Hayatın hengâmesinde, değişimin izleri ilk anda fark edilmez.

Bir insanla eskisi gibi konuşmadığımızı, aynı içtenlikle paylaşamadığımızı zamanla anlarız. Ortada büyük bir kavga yaşanmamıştır. Kimse kırıcı sözler söylememiştir. Buna rağmen araya görünmez bir mesafe girmiştir.

En ağır tarafı da burada saklıdır. Birinin hayatımızdan çıkması değil, yanı başımızdayken bile eskisi kadar yakın hissedememektir.

İnsan, kırıldığı için susmaz her zaman; kimi zaman anlatacak gücü kalmadığı için sessizleşir. Çabalar, bekler, karşılık almayı umut eder. Sonra yavaşça kendi içine çekilir.

Herkesin içinde kimseyle paylaşmadığı bir dünya vardır. Dışarıdan bakıldığında hayat olağan akışındadır. İnsan işine gider, konuşur, güler. İçinde taşıdığı yorgunluğu ve kırgınlığı ise çoğu göz fark edemez.

İnsan, değer gördüğü yerde kendini güvende hisseder. Dinlendiğini ve önemsendiğini hissettikçe yakınlaşır. Sürekli yok sayıldığında ise sessizce geri çekilir.

Karşımızdakinin neler yaşadığını bilemeyiz. Her yürek acısını dile dökemez.

Kırılan bir eşyayı görmek kolaydır. Kırılan bir gönlü fark edebilmek ise ince bir dikkat ister. İçten söylenmiş bir söz, samimiyetle dinleyen bir kulak ya da "yanındayım" hissi, nice mesafeyi ortadan kaldırabilir.

Bir insanı kaybetmek, ondan uzak düşmekle sınırlı kalmaz. Aynı ortamı paylaşır, aynı masaya oturur, aynı cümleleri kurarsınız; yine de eski sıcaklık yerini sessizliğe bırakır.

Sevgi, sözden önce hâle yansır. Hatırlamak, hâlini sormak, küçük ayrıntıları önemsemek gönle dokunan en kıymetli dildir.

Her insan anlaşılmak ister; hatalarıyla, eksikleriyle ve dile getiremediği duygularıyla... Anlaşılmak kadar, bir başkasını yüreğiyle anlayabilmek de insan olmanın en kıymetli taraflarından biridir.

İçinizden geçen güzel bir söz varsa ertelemeyin. Değer verdiğiniz insanlara bunu hissettirin. Kırdığınız bir gönül varsa onarmak için vakit kaybetmeyin.

İnsanlar bir günde uzaklaşmaz. Anlaşılmadığını hissettikçe sessizliği büyütür.

Oğuz Atay'ın dediği gibi; “Bazı gidişler eylemsizdir, insan kalırken de terk eder.”

İşte o vakit kapılar dışarıdan kapanmaz; gönlün içinden kapanır usulca.

Unutmamak gerekir; kapanan nice kapının anahtarı ilgi, samimiyet ve değer vermektir. Vaktinde gösterilen içten bir sevgi, söylenmemiş binlerce cümleden daha derin iz bırakır.
Dr.Mehmet ÇOBAN