Balıkesir’in Sındırgı ilçesi 24 Ocak 2026 gecesi meydana gelen 5.2 büyüklüğündeki depremle sarsıldı.
Balıkesir’in Sındırgı ilçesi 24 Ocak 2026 gecesi meydana gelen 5.2 büyüklüğündeki depremle sarsıldı. İstanbul başta olmak üzere Marmara Bölgesi’nin birçok noktasında hissedilen deprem, bölgede aylardır süren yoğun sismik hareketliliği yeniden gündeme taşıdı.
Bilim Kurulu Üyesi ve Jeoloji Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Okan Tüysüz, sosyal medya üzerinden yaptığı değerlendirmede, bölgede kısa sürede sona erecek bir süreç yaşanmadığını vurguladı.
Prof. Dr. Tüysüz, Sındırgı çevresindeki hareketliliğin 10 Ağustos 2025’te meydana gelen 6.1 büyüklüğündeki depremle başladığını hatırlattı. Bu depremin ardından artçıların zamanla güneye doğru yayıldığını belirten Tüysüz, 27 Ekim’de yaşanan bir başka 6.1’lik depremle etkinliğin hem sayıca hem de büyüklük açısından arttığını ifade etti.
Son günlerdeki sarsıntıların yeni bir evreye işaret ettiğini söyleyen Tüysüz, “Şimdi 5.1 (veya 4.9) ile yeni bir döngü başlamış gibi duruyor. Bu etkinliğin birkaç gün içinde bitmeyeceğini söyleyebiliriz. En az bir ay, belki daha da fazla bölge sarsılmaya devam edecek” değerlendirmesinde bulundu.
Batı Anadolu’nun jeolojik yapısının bu tür uzun süreli deprem etkinliklerine uygun olduğunu belirten Tüysüz, depremlerin özellikle Sındırgı Fayı ile güneydeki Emendere Fayı arasında yoğunlaştığını aktardı.
Tüysüz’e göre bölgedeki hareketliliğin başlıca nedenleri şöyle:
Birbirini kesen normal faylar: Bölgede çok sayıda aktif fay hattı bulunuyor.
Gömülü faylar: Yüzeyde izlenemeyen ancak yer altında aktif olan faylar deprem üretiminde rol oynuyor.
Akışkan etkisi: Magma ya da jeotermal akışkanların fay hareketlerini kolaylaştırmış olabileceği değerlendiriliyor. Ancak bu konuda kesin sonuç için detaylı yer altı çalışmalarına ihtiyaç duyuluyor.
Prof. Dr. Tüysüz, fay uzunluğu ile üretilebilecek deprem büyüklüğü arasındaki ilişkiye de dikkat çekti. Bilimsel çalışmalara atıfta bulunan Tüysüz, fay boyu arttıkça oluşabilecek deprem büyüklüğünün de genel olarak arttığını, ancak bu ilişkinin her zaman bire bir ve doğrusal olmadığını belirtti.
Deprem fırtınalarının haftalar hatta yıllar sürebildiğini hatırlatan Tüysüz, Japonya’da 1965-1967 yılları arasında yaşanan Matsushiro deprem fırtınasını örnek gösterdi. Bu süreçte bölgede yaklaşık 1 milyon deprem kaydedildiğini belirten Tüysüz, Sındırgı’daki hareketliliğin de uzun soluklu olabileceğini söyledi.
Tüysüz, açıklamasının sonunda riskin süresinden çok hazırlık düzeyinin önemine dikkat çekerek şu soruyu yöneltti:
“Neden ne olursa olsun depremler sürecek. Asıl soru şu: Depreme hazır mıyız?”