Son günlerde Türkiye'nin gündemine oturan Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan'ın olaylı bir şekilde CHP'den ayrılmasıyla ilgili Keçiören CHP ilçe örgütünün iki önemli isme son yerel seçimlerde CHP'nin Keçiören Belediye Başkan aday adaylarından Haydar erseven ve Keçiören Belediyesi CHP meclis üyesi Gürsel dağ ankaranethaber.com'a özel açıklamalarda bulundu.

31 Mart 2024 Yerel Seçimleri öncesinde CHP kökenli olmayan bir adayın partiye zarar vereceğini CHP kökenli Keçiören Belediye Başkan aday adayı 3 isim ; Haydar Erseven , Serdar Kendir ve Serdar Tepeöz yayınladıkları ortak bildiri ile dile getirirken dönemin Keçiören CHP ilçe Başkanı Berk Kılıç da bildiriye imza atarak bu düşünceyi desteklemişti. Sürecin devamında bugün CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile davalıkk olarak ayrılan CHP kökenli olmayan Mesut Özarslan Keçiören Belediye Başkan Adayı olarak gösterilmişti. Yaşanan bugünkü olaylardan ötürü CHP seçmeni partinin bölge milletvekillerine sosyal medya üzerinden hesap soruyor.

Whatsapp Image 2026 02 10 At 13.15.42

ERSEVEN KEÇİÖREN'İ GERÇEK BİR CHP''Lİ ADAYLA KAZANABİLİYORDUK

ABD’de Rümeysa Öztürk hakkında yeni gelişme!
ABD’de Rümeysa Öztürk hakkında yeni gelişme!
İçeriği Görüntüle

2024 yerel seçimlerinde CHP'den Keçiören Belediye Başkan aday adayı olan Haydar Erseven şunları söyledi : Ben bu ilçede Cumhuriyet Halk Partisi için yıllardır emek vermiş, sahada gecesini gündüzüne katmış bir aday adayı olarak konuşuyorum.Bu partiyle büyümüş, örgütüyle yol yürümüş biri olarak yaşananları görmezden gelmedim.Yazmak zor geliyor; çünkü anlatılanlar kişisel bir kırgınlıktan çok, partinin işleyişine dair ağır bir sorumluluğu işaret ediyor. Seçim sürecinin en başında, dönemin ilçe başkanıyla birlikte üç aday adayı olarak ortak bir deklarasyon imzaladık. Bu deklarasyonda parti içi birlik, şeffaflık ve örgüt iradesine saygı temel ilke olarak belirlendi. Sürecin bu anlayışla yürütüleceği ifade edildi. Ancak ilerleyen aşamalarda imzalanan metinle sahada yaşananlar arasındaki mesafe giderek açıldı. Ortaya konan mutabakat, uygulamada karşılığını bulmadı.
Bu süreçte yapılan değerlendirmelerde, anketlerde ve sahadaki gözlemlerde CHP’nin kendi kadrolarıyla bu seçimi kazanabileceği açık biçimde görülüyordu. Buna rağmen parti dışından bir aday tercih edildi. Bu tercih, yalnızca yerel bir karar olarak kalmadı; bölge milletvekillerinin açık desteğiyle, dönemin ilçe yönetiminin yönlendirmesiyle ve örgüt içindeki bazı sorumluların ısrarıyla adım adım dayatıldı. Sahadan gelen itirazlar, uyum sorununa dair uyarılar ve risk hatırlatmaları bu süreçte karşılık bulmadı.

CEVAPLANMASI GEREKEN SORULAR VAR

CHP adına cevaplanması gereken sorular olduğunu belirten Erseven sözlerini de şöyle devam etti : Bugün dönüp baktığımızda asıl zor olan, bu tercihin neden bu kadar kararlılıkla savunulduğunu anlamaktır. Kazanma ihtimali bu kadar netken, örgütün içinden gelen isimler dururken, neden bu yol seçildi? Bu karar alınırken milletvekilleri neye dayanarak destek verdi, ilçe yönetimi hangi gerekçeyle bu ısrarın parçası oldu, sorumluluk taşıyanlar neden itirazları dikkate almadı? Bu sorular o gün yanıtlanmadığı için bugün daha yüksek sesle karşımıza çıkıyor. Süreç bununla da sınırlı kalmadı. Parti dışından aday yapılan bu kişinin ısrarıyla, bir ismin parti meclisine dahil edildiği bilgisi, partinin kendi denetim mekanizmalarıyla değil; belediye başkanının genel başkanla yaptığı yazışmaları kamuoyuna açıklamasıyla ortaya çıktı. Genel başkanın bu yazışmalarda dile getirdiği ifadeler, söz konusu ismin hangi güven ilişkisiyle ve hangi siyasi referanslarla gündeme geldiğini açık biçimde gösterdi.
Bu noktada artık daha temel soruların sorulması kaçınılmazdır. Parti meclisine dahil edilen bu isim kimdir, ve partinin en üst karar organına hangi gerekçelerle taşınmıştır? Bu süreç bireysel ilişkilerle mi ilerlemiştir, yoksa partinin içine nüfuz etmeye çalışan daha geniş bir yapının uzantısı mıdır?

ERSEVEN : GERÇEK SORUMLULAR BELLİDİR

Bu sorumluluğu tek bir kişiye yüklemek, gerçeği eksik bırakır. Adaylık sürecini zorlayan milletvekilleri, dönemin ilçe yönetimi ve örgüt içinde bu tercihi savunan sorumlular da bu tablonun parçası olduğunu vurgulayan Erseven , "Uyarılara rağmen geri adım atmayanların, bugün yaşananlarla ilgili siyasi bir muhasebe vermesi gerekmektedir.
Adaylık sürecinde sahadan yükselen seslerin parti yönetiminin üst kademelerine ulaşıp ulaşmadığı hâlâ net değildir. Eğer bu itirazlar yukarıya taşındıysa neden dikkate alınmadı, taşınmadıysa bu kopukluğun sorumluluğu kimdedir? Bu soruların cevabı verilmeden, sürecin sağlıklı biçimde kapandığından söz edilemez.
Bu açıklamayı partimi yıpratmak için yapmıyorum. partiye olan bağlılığım nedeniyle konuşuyorum. Sessizlikle geçiştirilen her dosya sorunu ortadan kaldırmaz; daha derin kırılmalara yol açar.
Cumhuriyet Halk Partisi geçmişte zor dönemleri konuşarak, yüzleşerek aşabildi. Bugün de aynı açıklığa ve aynı cesarete ihtiyaç vardır. Bu sorular cevapsız kaldıkça, yaşananların yükü yalnızca bugüne değil, yarına da taşınır.Bu noktada artık yalnızca soru sormak yetmez. Yaşananların siyasi bir karşılığı olmak zorundadır. Adaylık sürecini zorlayan, uyarılara rağmen ısrar eden, bugün gelinen tabloya zemin hazırlayan sorumluların görevlerini sürdürmesi kabul edilemez. Bu kişiler açısından görevden el çektirme dahil olmak üzere gerekli adımların atılması, partinin kendi itibarını koruması açısından zorunlu hale gelmiştir.
Aksi halde ortaya çıkan tablo ister istemez başka bir soruyu da beraberinde getiriyor. Bugün yaşananlar, Cumhuriyet Halk Partisi’ni yıpratmak, kamuoyu nezdinde itibarsızlaştırmak ve parti içini tartışmalarla zayıflatmak amacıyla yürütülen planlı bir sürecin parçası mıdır? Eğer böyle bir plan yoksa, bu görüntünün oluşmasına neden olanların sorumluluğu daha da ağırdır. Çünkü sonuç değişmemektedir.
Bu nedenle parti yönetiminin, sürecin tamamını kapsayan açık bir değerlendirme yapması ve bu tabloya sebep olanları görevden uzaklaştırarak net bir irade ortaya koyması gerekmektedir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin itibarı, kişisel tercihlerden ya da dar kadro hesaplarından daha değerlidir."dedi.

BELEDİYE BAŞKANLIĞI HALKIN ORTAK ALANIDIR

Belediye başkanlığı kişisel alan değil halkın ortak alanıdır diyen Cumhuriyet Halk Partisi Keçiören İlçe Örgütünün önemli isimlerinden ve aynı zamanda Keçiören Belediyesi CHP meclis üyesi olan Gürsel Dağ ankaranethaber.com'a yaptığı özel açıklamada şunları söyledi : Partimize ve halkımıza sözümüz olsun; Cumhuriyet Halk Partisi bir kişinin değil, köklü bir geleneğin partisidir. Bu gelenek; halkçılık, kamuculuk ve hesap verebilirliktir. Bizler partimize zarar gelmemesi için susan değil, partimize sahip çıkmak için konuşan kadrolarız. Amacımız ayrışma değil, doğruyu kurmaktır. Amacımız kavga değil, Cumhuriyet Halk Partili belediyeciliğini yeniden ayağa kaldırmaktır. Cumhuriyet Halk Partisi bu olumsuz süreçleri güçlü bir şekilde atlatacaktır.

Kaynak: Onur Dedeoğlu