririm
Son söz
Atatürk Müze Köşkü, Ankara’da “koşturmalı” gezilerden biraz uzaklaşıp durmak isteyenler için harika bir yer. Buradan çıkarken sadece bilgi değil, bir sorumluluk ve gurur duygusu da alıyorsun.
Eğer yolun Ankara’ya düşerse, bu köşkü mutlaka rotana ekle. Bazen bir ülkeyi anlamak için büyük meydanlardan değil, küçük bir evden başlamak gerekir.



