Geçtiğimiz haftalarda TOKİ 3. Etap ile ilgili yazımın akabinde iktidara yakın şahıslardan “Beklediğim” tepki mesajlarını aldım. Dediğim gibi hiçbir şeye şaşırmamayı da öğrettiler bu arada sağolsunlar.
“Yapılsa kime ne zararı var, devlet gelmiş yapıyor sana ne?...” tarzında serzenişler. Devlette işler öyle değil işte. Devlet birgün açar kara kaplı defteri “Haymana’ya kaç lira harcamışız” der. Bu harcamanın ayrıntısına girmeden “Haymana’ya çok para gitmiş. Bunların eline de çok, yüzüne de” der kapar defteri.
Olay bu işte. Devletin bize harcayacağı parayı doğru zamanda doğru yerde kullanmak. Yoksa devlet bize ultra lüks hela yapsın, hep beraber girip rahatlayalım meselesine döner iş.
Neyse.. madem TOKİ’den açıldı mesele, devam edelim. Bakın TOKİ ve benzeri işler bir şehre artı değer kazandırmaz. Haymana normalde kişisel bazda zengin bir şehir. “Fasfakiriz”in sadece edebiyatını yapıyoruz. Birçok gurbetçisi ile her yaz ciddi bir nakit girdisi var. Hem de çil çil Yuro. Allah bize “Yuro ya kulum” diyor ama, biz kör topal anca yalpalıyoruz. Verimli sayılabilecek geniş tarım alanlarına sahip. Doğru kullanıldığında muazzam bir sağlık turizmi ve kaplıca potansiyeli var. Ama gel gelelim zengin olsakta gelişmiş bir ilçe değiliz. Zenginlik ve gelişmişlik çok farklı şeyler. Bakın altını da çizdim.
Mesela Arapların çoğu zengin, hatta çok çirkin zengin. Ama hiçbiri gelişmiş ülke değil. BAE Dubai’ye dünyanın en şatafatlı, en gösterişli en lüks otelini yaptırıyor. Lakin gel gelelim o muazzam otelin taharet musluğunu bile kendisi yapamıyor. Arabın poposunu (Genelde) İngiliz firmaları yıkıyor. Arap zannediyor ki “Bak paramla popomu İngiliz’e yıkatıyorum.” Oysa bu durum “O İngiliz senin kaba yerlerini bile ele geçirmiş” manasında. Kim haklı dersen, Kraliçe Elizabeth tazecik(!) öldüğünde, hangi Arap ülkelerinin yas ilan edip, bayrakları yarıya indirdiğine bakabilirsiniz. Kim zengin, kim gelişmiş, kim kimin bilmem neresini avucuna almış, daha iyi anlarsınız.
Haymana zengin sayılsa bile maalesef asla gelişmiş bir ilçe olamadı şimdiye kadar. Arapların petrolü bulup iki seksen uzandığı gibi, bizde “lan nasılsa sıcak suyumuz” var deyip Kemal Sunal’ın Çöpçüler Kralı filmindeki gibi “çalışmayacaaamm” ile bir yerde yan gelip yattık. Belki daha zenginleştik ama gelişemedik. Bakın gelişmiş bir şehir olmamız için nelerimiz olmalıydı.
Bir defa gelişmiş bir şehirde sosyal alanlar, mekanlar, sinema, tiyatro, rutin konserler, aklınıza sosyal anlamda ne gelirse elinizin altında olur.
Sağlık için zırt pırt ambulansla hasta Ankara’ya yollanmaz. Donanımlı bir hastane, içinde tüm personeli ile tam teşekküllü bir sağlık merkezi olur.
Ana-babalar ilkokulu bitiren bebeleri için başka şehirlerde iyi ve kaliteli lise kaygısına düşmez. Yaşadığınız şehirde birkaç tane çok iyisi mevcuttur ve sizin içinden bir tanesini seçme lüksünüz vardır.
Okulunu, üniversitesini bitiren o şehrin genci için birkaç tane mesleğini yapacağı işyeri, ya da sanatla ilgili bir uğraşı varsa, sanatını icra edeceği atölyeler, sanat merkezleri vardır.
İnsanlar sokağa çıktığında alışveriş, sosyal alan, ulaşım, görsel güzellik, her zevke, her bütçeye ve hemen her aile yapısına uygun ve gerçekten aile ile gidilecek mekanların olması gerekir.
Dışardan insanlar geldiğinde o ilçede gezebilecekleri, eğlenebilecekleri, dinlenebilecekleri, kültürlerine katkı yapan mekanları, ören yerlerini, tarih ve turizm yerlerini bulacak, buralara en kolay şekilde ulaşacaklardır.
Bu örneklere onlarcası eklenebilir. Her eklediğiniz bir farklı özellik size gelişmişlik katar, ama zenginlik değil. Zenginlik oradaki birkaç kalantorun bankasındaki bol sıfırlı hesaplardır. Ama kimseye bir faydası yoktur.
Şimdiii...yukarıdaki saydığım gelişmişlik örneklerinin hangisine TOKİ binalarının bir zerre katkısı olur?
Öyle sosyal medyadan mesajla ağzını yaya yaya çemkirmekla falan olmuyor bu işler. Buyurun konuşalım, tartışalım. Zenginmiyiz, gelişmiş miyiz, yoksa lüzumsuz muyuz.. herkes görsün....