Erdursun, en düşük emekli aylığının idari bir kararla artırıldığını ancak en düşük maaşın üzerinde gelir alan milyonlarca emeklinin yalnızca yüzde 12,19 oranında zam aldığını vurguladı. Bu oranın resmi enflasyon farkını yansıttığını belirten Erdursun, gerçek yaşam maliyetlerini telafi etmekten uzak olduğunu dile getirdi.

Uzman isme göre, en düşük emekli maaşına daha yüksek oranlı bir artış yapılmış olsa bile, sadece taban maaşa odaklanılması, sistemde yeni bir denge kurmak yerine yeni bir bozulmaya yol açıyor.

Erdursun, emekli maaşları arasındaki farkın yıllar içinde hızla kapandığına dikkat çekerek çarpıcı rakamları paylaştı:
Ocak 2019’da en düşük emekli maaşı 1.000 TL, ortalama emekli maaşı 2.090 TL idi. Aradaki fark yüzde 109 seviyesindeydi.

Temmuz 2025’te en düşük maaş 16.881 TL’ye, ortalama maaş ise 20.992 TL’ye yükseldi. Fark yüzde 24’e düştü.

Ocak 2026’da en düşük emekli maaşı 20.000 TL olurken, ortalama emekli maaşının yaklaşık 23.551 TL seviyesine çıkması bekleniyor. Bu durumda fark sadece yüzde 18’e geriliyor.

Ortaya çıkan tabloyu değerlendiren Erdursun, “Sistem ortalama maaşları yukarı taşımıyor, en düşük maaşa doğru aşağı çekiyor. Buna refah artışı demek mümkün değil” ifadelerini kullandı.

Özgür Erdursun, asgari ücretteki artışın da benzer bir risk taşıdığına işaret ederek Temmuz ayında ara zam yapılma ihtimalinin düşük olduğunu söyledi. Erdursun’a göre, 2026 yılı için açıklanan hedef enflasyon dikkate alındığında, ara zam konusu büyük olasılıkla gündeme gelmeyecek.

Erdursun, ara zam olmaması halinde ortaya çıkacak tabloyu şu cümlelerle özetledi:
“Ocak ayında yapılan zam tüm yılın yükünü taşıyacak. Enflasyon hedefin üzerinde gerçekleşirse, reel kayıp kaçınılmaz olur. Üstelik sadece asgari ücretliler değil, asgari ücretin üzerinde maaş alan çalışanlar da yıl içinde zam alamayacak. Bu da orta gelir grubunun ciddi şekilde alım gücü kaybı yaşaması anlamına gelir.”

Erdursun’a göre asıl sorun, en düşük emekli maaşının artırılması değil. Ortalama emekli aylığının ve ortalama ücretin korunamaması, sosyal güvenlik sistemini zora sokan temel faktör olarak öne çıkıyor.

Yüksek prim ödeyen çalışanların, enflasyon karşısında yeterince korunamadığını vurgulayan Erdursun, bu durumun “daha fazla prim ödemenin anlamsızlaştığı bir algıya yol açtığını” söyledi.

Uzman isim, mevcut eğilimin devam etmesi halinde 2026 yılı sonrasında SGK sistemi içinde daha büyük sorunların ortaya çıkabileceğini ifade etti. Erdursun’a göre, sistemin sürdürülebilirliği açısından prim-maliyet-maaş dengesinin yeniden kurulması şart.

Erdursun değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:
“Ücretler artıyor gibi görünebilir. Ancak alım gücü korunmuyorsa, bu artışların toplumsal bir karşılığı yoktur. Gerçek refah, nominal zamlarla değil, reel gelirlerin korunmasıyla mümkündür.”

Editör Hakkında