İran’ın stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı üzerinden küresel ticarete yönelik olası adımları, piyasalarda tansiyonu daha da yükseltti. Uzmanlar, boğazdaki gelişmelerin yalnızca bölge ülkelerini değil, dünya ekonomisini doğrudan etkileyebileceğine vurgu yapıyor.

Ekonomist Hakan Çınar, TGRT Haber canlı yayınında yaptığı değerlendirmelerde, savaşın finansal piyasalar üzerindeki etkilerini değerlendirdi.

ALTIN VE GÜMÜŞTE SERT YÜKSELİŞ
Çınar’a göre jeopolitik risklerin ilk ve en hızlı yansıması kıymetli madenlerde görüldü. Gram altının 7 bin 600 lira seviyesinden 8 bin 250 liraya kadar tırmandığını kaydeden Çınar, fiziki piyasada da talebin belirgin şekilde arttığını söyledi.

Gümüşte de benzer bir tablo yaşandığını aktaran Çınar, fiyatların 155 liraya kadar yükseldiğini dile getirdi. Özellikle Asya piyasalarının açılmasıyla birlikte ons altında yeni bir yükseliş dalgasının başlayabileceğini ifade eden uzman isim, pazar gecesi itibarıyla volatilitenin artabileceği uyarısında bulundu.

PAZARTESİ GÜNÜ KRİTİK EŞİK
Yatırımcılar açısından haftanın ilk işlem gününün belirleyici olacağını vurgulayan Çınar, kısa vadede sert fiyat hareketleri yaşanabileceğini söyledi. Küresel piyasalarda likiditenin yönü ve enerji fiyatlarının seyri, pazartesi günü daha net bir şekilde görülebilecek.

Çınar’a göre özellikle ons altın ve Brent petrolde teknik seviyelerin dikkatle izlenmesi gerekiyor. Ani fiyat sıçramalarının yatırımcı psikolojisini doğrudan etkileyebileceği belirtiliyor.

ENERJİDE ARZ ŞOKU VE PETROL UYARISI
Gerilimin merkezinde enerji piyasalarının bulunduğunu aktaran Çınar, küresel petrol ve doğalgaz arzının önemli bölümünün Hürmüz hattından geçtiğini hatırlattı.

Dünya enerji ticaretinin yaklaşık dörtte birinin bu güzergâh üzerinden sağlandığını söyleyen Çınar, olası bir kesintinin “tam anlamıyla arz şoku” anlamına geleceğini söyledi.

Brent petrol fiyatlarının 80 dolar seviyelerinden 120 dolara doğru yükselebileceğini kaydeden Çınar, doğalgazda ise yüzde 70’e varan artış ihtimalinin masada olduğunu belirtti. “100 doların üzeri kritik eşik. Petrol 120–150 dolar bandına çıkarsa dünyada ciddi bir yavaşlama ve resesyon görebiliriz” sözleriyle riskin boyutuna vurgu yaptı.

Tanker geçişlerinde artabilecek güvenlik risklerinin sigorta maliyetlerini yükselteceğini belirten Çınar, bunun da nihai enerji fiyatlarına ek yük getireceğini söyledi.

ENFLASYON DALGASI YENİDEN GÜNDEMDE
Enerji maliyetlerindeki artışın zincirleme bir etki oluşturacağına işaret eden Çınar, yalnızca akaryakıt değil; üretim, lojistik ve gıda fiyatlarının da baskı altına girebileceğini dile getirdi.

Dünya genelinde enflasyonla mücadele ederken, yeni bir maliyet dalgasının merkez bankalarını zor durumda bırakabileceği değerlendiriliyor.

Ticaret yollarında olası değişimlerin de gündeme gelebileceğini dile getiren uzman isim, Körfez hattındaki risk artarsa kara ve demiryolu taşımacılığının yeniden önem kazanabileceğini söyledi.

Türkiye’nin enerji ithalatçısı bir ülke olduğuna dikkat çeken Çınar, petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık artışın cari denge ve enflasyon üzerinde doğrudan etkili olduğuna vurgu yaptı.

Enerji maliyetlerindeki yükselişin makroekonomik dengeleri zorlayabileceğini belirten Çınar, kur üzerinde yukarı yönlü baskı oluşabileceğini ifade etti.

Kur politikasında dramatik bir değişim beklemediğini söyleyen Çınar, enerji yoğun sektörlerin bu süreçten daha fazla etkileneceğini dile getirdi.

Editör Hakkında