DEM Parti İmralı heyeti üyeleri Pervin Buldan ve Faik Özgür Erol ile uzun süre İmralı'da Abdullah Öcalan ile birlikte hapis yatan Veysi Aktaş, Taksim'de bir otelde medya temsilcileriyle bir araya geldi.

Toplantıda süreçte gelinen aşamalar ve 10 Ağustos'ta Meclis'ten geçen "çerçeve yasa"nın ortaya çıkardığı yeni durum değerlendirildi.

"4 BİN TUTUKLU SERBEST KALABİLİR"

Faik Özgür Erol, yasanın somut sonuçlarına ilişkin dikkat çeken rakamlar paylaştı.

Erol, çerçeve yasayla yaklaşık 4 bin tutuklunun serbest kalabileceğini, 75 binin üzerinde soruşturma ve kovuşturma dosyasının da yasadan etkileneceğini belirtti.

Erol şunları söyledi:

"75 bin siyasi dosya demek neredeyse Türkiye'deki dosyaların sayısal kalabalıklığını da düşünürsek, yüz binlerce insanın hayatına dokunacak bir yasa niteliği taşıyor. Fakat sadece bundan ibaret değil. Yasanın kendi içinde ihtiva ettiği kurullar meselesi var. Bu kurullarla aynı zamanda hem İmralı'da Sayın Öcalan'ın süreci daha iyi yönetebileceği, daha iyi geliştirebileceği koşulların ortaya çıkması imkanını sağlıyor."

"BİZİM DE ELEŞTİRİLERİMİZ VAR"

Aralık 2024'ten bu yana yürüyen süreçte belli bir eşiğe geldiklerini ifade eden Erol, son aylardaki tartışmaları eleştirdi:

"Bu bizim için önemli bir eşik. Çok uzun bir süredir bu yasanın bir dayanak noktası olacağını anlatıyorum. Son aylar çok gerekli olmayan bir tartışmayla geçmişti. Önce teyit mi olacak, sonra mı yasa olacak, önce silah bırakma mı? Tavuk yumurta tartışmasına dönmüştü. Neyse ki bu aşıldı."

Yasanın içeriğine ve usulüne ilişkin kendilerinin de eleştirileri olduğuna dikkat çeken Erol, "Bunun çok daha kapsamlı, hem Türkiye'nin demokratikleşmeye hem de Kürt sorununun çözümü boyutunda tanım yapan, içeriği oluşturan nedenleri ve sonuçları işaret edebilen bir içeriğe sahip olmasını kuşkusuz biz de dilerdik. Daha karşılıklılık esasına dayalı bir niteliğinin olmasını biz de arzu ederdik. Fakat mevcut ülke gerçekliği ve sürecin kendi içinde taşıdığı bazı özellikler itibariyle geldiğimiz nokta budur" dedi.

"O KAPIYA YÜKLENECEĞİZ"

Yasayı bir kapının aralanması olarak değerlendiren Erol, sözlerini şöyle sürdürdü:

"O kapıya yükleneceğiz. Biz o kapıya yüklenmekte ve bunun bir hukuk ve demokrasi alanına açılması noktasında ısrarcı olacağız. Ve bu açılacak olan kapı, yasanın pratik olarak uygulanma sürecinin aynı zamanda hem Kürt sorununun çözümü hem de demokratikleşme noktasındaki reformlarla paralel ilerlemesini gerektiriyor."

Erol, "Bunun kolay bir süreç olmayacağını biliyoruz. Fakat bu noktada en azından bugüne kadar ortaya çıkan demokratik dinamikler, bu ülkenin demokratik dinamikleri hep birlikte bunu gerçekleştirme potansiyeline sahip olduğumuzu düşünüyorum" ifadelerini kullandı.

BULDAN: "TASLAĞI YASANIN ÇIKACAĞI SABAH GÖREBİLDİK"

Pervin Buldan ise yasa sürecinde yaşadıkları zorluğu anlattı:

"Başından beri hep yasayı görmek istedik, Sayın Öcalan'a götürmek istedik ama bu gerçekleşmedi. Biz Sayın Öcalan'la en son yaptığımız görüşmede yasanın taslağıyla değil, ilkesel olarak yasaya nasıl yaklaşıldığına dair görüşlerimizi ifade ettik ve onun görüşlerini, önerilerini aldık. Ama iktidarla, AK Parti'nin hukukçu kurmaylarıyla yasanın çıkacağı günün bir gün öncesi arkadaşlarımız bir araya geldiler ve biz ertesi gün yani yasanın çıkacağı günün sabahı taslağı görme imkanına sahip olabildik."

"TEK KİŞİLİK BİR SATRANÇ OYNADIM"

Buldan, Öcalan'ın yasaya ilişkin görüşlerini şu sözlerle aktardı:

"Son yaptığımız görüşmede yasaya nasıl yaklaştığına dair şunu hep söyledi: 'Ben kavramlara çok takılmıyorum. Bizim için önemli olan bu yasanın çıkması. Kavramları bir kenara bırakalım. Evet bunun mücadelesini vereceğiz tabii ki. Bu yasa bir ilktir, bir kilit yasadır, bir kök yasadır. Hatta bir kabuktur. Bu yasa Kürt meselesinde bir kabuktur. Bu kabuğu ya da bu kök yasayı nasıl geliştireceğimizi, nasıl bunun mücadelesini vereceğimizi elbette ki daha sonraki dönemlerde, süreçlerde tartışacağız. Ama ben bu aşamaya gelmesi konusunda büyük bir çaba sarf ettim ve tek kişilik bir satranç oynadım.'"

Alihan Kuriş’in miras dosyasından çarpıcı ayrıntılar ortaya çıktı
Alihan Kuriş’in miras dosyasından çarpıcı ayrıntılar ortaya çıktı
İçeriği Görüntüle

Buldan, "Bu kelime tamamıyla kendisine aittir" diyerek sözlerini sürdürdü: "Bu tek kişilik satrançta elbette ki zorlandığı zamanlar oldu, biz bunu biliyoruz ama hep meselenin pozitif yanına baktı."

BAHÇELİ'YE TEŞEKKÜR

Daha önce yaşanan süreçlerle şimdiki dönemi karşılaştıran Buldan, MHP lideri Devlet Bahçeli'ye ilişkin dikkat çeken bir değerlendirme yaptı:

"O dönemle bu dönemi kıyasladığımız zaman bu dönemin çok daha umutlu ve artık barışa daha yakın bir dönem olduğunu hep söyledim. Çünkü 2013-2015 döneminde siyaseten herkesin bu meseleye olumlu baktığı bir ortam yoktu. Örneğin MHP lideri Sayın Bahçeli'nin o süreçteki çıkışları, açıklamaları, sürece karşı duruşu belki de sürecin sonlanmasına vesile oldu ama bu dönem, Sayın Bahçeli'nin de bu konudaki çabalarını, katkılarını takdir eden bir yerden görmek gerektiğini düşünüyorum. Bu konuda emeğinin çok olduğunu ifade etmek istiyorum."

ÜST KURUL 24 AĞUSTOS'TA TOPLANIYOR

Çıkan yasayla birlikte bazı kurulların oluşturulması gerektiğine dikkat çeken Buldan, takvimi açıkladı:

"Üst kurulun ilk toplantısının hemen ardından alt kurulların kurulması için bir süreç başlayacak. Bu alt kurulların bir tanesi silahsızlanma ve siyasallaşma kurulu olacak ve burada Sayın Öcalan yer alacak. Çünkü Sayın Öcalan gelişleri organize de edecek. Bunun yanında bir kadın kuruluna ihtiyaç olduğunu biz hep görüşmelerimizde söyledik, bunu biz yaptığımız görüşmelerde de devlet yetkilileriyle yaptığımız görüşmelerde de ifade ettik. Sayın Cumhurbaşkanı ile yaptığımız görüşmede de ben ifade ettim."

TAHLİYE BEKLENTİSİ

Buldan, Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarının bir an önce uygulanmasına dair görüşlerini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a da anlattığını açıkladı.

Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ gibi isimlerin yer aldığı tutukluların, teyit ve tespit sürecinin ilerleyişine bağlı olarak tahliyelerinin gerçekleşeceğini düşündüklerini belirtti.

"6 EYLÜL'DEKİ KONGRE FORMALİTE"

DEM Parti Kongresi'nin 6 Eylül'de gerçekleştirileceğini hatırlatan Buldan, asıl kongrenin daha sonra yapılacağını söyledi:

"Esas kongre bu değil. Esas kongre muhtemelen Nevruz öncesi olur diye tahmin ediyoruz. Tam tarih belli değil ama 6 Eylül'de yapılacak kongre yasal zorunluluktan dolayı yapılacak olan bir formalite kongre. Ondan sonra yeni bir hazırlık yapılacak. Bu hazırlıkta Sayın Öcalan yeni bir partiden söz ediyor. Hem tüzük hem program hem kadro değişikliği. Bütün bunların hepsinin içerisinde yer aldığı yeni bir yapılanma, yeni bir hareket olacak."

AKTAŞ: "SÜREÇ ÜÇ AŞAMADAN OLUŞUYOR"

Uzun yıllar Öcalan'la birlikte hapis yatan ve basın davetinde "İmralı Sekreteryası" olarak yer alan Veysi Aktaş, sürecin nasıl geliştiğini anlattı:

"Geçen yıl, silahların yakılması meselesinde bu komisyonun oluşması gerekiyordu. Fakat o komisyonun oluşturulması geciktirildi. Şu an tartışılan 'çerçeve yasa' aslında ekimde çıkması gerekiyordu. Yani bir türlü aşılamayan bir eşik durumu vardı. Fakat 10 Ağustos'ta meclisten geçmesinden sonra Kürt sorununun çözümü için önemli bir eşik atlatıldı. Yeni bir hukuki zemin oluşturuldu."

Aktaş, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın Öcalan'ın statüsüne dönük açıklamasını da değerlendirerek, "İlk kez siyasi irade Sayın Öcalan'ın statüsünü kabul etmiş oldu. Bu eşik bir türlü aşılamadığı için diyalogdan müzakere aşamasına bir türlü geçilemiyordu. Bu aşamadan sonrası artık müzakere aşamasıdır" dedi.

Aktaş, sürecin üç aşamadan oluştuğunu belirterek şunları söyledi:

"İlk adım 'çerçeve yasa' ya da kök yasa olarak ifade edilen süreçti. Bu aşıldı, şimdi demokratikleştirme sürecine geçildi. Cumhuriyetin demokratikleşmesine dönük müzakereler geliştirilecek. Bu uzunca bir zaman da alabilir. Bu süreçten sonrası da bir anlamda bizim demokratik toplum örgütlenmemiz, cumhuriyetin demokratikleşmesi, demokratik toplumun demokratik cumhuriyete entegrasyonu, sürecin yeni bir anayasayla yeni bir toplumsal sözleşmenin şekillenmesi sonucunu verecek."

Sürecin topluma tamamen kapalı olmaması gerektiğini söyleyen Aktaş, kalıcı barışın ancak barışın ve sürecin toplumsallaşmasıyla sağlanabileceğini belirtti.

Kaynak: Haber Merkezi