15 BİN KİŞİYLE YAPILDI
Çalışma, Prof. Dr. Behçet Yalın Özkara tarafından yürütüldü. Katılımcılara yöneltilen “Günlük hayatınızda ne kadar sıklıkla küfür ediyorsunuz?” sorusu üzerinden elde edilen veriler, şehir bazında analiz edilerek karşılaştırıldı. Araştırmada kullanılan değerlendirme sistemi ise dikkat çekti. Katılımcılar, 1’den 5’e kadar uzanan bir ölçekle yanıt verdi; “1” hiç küfür etmeyenleri, “5” ise sürekli küfür edenleri temsil etti.
Bu yöntemle her şehir için ortalama değerler hesaplanarak Türkiye genelinde bir sıralama oluşturuldu.
EDİRNE ZİRVEDE: KÜFÜR KULLANIMINDA İLK SIRA
Araştırma sonuçlarına göre Türkiye’de günlük konuşmada küfür kullanımının en yüksek olduğu şehir Edirne oldu. En yüksek ortalamaya ulaşan Edirne, listenin zirvesine yerleşirken, onu Uşak ve Muğla takip etti.
Bu şehirlerin üst sıralarda yer alması, bölgesel iletişim alışkanlıklarının ve sosyal etkileşim biçimlerinin dil kullanımına doğrudan yansıdığı şeklinde yorumlandı.
“EN PONÇİK” ŞEHİR SİİRT OLDU
Araştırmanın dikkat çeken bir diğer yönü ise küfür kullanımının en düşük olduğu şehirlerin belirlenmesi oldu. Bu kategoride zirvede Siirt yer aldı. Siirt’i Rize ve Çanakkale izledi.
Bu şehirlerde yaşayan katılımcıların, günlük konuşmalarında küfür kullanımına daha az başvurduğu ve daha sakin bir iletişim dili benimsediği görüldü.
KÜLTÜREL VE BÖLGESEL ETKİLER BELİRLEYİCİ
Araştırma sonuçları, dil kullanımının yalnızca bireysel tercihlerle sınırlı olmadığını ortaya koydu. Uzmanlara göre sosyal çevre, eğitim düzeyi, yerel kültür ve iletişim alışkanlıkları, insanların konuşma tarzı üzerinde doğrudan etkili oluyor.
Türkiye’nin farklı bölgelerinde ortaya çıkan bu çeşitlilik, aynı ülke içinde bile iletişim kültürünün ne denli farklılaşabildiğini gösteriyor. Çalışma, dilin yalnızca bir iletişim aracı değil, aynı zamanda kültürel bir yansıma olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.
TOPLUMSAL DİL ALIŞKANLIKLARINA AYNA TUTTU
1’den 5’e kadar derecelendirilen sistemle hazırlanan analiz, şehirler arasında karşılaştırma yapılmasını mümkün kılarken, aynı zamanda toplumsal dil alışkanlıklarına da ışık tuttu. Araştırma, günlük yaşamda fark edilmeyen konuşma kalıplarının aslında bölgesel kimliklerle ne kadar iç içe geçtiğini gözler önüne serdi.