CHP'de mahkemenin verdiği "mutlak butlan" kararının ardından başlayan yönetim ve liderlik tartışmaları yeni bir boyut kazandı. Parti içinde yaşanan güç mücadelesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki grup toplantısına yansıdı. TBMM Başkanlığı, CHP TBMM Grup Başkanı Özgür Özel'in saat 13.30'da gerçekleştireceği grup toplantısına resmi onay verdi. Karar, parti içindeki tartışmaların merkezine yerleşti.

KILIÇDAROĞLU CEPHESİNDEN DİKKAT ÇEKEN YANIT

Krizin perde arkasında CHP Genel Merkezi ile TBMM Başkanlığı arasında gerçekleşen resmi yazışmalar yer aldı. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un CHP Genel Merkezi'ne gönderdiği yazıda, grup toplantısının yapılıp yapılmayacağı soruldu. Mahkeme kararının ardından yönetimi devralan Kemal Kılıçdaroğlu cephesinden verilen yanıtta ise, "Bugün için CHP olarak bir grup toplantısı yapma talebimiz bulunmamaktadır" ifadelerine yer verildi. Kılıçdaroğlu yönetiminin toplantıya yönelik talebinin bulunmadığını bildirmesine rağmen TBMM Başkanlığı'nın Özgür Özel'in başvurusunu kabul etmesi dikkat çekti.

LİDERLİK MÜCADELESİ AÇIK BİR ÇATIŞMAYA DÖNÜŞTÜ

CHP kulislerinde günlerdir konuşulan liderlik mücadelesi, grup toplantısı tartışmasıyla daha görünür hale geldi. Özgür Özel'in olağanüstü kurultay için delegelerden yoğun şekilde imza topladığı süreçte, Kılıçdaroğlu cephesinin toplantıya ilişkin tavrı iki ekip arasındaki gerilimin zirveye ulaştığı şeklinde yorumlandı.

Belediye başkanı görevden alınmıştı... Akçakoca Belediyesi CHP'den AK Parti'ye geçti!
Belediye başkanı görevden alınmıştı... Akçakoca Belediyesi CHP'den AK Parti'ye geçti!
İçeriği Görüntüle

Ozgur Ozelden Mutlak Butlan Cikisi Aha Da Teslim 19703444 3441 Amp

TBMM'deki CHP Grup Salonu'nda toplantı öncesi yoğun hareketlilik yaşandı. Mevcut milletvekillerinin yanı sıra çok sayıda eski milletvekili de toplantıya katılmak üzere Meclis'e geldi. Saatler öncesinden dolan salonda yer bulmakta güçlük çekildi. Koridorlarda ve salon çevresinde büyük kalabalıklar oluşurken, toplantıya katılamayan çok sayıda partili de dışarıda bekledi.

SALONDA DİKKAT ÇEKEN SLOGANLAR

Toplantı öncesinde salonda zaman zaman sloganlar yükseldi. Haberler.com Ankara Temsilcisi Şerife Güzel'in kamerasına yansıyan görüntülerde, Özgür Özel'e destek veren eski ve yeni milletvekillerinin "Hain Kemal" sloganları attığı görüldü. Özgür Özel'in salona girmesiyle birlikte atmosfer daha da hareketlendi. Salonda bulunan partililer bu kez "Başkan Özgür" sloganlarıyla destek gösterisinde bulundu. Yoğun kalabalık nedeniyle salonda adım atacak yer kalmadığı belirtildi.

ÖZGÜR ÖZEL KÜRSÜYE ÇIKTI

Yaşanan tüm tartışmaların ardından CHP'nin grup toplantısı başladı. Kemal Kılıçdaroğlu cephesinden gelen itirazların gölgesinde kürsüye çıkan Özgür Özel, salondaki yoğun alkış ve sloganlar eşliğinde konuşmasına başladı. Özel, konuşmasının ilk bölümünde şu ifadeleri kullandı:

"Hepinizi selamlıyorum... Meclis çok grup toplantısı gördü, dışarıda bekleyen 3 bin 200 arkadaşımıza teşekkür ediyorum. Bu tarihin doğru tarafından durma, tarih yazma ve parti ile ülkenin geleceğine yapılan saldırılara karşı yürüyüşe geçme ziyaretidir. Büyük kumpasa karşı bu çatının altına direniş, mücadele ve umut seslerini taşıyacağız."

Zgur Ozel 2

GEZİ DAVASI VE TUTUKLU İSİMLERE MESAJ

Konuşmasının devamında Gezi Parkı olaylarında hayatını kaybeden isimleri anan Özel, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Gezi Parkı eylemlerinde hayatlarını kaybeden kardeşlerimiz Ethem Sarısülük'ü, Hasan Ferit Gedik'i, Ali İsmail Korkmaz'ı ve evladımız Berkin Elvan'ı saygıyla anıyorum. O gün hekiminizin yerine orada olan, ağaçları ve İstanbul'u savunan Taksim Dayanışması'ndan yıllar sonra bir darbe kumpası çıkardılar. Hala AİHM ve AYM kararlarıyla içeride tutulan Tayfun Kahraman kardeşime, Sayın Osman Kavala'ya, Mine Özerden'e, Çiğdem Mater'e selam olsun. Çok yakında kavuşacağız!"

"MİLLETİN SEÇİLMİŞ TEMSİLCİLERİYİZ"

Türkiye'nin ekonomik sorunlarına da değinen Özel, milletin yaşadığı ekonomik sıkıntıların göz ardı edilemeyeceğini söyledi. Konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

"Hepimiz milletin seçilmiş temsilcileriyiz. Ne yaşarsak yaşayalım milletin gündeminden kopamayız. Milletin ağır bir ekonomik kriz altında ezildiğini hepimizi biliyoruz. Çok yönlü bir krizin içindeyiz. Mayıs ayı açlık ve yoksulluk sınırları açıkladı. Açlık sınırının 35 bin liraya, yoksulluk sınırına 114 bin liraya yükseldiğini gördük. 20 bin liralık sefalet maaşıyla emekliler, 28 bin liralık asgari ücretle emekçiler ve bunların alışveriş yapıp da para kazandırarak geçimini sağlayacağı düşünülen esnaflar kan ağlıyor."

VERGİ SİSTEMİNE ELEŞTİRİ

Özgür Özel konuşmasının devamında vergi sistemini de eleştirdi ve şu değerlendirmeyi yaptı:

"Bugün Türkiye'nin en büyük sorunu vergi sorunudur. Bugün Türkiye'nin en büyük sorunu verginin adaletsiz, haksız, yersiz alınması sorunudur. Türkiye'nin servet sahiplerinin toplam verginin yüzde 11'ini ödediği, bu salondaki gibi Türkiye'deki bütün vatandaşların zenginliklerine fakirliklerine bakılmadan dolaylı vergilerle verginin 64'ünü ödediği, maaş alanlarında gelir vergisiyle verginin 24'ünü ödediği bir düzende, yani esas vergi vermesi gerekenlerin verginin onda birini, az ya da hiç vermesi gerekenlerin verginin onda dokuzunu ödediği bir düzen haksız bir düzendir.

Bu açlığa, bu sefalete çözüm bulmayanlar, çözüm bulamayacaklarını bilenler, bu kötü yönetimi artık milletin istemediğini görenler, bir daha asla seçim kazanamayacaklarından emin olanlar, kendilerini düzeltmek ve gerekirse bir dönem kaybetmek, ders almak, yeniden iktidara hazırlanmak, yani demokrasinin gelişli gidişli milletin tercihine göre iktidar değişimlerini mümkün kılan, memnun olunmayanın gittiği, umut edilenin geldiği, yapamayanın gittiği, yapacak olanın geldiği ya da emeklinin işçinin herkes kendisini en iyi taahhüdü yapanı seçer deyip kendinden yana politikalar söyleyenleri tercih edip iktidara getirebildiği bir düzeni, ki bu düzen bu ülkenin savaş meydanlarında kurulan, sonra cumhuriyeti kuran, sonra da çok partili rejimi getirip milletin istediğini getirip istediğini götürmesine karar vermesini bu ülkeye hediye eden Cumhuriyet Halk Partisi'nin bu ülkeye en önemli kazanımıdır, kazandırdığı iştir, işte o düzenden vazgeçiyorlar.

Milleti adaysız, milleti partisiz, kurumsuz, partiyi lidersiz ve seçimi alternatifsiz yani kendileri açısından rakipsiz ya da rakibini kendilerinin belirlediği seçimlerin şeklen olduğu, değiştirme ümidi olanların kararlılığı olanların takatsiz kaldığı, sandığa küstüğü, değiştirmek istemeyenlerin düşük katılım olanların da birileriyle iktidarlarını sürdürdükleri şekli bir demokrasiye dönmek istiyorlar. İşte ne yaşıyorsak, ne yaşıyorsak içerideki dinamiklerini konuşuruz, dışarıdaki dinamiklerini konuşuruz ama ne yaşıyorsak yaşadıklarımızın hepsi kulakta çınlayan, zihinden gitmeyen ve asla kabullenemeyen bir gerçekliğin direnmesinden kaynaklanmaktadır, o gerçekliğe direnilmesinden kaynaklanmaktadır.

Doğrusu milletin dediği olur durur. Kendi sözü 'İstanbul'u kazanan Türkiye'yi kazanır, İstanbul'u kaybeden Türkiye'yi kaybederdir.' Yıllar sonra İstanbul üç tercih üst üste kimin yöneteceğine karar vermiş, bundan sonra da o kişinin Türkiye'yi yönetme ihtimali belirginleşmişken işte yapılan iş bir sonraki cumhurbaşkanına, bir sonraki iktidara yapılan darbedir, şimdi yaşanan o iktidara gelecek olan partiye darbedir."

Kaynak: Haber Merkezi