Memiş’e göre haftanın en önemli küresel başlığı Davos Zirvesi olurken, Türkiye’de ise Merkez Bankası’nın yılın ilk faiz kararı piyasalar tarafından yakından takip ediliyor. Analizlerini “Dünya nereye sürükleniyor?” sorusu etrafında şekillendiren Memiş, yaşanan fiyatlamaların rastlantı olmadığını dile getirdi.
Bu yılki Davos Zirvesi’ni önceki toplantılardan ayıran temel unsurun liderlerin ruh hali olduğunu belirten Memiş, küresel ölçekte ciddi bir umutsuzluk ve tedirginlik havası hâkim olduğunu dile getirdi.
Zirvede yapılan konuşmalarda ortak noktanın, mevcut dünya düzeninin sürdürülemez hale geldiği yönünde olduğunu belirten Memiş, bunun yeni bir küresel yapılanmanın habercisi olduğunu savundu.
Son yıllarda sıkça dile getirdiği bu dönüşüm sürecinin artık açık şekilde sahneye çıktığını ifade eden Memiş, tek kutuplu sistemin sona erdiğini, yerine tek taraflı kararların belirleyici olduğu yeni bir yapının inşa edildiğini aktardı.
Jeopolitik başlıklara da değinen Memiş, ABD eski Başkanı Donald Trump’ın Grönland açıklamalarının piyasalarda kısa süreli tedirginlik yarattığını ancak bu konunun perde arkasında çoktan karara bağlandığını öne sürdü. Memiş’e göre küresel dengelerde yaşanan birçok gelişmeye güçlü bir uluslararası tepki gelmemesi tesadüf değil.
Rusya’nın açıklamaları, İran’a yönelik saldırılar ve Latin Amerika’daki siyasi gelişmelerin birlikte okunması gerektiğini savunan Memiş, Çin, Rusya ve ABD’nin yeni dünya düzenini birlikte şekillendirdiği yönünde güçlü bir kanaat oluştuğunu ifade etti.
Davos’un en kritik gündem maddelerinden birinin yapay zekâ olduğunu belirten Memiş, teknolojinin iş gücü piyasasını kökten değiştireceği ve ciddi sosyal riskler barındırdığı görüşünün zirvede öne çıktığını aktardı. 2030 yılının bu nedenle bir dönüm noktası olarak görüldüğünü söyleyen Memiş, dünyanın bir geçişten ziyade doğrudan bir kırılma sürecinde olduğunu vurguladı.
Birçok liderin açık şekilde büyük savaş riskine dikkat çektiğini belirten Memiş, savunma sanayine yapılan dev yatırımların da bu endişenin bir sonucu olduğunu ifade ederek, geleceğin savaşlarının cephede değil, teknoloji ve robotlar üzerinden yürütüleceğini söyledi.
Küresel belirsizlik ortamının emtia piyasalarına doğrudan yansıdığını belirten Memiş, altın, gümüş, platin, paladyum ve bakırda eş zamanlı yükselişlerin tesadüf olmadığını kaydetti. Son aylarda altın ve gümüş piyasasında görünmeyen bir güç mücadelesi yaşandığını dile getiren Memiş, ABD’nin altın, Çin’in ise gümüş tarafında etkili olduğunu ifade etti.
Enerji talebindeki patlamaya da dikkat çeken Memiş, veri merkezleri ve yapay zekâ altyapılarının mevcut enerji sistemlerini zorladığını, bu nedenle güneş enerjisi, batarya teknolojileri ve nükleer yatırımların hız kazandığını söyledi. Bu sürecin bakır ve gümüş talebini artırdığını, savunma sanayinde ise platin ve paladyumun öne çıktığını kaydetti.
Döviz piyasasında doların görece sakin seyrini sürdürdüğünü, Euro/TL’de ise yukarı yönlü hareketin devam ettiğini belirten Memiş, ons altın tarafında 5 bin dolar seviyesinin gündeme geldiğini ifade etti. Ancak bu yükselişlerin sağlıklı olmadığını vurgulayan Memiş, sert yükselişlerin sert düzeltmeleri beraberinde getirebileceği uyarısında bulundu.
Döviz piyasasında doların görece sakin seyrini sürdürdüğünü, Euro/TL’de ise yukarı yönlü hareketin devam ettiğini belirten Memiş, ons altın tarafında 5 bin dolar seviyesinin gündeme geldiğini ifade etti. Ancak bu yükselişlerin sağlıklı olmadığını vurgulayan Memiş, sert yükselişlerin sert düzeltmeleri beraberinde getirebileceği uyarısında bulundu.
Gram altında 7 bin TL seviyelerinin görülmesinin piyasalardaki tansiyonu artırdığını söyleyen Memiş, yıl ortasına kadar 8 bin TL beklentisinin korunduğunu ancak olağanüstü gelişmelerde çok daha yüksek rakamların da konuşulabileceğini dile getirdi.
Gümüş fiyatlarını mevcut seviyelerde pahalı bulan Memiş, altın-gümüş rasyosuna dikkat çekerek, gümüş pozisyonu olan yatırımcıların altına geçerek risklerini dengeleyebileceğini ifade etti.
Kripto paralara da değinen Memiş, Bitcoin’in altın ve gümüşe kıyasla daha ucuz kaldığını belirtirken, piyasalardaki ana hikâyenin artık netleştiğini söyledi. Memiş’e göre önümüzdeki dönemde küresel rekabetin merkezinde değerli metaller, enerji kaynakları ve teknoloji yer alacak.
“Yapay zekâ çağında ayakta kalmak isteyen ülkeler için enerji altyapısı ve metal kaynakları belirleyici olacak” diyen Memiş, yatırımcıların bu büyük resmi göz ardı etmemesi gerektiğini vurguladı.