Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi'nin (DEM Parti) 5'inci Olağan Büyük Kongresi Ankara Nazım Hikmet Kültür Merkezi'nde toplandı. Kongrede mevcut Eş Genel Başkanlar Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, yeniden aynı göreve seçilerek parti yönetiminde devamlılığı sağladı.
Tek listeyle gerçekleştirilen seçimde Bakırhan ve Hatimoğulları'nın yeniden eş genel başkan seçildiği kongrede, parti organlarının yanı sıra Parti Meclisi ve diğer kurullar için de seçimler yapıldı. Kongrede yaklaşık 600 delegenin oy kullandığı, Bakırhan ve Hatimoğulları'nın ise geçerli 535 oyun tamamını aldığı bildirildi.
Kongre, DEM Parti açısından yalnızca yönetim seçiminin yapıldığı bir toplantı olarak değil, önümüzdeki siyasi döneme ilişkin yaklaşımın ortaya konulduğu bir platform olarak da öne çıktı. Hatimoğulları konuşmasında kongreyi yeni döneme hazırlık açısından bir "eşik" olarak tanımlarken, parti siyasetinde yenilenme mesajı verdi.
HATİMOĞULLARI'NDAN EMEKÇİLERE VE FARKLI KESİMLERE SELAM
Kongrede konuşan Tülay Hatimoğulları, Türkiye'nin farklı bölgelerinde yaşayan emekçi kesimlere, çiftçilere, tarım işçilerine, işçilere, yoksullara ve barınma sorunu yaşayanlara yönelik mesajlar verdi. Hatimoğulları, kadınların toplumsal mücadeledeki rolüne de dikkat çekerek Barış Anneleri ve Cumartesi Anneleri'ni andı. Geçmiş dönemlerde hayatını kaybeden siyasi isimleri de anan Hatimoğulları, hayatını kaybeden Sırrı Süreyya Önder için de mesaj verdi.
Hatimoğulları'nın konuşmasında cezaevlerinde bulunan siyasi isimlere ilişkin mesajlar da yer aldı. "Selam olsun sürgündeki yoldaşlarımıza. Ve değerli canlar, buradan sevgili Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş, Ayşe Gökkan, Leyla Güven ve cezaevindeki bütün siyasi muhaliflere binlerce kez selam olsun" diye konuştu.
KÜRESEL GELİŞMELERİ DEĞERLENDİRDİ
Son üç yıllık dönemde Türkiye ve dünyada önemli siyasi gelişmeler yaşandığını belirten Hatimoğulları, küresel ekonomik kriz, savaşlar, göç ve iklim krizinin etkilerine değindi. "3 yıl önce yaptığımız kongreden bu yana deyim yerindeyse yer yerinden oynadı. Küresel sermayenin krizinin bedeli açlık, yoksulluk, savaş ve çatışma biçiminde halklara ödetiliyor. Emperyalizm yeniden bir düzen kurarken bütün dünyayı, özelde de Orta Doğu'yu yeniden şekillendiriyor" diye konuştu.
Rusya-Ukrayna savaşı ile Gazze'deki savaşın devam ettiğine dikkat çeken Hatimoğulları, İran ve bölgedeki gelişmelerin küresel etkilerine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.
"Rusya-Ukrayna savaşının ve İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının devam ettiğini belirten Hatimoğulları, "ABD ve İsrail'in İran'a açtığı savaş Körfez ülkelerine kadar yayılmış durumda. Ekonomik etkisiyle de bütün dünyayı sarmış durumda. Silahlanmaya ayrılan bütçeler hızla büyüyor. Ve dünya bir nükleer tehdit altında. Suriye hala yeni düzenini arıyor" dedi.
Suriye'deki gelişmelerin de bölgesel dengeler açısından önem taşıdığını belirten Hatimoğulları, ülkedeki farklı toplumsal ve inanç gruplarına yönelik tehditlere dikkat çekti. "Suriye'de Aleviler, Kürtler, Hristiyanlar hala çok ağır tehdit altında. Rojava şu an eksik de olsa birçok kazanımla yoluna devam ediyor" ifadelerini kullandı.

"KENDİNİ YENİDEN İNŞA EDEN BİR YOLA GİRİYORUZ"
Kongrenin en önemli başlıklarından biri Türkiye'deki Kürt meselesi ve barış sürecine ilişkin değerlendirmeler oldu. Hatimoğulları, siyasi hareketin geçmiş deneyimlerini korurken değişen koşullara göre kendisini yenilemesi gerektiğini belirterek şöyle konuştu:
"Bizler kökümüzün tarihsel birikim ve deneyimlerini unutmadan çağını anlayan ve buna göre kendini yeniden inşa eden bir yola giriyoruz. Tarihin içinden geleceğe yürüyoruz. Ve son 3 yılda bu ülkenin önüne uzun zamandır görülmemiş muazzam bir olanak, muazzam bir fırsat ortaya çıktı. Türkiye yeniden Kürt meselesini konuşmaya başladı. Silahlar sustu.
Bu gelişme sadece Kürt hareketi için değil, sisteme muhalif bütün kesimlerin demokratik zeminde mücadele olanaklarını ardına kadar açmış durumda. Bu süreci büyütmek, kalıcı barışı tesis etmek hepimizin insani, vicdani, siyasi ve toplumsal görevidir. Barışı kazanmak hepimizin ortak geleceğini kazanmaktır. Biz bunu 86 milyon yurttaşımız için 100 yıllık gelecek adına yerine getirmeye hazırız. Kendimize güveniyoruz. Sizlere güveniyoruz. Halklarımıza güveniyoruz ve bunun için başaracağız. Mutlaka ama mutlaka başaracağız"
"90'LARIN HAFIZASINI BU TOPLUM HALA YAŞIYOR"
Kürt meselesinin Türkiye'de farklı dönemlerde farklı yöntemlerle ele alındığını ifade eden Hatimoğulları, özellikle 1990'lı yıllarda yaşanan olayların toplumsal hafızadaki yerini koruduğunu söyledi.
"Bu topraklarda Kürt meselesi farklı dönemlerde farklı isimlerle konuşuldu. Bazen inkar edildi, reddedildi. Böyle bir sorun yok dendi. Bazen güvenlik başlığına sıkıştırıldı. Bazen konuşmanın kendisi dahi suç sayıldı. Bazen çözüm ihmali belirlendi. Ardından kapılar hemen kapandı" diyen Hatimoğulları, sözlerini şöyle sürdürdü:
"1990'ların hafızasını bu toplum hala yaşıyor. Bu salondakiler hala bunu yaşıyor. Boşalan köylerin, faili meçhullerinin, cezaevlerinin, çatışmalarda yaşamını yitiren gençlerin, çocuklarını bekleyen annelerin, ailelerin hafızası hala aramızda. Birçok gencimizin hayatını kaybettiği açıklanan bir süreçteyiz. Ve şimdi birçok yerde taziyeler kurulmuş durumda, daha da kurulacak. Ben buradan başta Kürt halkına, çocuğunu yitirmiş bütün ailelerimize ve bütün halklarımıza başsağlığı dileklerimizi iletiyorum. Çatışmalarda evladını kaybetmiş asker ailelerinin acısı bu ülkenin hafızasında."
"BARIŞ SİLAHLARIN SUSMASINDAN ÇOK DAHA BÜYÜK"
Hatimoğulları, barış kavramının yalnızca silahlı çatışmaların sona ermesiyle sınırlı değerlendirilemeyeceğini savundu. Farklı kesimlerin yaşadığı acıların ortak bir toplumsal zeminde ele alınması gerektiğini belirterek şöyle konuştu:
"Acılar yarıştırılmaz. Her acının kendi adı, kendi ismi ve kendi hikayesi var. Barış bu ortak acıların bitmesini amaçlar. Hepimiz için kritik soru hiçbir halkın onurunu çiğnetmeden barışı büyütebilecek miyiz? Bu süreci başarıyla sonuçlandırabilecek miyiz? DEM Parti açısından bu soruların yanıtı nettir.
Bizler barışacağız, bizler başaracağız ve bunun için halkımıza sözümüz olsun ki çok daha fazla çalışacak, çok daha fazla emek verecek ve mutlaka barışı bu topraklara hep birlikte armağan edeceğiz. Barışı silahların susmasından çok daha büyük bir şekilde düşünmeli ve değerlendirmeliyiz. Çünkü barış silahların susmasından çok daha büyüktür."
Hatimoğulları, barışın toplumsal yaşamın bütün alanlarına taşınması gerektiğini belirterek TBMM'de kabul edilen yasal düzenlemeye de değindi.
"Meclis, 10 Ağustos 2026'da Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlenmesine Dair Kanun'u kabul etti. Biz bu kanunu çok önemsiyoruz. Her fırsatta ne kadar önemsediğimizi vurguladık. Ama aynı zamanda bu kanunun eksikliklerini de belirttik. Hiçbir kanun kendi başına toplumsal bir barış yapamaz, kanun sadece bir kapı açabilir" dedi.
Söz konusu düzenleme, 10 Ağustos'ta TBMM Genel Kurulu'nda 467 oyla kabul edilerek yasalaştı ve 18 Ağustos'ta yürürlüğe girdi. Kanun, belirli koşulların gerçekleşmesi halinde PKK/KCK ile bağlantılı bazı suçlar bakımından soruşturma, kovuşturma ve infaz süreçlerine ilişkin düzenlemeler içeriyor.
"BARIŞ HİÇBİR İKTİDARIN TOPLUMA BAHŞETTİĞİ BİR LÜTFU DEĞİL"
Barışın yalnızca siyasi kurumların kararlarıyla değil, toplumun farklı kesimlerinin katılımıyla kalıcı hale gelebileceğini ifade eden Hatimoğulları, şöyle konuştu:
"Bu kapıdan nasıl geçileceğine siyaset, hukuk ve toplumun birlikte karar verecek. Şimdi önümüzde çok daha zor bir aşama var. O da barışın toplumsallaşmasıdır. Barış mahalleye, okula, ailelere, hanelere, belediyelere, parlamentoya girmezse barış olmaz. Barış her yere girmeli. Barış hiçbir iktidarın topluma bahşettiği bir lütfu da değil"
Barış sürecinin uzun yıllara yayılan toplumsal mücadelelerin sonucunda bugünkü aşamaya geldiğini belirten Hatimoğulları, farklı toplumsal kesimlerin hafızasının sürecin önemli unsurlarından olduğunu söyledi.
"Bu ihtimali yıllar boyunca ayakta tutan büyük bir toplumsal mücadele, emek ve bedeller var. Bunlarla barış süreci bugün bu seviyeye geldi. Eğer bugün İmralı'da bir masa kurulduysa bu verilen emek, mücadele, ödenen bedeller ve ülkenin geldiği koşulların dayatmasıyla olmuştur. O halde barışı kim kuracak? Galatasaray Meydanı'nda kayıplarının fotoğrafını yıllarca ellerinden bırakmayan Cumartesi Annelerinin hafızası, hafıza ısrarı kuracak. Barış Anneleri kuracak.
Evladını askerken kaybetmiş ailelerin acısı ve dirayeti kuracak. Kadın hareketinin birikimi ve tecrübesi kuracak. İnsan hakları savunucularının dosyaları, gazetecilerin kayıtları, hukukçuların itirazları, akademisyenlerin çalışmaları, sanatçıların filmleri, romanları, şarkıları kuracak barışı. Kürk halkıyla tarihsel ve stratejik ittifak içinde olan sosyalistler, devrimciler, yurtseverler kuracak barışı."
"BARIŞI ÇOCUKLARIMIZA ARMAĞAN EDELİM"
Hatimoğulları, Türkiye'deki farklı siyasi ve toplumsal kesimlerin barış sürecinde birlikte hareket etmesi gerektiğini savundu. "Demokrasiyi savunan mütedeyyinler, sekülerler, sosyal demokratlar, Aleviler ve bütün halklar ve inanç toplulukları beraber kuracak barışı. 'Yaşasın halkların kardeşliğinin' sadece bir söylem olarak kalması değil, hukukla güvence altında alınması barışı kuracaktır ve buradan şunu hepimiz bilmeliyiz ki mücadele alanlarımızda tek vücut olmazsa bu süreci ilerletmede güçlük çekeriz" dedi. Hatimoğulları, konuşmasının devamında şu çağrıyı yaptı:
"O yüzden barışı gelin hep birlikte bu ülkenin bütün siyasal ve toplumsal dinamikleriyle beraber inşa edelim. Barışı çocuklarımıza ve Türkiye'nin geleceğine hep beraber armağan edelim"
DEM PARTİ'DEN DEMOKRATİKLEŞME VURGUSU
Hatimoğulları, silahların susmasının demokratik siyaset alanının genişletilmesi açısından yeni imkanlar oluşturduğunu belirtti. "Demokrasi mücadelesinin siyasal ve toplumsal bütün özneleri olarak bunu en güçlü şekilde hep birlikte değerlendirmeliyiz" dedi.
Emek, kadın, gençlik, ekoloji, Alevi ve engelli hareketleri ile farklı toplumsal grupların örgütlenmesinin güçlendirilmesi gerektiğini savunan Hatimoğulları, şöyle konuştu:
"Emek hareketi, işsizler, yoksullar hareketi, ekoloji hareketi, kadın, gençlik, LGBTİ artılar, Alevi hareketi, mütedeyyinler, antikapitalist Müslümanlar, engelliler. Bu dönemde her birinin kendi özgün örgütlenmesini, genişletmesini, olanaklarını arttırabilmeliyiz. Bu koşulları bunun için değerlendirmeliyiz. Bunu başarırsak toplum demokratik dönüşümünü o zaman en güçlü şekilde sağlayabilir” diye konuştu.
Hatimoğulları, demokratik toplum hedefinin uzun soluklu bir siyasi mücadele gerektirdiğini belirterek, "Bizim en önemli görevimiz demokratik, eşitlikçi, özgürlükçü bir düzeni kurmak. Güçlü demokrasiyi, demokratik toplumu inşa etmenin yolu uzun soluklu bir mücadeleyi birlikte örebilmekten geçer" dedi.
"BİRLEŞİK BİR MÜCADELEYİ ÖRGÜTLEMEK ZORUNDAYIZ"
Kongrede ekonomik ve sosyal haklar da gündeme geldi. Hatimoğulları, eğitimden sağlığa, barınmadan ulaşıma kadar temel ihtiyaçların hak olarak ele alınması gerektiğini söyledi. "Türkiye'nin demokratikleşme sorunlarına çözüm üretmek, aynı zamanda toplumsal ihtiyaçları temel alan halkın eğitim, sağlık, geçim, barınma, ulaşım gibi yaşamsal öneme sahip ihtiyaçların temel hak olduğunu vurgulayan birleşik bir mücadeleyi örgütlemek zorundayız" diye konuştu.
Barış ve demokratikleşmenin kendiliğinden gerçekleşmeyeceğini ifade eden Hatimoğulları, "Ve şunu unutmayalım ki bizler birleşe birleşe kazanacağız. Barış asla kendiliğinden inşa olmaz. Türkiye'deki antidemokratik uygulamalar kendiliğinden ortadan kalkmaz. Türkiye kendiliğinden demokratikleşmez. O yüzden bu sloganı hafızamızda dipdiri tutarak birleşe birleşe kazanacağız” ifadelerini kullandı.

KONGRE "EŞİK" OLARAK TANIMLANDI
DEM Parti yönetimi kongrenin önümüzdeki döneme hazırlık niteliği taşıdığı mesajını verdi. Kongre öncesinde de toplantının kapsamlı bir dönüşümün hazırlık aşaması olarak değerlendirileceği ifade edilmişti. Hatimoğulları, kongrenin anlamını şu sözlerle anlattı:
"Bu kongremizin anlamı da tam da burada yatıyor. Bu bir hazırlık kongresidir. Bu bir eşik kongresidir. Güçlenmeye, güç katmaya davet kongresidir. Geride bıraktığımız dönemin deneyimlerini yanımıza alıp önümüzdeki büyük dönüşüme hazırlanıyoruz. Kendimizi tekrar etmek için değil, kendimizi yenilemek için buradayız. Kendimizi yeniledikçe demokratik bir yönetimin inşasına talip oluruz, olmalıyız. Biz buna adayız. Değişerek yönetmeye, adaletli, eşit, özgür, demokratik bir inşaya hazırız. Toplum değişirken aynı kalan bir parti olmaz. Barışın dili değişirken eski dille yola devam etmek olmaz. Kürt meselesi yeni bir evreye girerken siyaseti eski araçlarla sürdüremeyiz” diye konuştu.
"ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMİN KOLAY OLMADIĞININ FARKINDAYIZ"
Hatimoğulları, barış süreçlerinin farklı siyasi ve toplumsal aktörlerin tutumlarına bağlı olarak inişli çıkışlı ilerleyebileceğini belirtti. Sürecin sabır ve siyasi kararlılık gerektirdiğini ifade ederek şöyle konuştu:
"Önümüzde kolay bir dönem olmadığının hepimiz farkındayız. Barış süreçleri düz bir yol değildir. Engebelidir, incedir, uzundur, zordur, emek ister. İtirazlar olabilir bu süreçlerde. Provokasyonlar da olabilir. Güvensizlikler de çıkabilir. Eski korkular yeniden hatırlanabilir. Bu bütün taraflar için öyle. Bazen devlet ağır davranabilir. Bazen siyaset cesaretini kaybedebilir. Bazen toplum yorulabilir. Ama bizim görevimiz tam da burada. Barışı günlük havaya göre biz savunmadık, savunmayacağız.
Çünkü barış bizim için konjonktürel bir tercih değil, bu topraklarda birlikte yaşamanın en ciddi siyasal programıdır barış. 100 yıllık meseleler bir günde çözülmez. Ama 100 yıllık meselelerin kaderi bazen birkaç yıl içinde değişebilir. Bir adım atılarak değişebilir. Şimdi böyle bir zamanın içindeyiz ve bu zamanı en doğru şekilde değerlendirmeliyiz. Bu zaman bizden öfke kadar akıl, hafıza kadar yenilenme, cesaret kadar sabır ve kararlılık istiyor. Ve belki en çok da birbirimizi duymayı ve dinlemeyi istiyor. 3 yılın muhasebesinden çıkaracağımız en büyük dersler bunlardır."
"BU TOPRAKLARDA ÇEKİLEN ACILARI ASLA UNUTMAYACAĞIZ"
Geçmişte yaşanan acıların unutulmaması gerektiğini vurgulayan Hatimoğulları, buna karşın yeni kuşakların aynı çatışmaların içerisinde yaşamaması gerektiğini dile getirdi:
"Biz geçmişimizi asla inkar etmeyeceğiz. Bu topraklarda çekilen acıları asla unutmayacağız. Ödenen bedeller asla unutulmayacak. Ama şu bir gerçek ki biz yaşanan bütün acılarla yüzleşeceğiz. Hepsi ile yüzleşeceğiz. Ama bunu yaparken çocuklarımızı o acıların içinde yaşamaya da mahkum etmeyeceğiz"
Konuşmasının sonunda parti örgütlerine ve kongre sürecinde emek verenlere teşekkür eden Hatimoğulları, özellikle yerel örgütlerin, kadınların ve Barış Anneleri'nin çalışmalarına vurgu yaptı:
"Bu emeği en fazla yerelde yönetimde bulunan arkadaşlarımız verdi. Barış anneleri verdi. Kadınlar verdi. Ve ben buradan bu dönemi tamamlayıp yeni bir döneme geçerken bu mücadelede emek veren bütün il ilçe örgütü yöneticilerimize, Parti Meclisi üyelerimize, MYK üyelerimize, vekil grubumuza ve en önemlisi siz değerli halklarımıza sonsuz teşekkürlerimizi sunuyorum. Ve şu bilinsin ki, barışın gemisini ne olursa olsun o limana vardıracağız. Ve bizler o limana mutlaka ama mutlaka ulaştıracağız. Yolumuz açık olsun"





