Kocaeli’nin Gebze ilçesinde yaşanan ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran eş cinayeti davasında yeni bir aşamaya geçildi. 7 Şubat 2025 tarihinde Atatürk Mahallesi Adnan Kahveci Caddesi’nde bulunan tütün ürünleri satılan iş yerinde meydana gelen olayda, 47 yaşındaki Fatma Adır, kendisine saldırdığını öne sürdüğü eşi Seyithan Adır’ı tabancayla vurarak öldürmüştü.
Olayın ardından gözaltına alınan ve daha sonra tutuklanan 5 çocuk annesi Fatma Adır’ın yargılandığı davanın 4’üncü celsesi Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde gerçekleştirildi. Duruşmaya tutuklu sanık, maktulün yakınları, çiftin çocukları ve taraf avukatları katıldı.
MAHKEMEDEN KAPSAMLI RAPOR KARARI
Davanın önceki duruşmasında Kocaeli Üniversitesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı’ndan sanığın maruz kaldığını iddia ettiği şiddetin etkilerine ilişkin rapor talep edilmişti. Ancak kurum tarafından heyet oluşturulamadığı ve bu nedenle tek hekim imzalı rapor hazırlandığı bilgisi mahkemeye sunuldu.
Maktul tarafı, raporun tek hekim tarafından hazırlanmasını ve bazı değerlendirmelerin ihtimaller üzerine kurulmasını gerekçe göstererek itiraz etti. Taraf, Fatma Adır’ın tutukluluk halinin sürmesini talep etti.
Mahkeme heyeti ise dosyanın daha kapsamlı değerlendirilmesi amacıyla İstanbul Adli Tıp Kurumu’nun ilgili ihtisas kuruluna gönderilmesine karar verdi. Böylece sanığın maruz kaldığını öne sürdüğü sistematik şiddetin fiziksel ve psikolojik etkileri uzman heyet tarafından yeniden incelenecek.
ÇOCUKLAR ANNELERİNDEN ŞİKAYETÇİ OLMADI
Duruşmada söz verilen yaşı küçük mağdurların kayyımı Zeynep Şakar, çocukların anneleri hakkında herhangi bir şikayetlerinin bulunmadığını ifade etti.
Mahkeme heyeti, yaşı 15’ten küçük olan çocukların yasal temsilcisinin de şikayetçi olmaması nedeniyle mağdur çocuklar adına yapılan davaya katılma taleplerini reddetti. Çocukların annelerini destekleyen tavrı, davanın dikkat çeken unsurlarından biri oldu.
SANIK: “KENDİMİ KORUMAK İÇİN HAREKET ETTİM”
Duruşmada savunma yapan Fatma Adır, hazırlanan raporun genel içeriğine katıldığını belirtti. İyileşen bazı kırıklarının tespit edilemediğini ancak eski yaralanmaların genel muayene sırasında görüldüğünü söyledi. Olayda kullanılan silahın gerçek olduğunu bilmediğini öne süren Adır, kendisini korumaya çalıştığını savundu. Uzun süredir tutuklu bulunduğunu belirten sanık, çocuklarının bu süreçte mağdur olduğunu ifade ederek tahliyesini talep etti.
AVUKATTAN TAHLİYE TALEBİ
Sanık avukatı Ömer Faruk Çelik, Kocaeli Üniversitesi tarafından hazırlanan tek hekim raporunun da önemli bulgular içerdiğini belirtti. Raporda geçmiş yıllara ait şiddet olaylarının yer aldığını ifade eden Çelik, müvekkilinin tutuklu kalmasının dışarıda bulunan 5 çocuğun yaşamını olumsuz etkilediğini söyledi.
Çelik, çocukların yakın akrabalarından yeterli destek görmediğini savunarak tutuklamadan beklenen amacın gerçekleştiğini ve müvekkilinin tahliye edilmesi gerektiğini dile getirdi. Ancak mahkeme heyeti, Fatma Adır’ın tutukluluk halinin devamına hükmetti.
“BU ÇOCUKLARA SAHİP ÇIKILMALI”
Duruşma sonrasında açıklama yapan avukat Ömer Faruk Çelik, yalnızca müvekkilinin değil çocukların da ciddi mağduriyet yaşadığını söyledi.
Çelik, ilgili kamu kurumlarına çağrıda bulunarak çocukların sosyal ve ekonomik açıdan desteklenmesi gerektiğini ifade etti. Çocukların geleceği konusunda endişe duyduklarını belirten avukat, devlet kurumlarının sürece daha aktif şekilde dahil olması gerektiğini savundu. Ayrıca müvekkilinin yıllarca sistematik şiddete maruz kaldığını iddia eden Çelik, olayın meşru müdafaa kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini öne sürdü.
İLK DURUŞMADAKİ İFADELER YENİDEN GÜNDEMDE
Davada en çok dikkat çeken bölüm ise Fatma Adır’ın ilk duruşmada yaptığı savunma oldu. 23 yıllık evliliği boyunca hem kendisinin hem de çocuklarının sürekli fiziksel ve psikolojik şiddet gördüğünü iddia eden Adır, eşinin uzun yıllardır kumar oynadığını ve kaybettiği dönemlerde öfkesini aile üyelerinden çıkardığını anlattı.
Adır, eşinin zaman zaman çocukları eve kilitlediğini, fiziksel şiddet uyguladığını ve aile bireylerini korku içinde yaşattığını öne sürdü. Çocuklarının küçüklüklerinden itibaren şiddete maruz kaldığını belirten sanık, yıllarca çaresizlik yaşadığını ifade etti.
“AĞZIMA SİLAH SOKTU, BOĞAZIMA BIÇAK DAYADI”
Mahkemedeki savunmasında geçmişte yaşandığını öne sürdüğü olayları ayrıntılarıyla anlatan Fatma Adır, eşinin kendisini defalarca darbettiğini, elektrik süpürgesinin metal borusuyla dövdüğünü, kaburgalarını ve parmaklarını kırdığını iddia etti.
Adır, daha önce boğazına bıçak dayandığını, bileğinin kesildiğini ve ağzına silah sokulduğunu ileri sürerek uzun yıllar boyunca ağır şiddet gördüğünü söyledi. Kendisini kadınlığı ve anneliği konusunda değersiz hissettiğini belirten sanık, yaşadığı olaylar nedeniyle sürekli korku içinde olduğunu ifade etti.
OLAY GÜNÜNÜ ANLATTI
Fatma Adır’ın anlatımına göre olay günü eşi önce dükkana gelerek silahın yerini kontrol etti. Bunun üzerine öldürüleceğinden korktuğunu söyleyen Adır, silahı başka bir yere sakladığını ifade etti.
Akşam saatlerinde iş yerine yeniden gelen Seyithan Adır’ın öfkeli olduğunu, iş yerindeki eşyalara zarar verdiğini ve kendisine ağır hakaretlerde bulunduğunu anlatan sanık, eşinin “Seni öldüreceğim” diyerek tehdit ettiğini öne sürdü.
Savunmasına göre, eşi daha sonra silahın bulunduğu yere yönelerek bağırmaya başladı. Bunun üzerine korkuya kapıldığını belirten Adır, eline geçirdiği silahla ateş ettiğini söyledi. Mahkemedeki ifadesinde, amacının öldürmek olmadığını ve olayın büyük bir panik anında yaşandığını dile getirdi.
ÇOCUKLAR ANNELERİNİ DESTEKLEDİ
İlk duruşmada tanık olarak dinlenen çiftin çocukları da annelerinin iddialarını destekleyen ifadeler verdi. Üniversite öğrencisi Kardelen Adır, babasının yıllarca hem annesine hem de çocuklarına şiddet uyguladığını öne sürerek annesinden şikayetçi olmadığını söyledi.
Kardelen Adır, çocukluk yıllarında ekonomik zorluklar yaşadıklarını, evde korku ortamının hakim olduğunu ve çeşitli şiddet olaylarına tanıklık ettiklerini anlattı. Öte yandan maktulün yakınları ise mahkemede şiddet iddialarını kabul etmedi ve olayın farklı şekilde değerlendirilmesi gerektiğini savundu.