Küresel piyasalarda son dönemin en çok takip edilen yatırım araçlarından biri olan altın için yeni tahminler gelmeye devam ediyor. Dünyanın önde gelen yatırım bankalarından UBS, 2026 yılı sonuna ilişkin ons altın beklentisini aşağı yönlü revize etti. Banka, özellikle yüksek faiz ortamı ve güçlü doların değerli metal üzerinde baskı oluşturduğunu belirtirken, uzun vadeli yükseliş beklentisinin ise tamamen sona ermediğine dikkat çekti.
İsviçre merkezli finans devi UBS’in yayımladığı değerlendirme, uluslararası piyasalarda geniş yankı uyandırdı. Banka, daha önce 5 bin 900 dolar seviyesinde açıkladığı 2026 yıl sonu ons altın tahminini 5 bin 500 dolara çekti. Böylece küresel yatırım çevrelerinde altının kısa vadeli yönüne ilişkin tartışmalar yeniden hız kazandı.
YÜKSEK FAİZ VE GÜÇLÜ DOLAR BASKISI
UBS analistleri Dominic Schnider ve Wayne Gordon tarafından hazırlanan değerlendirmede, ABD tahvil faizlerinin yüksek seviyelerde kalmasının ve doların güçlü görünümünü korumasının altın üzerindeki baskının temel nedenleri arasında yer aldığı ifade edildi.
Analistlere göre yatırımcılar yeniden “fırsat maliyeti” kavramına odaklanmış durumda. Faiz getirisi bulunmayan altın, yüksek reel faiz ortamında yatırımcı açısından daha az cazip hale geliyor. Bu durum ise hem borsa yatırım fonları (ETF) tarafında hem de vadeli işlem piyasalarında altın talebinin yavaşlamasına neden oluyor.
Özellikle ABD Merkez Bankası’nın faiz politikalarına ilişkin beklentilerin piyasalarda belirleyici olmaya devam ettiği belirtilirken, doların güçlü seyri nedeniyle yatırımcıların alternatif enstrümanlara yöneldiği ifade ediliyor.
UBS: UZUN VADELİ YÜKSELİŞ TRENDİ BİTMEDİ
Kısa vadeli baskılara rağmen UBS, altının uzun vadede yükseliş potansiyelini koruduğu görüşünde. Banka, mevcut seviyeler dikkate alındığında ons altının yılı yaklaşık bin dolar daha yüksek seviyelerde tamamlayabileceğini öngörüyor.
Raporda, 2027 yılı itibarıyla daha nötr bir para politikası ortamının oluşmasının altına yeniden güçlü talep getirebileceği vurgulandı. Özellikle faiz baskısının azalması halinde yatırımcıların güvenli liman arayışında yeniden altına yönelebileceği değerlendiriliyor.
Uzmanlara göre küresel ekonomide büyüme endişeleri, resesyon ihtimalleri ve merkez bankalarının politikaları altının yönü üzerinde belirleyici olmaya devam edecek.
JEOPOLİTİK GERİLİMLER EMTİA PİYASALARINI HAREKETLENDİRİYOR
UBS Emtia Analisti Giovanni Staunovo da piyasaları etkileyen en önemli başlıklardan birinin jeopolitik gelişmeler olduğunu belirtti.
Özellikle İran kaynaklı gerilimlerin emtia piyasalarında yukarı yönlü baskıyı artırdığına dikkat çeken Staunovo, Hürmüz Boğazı’na ilişkin risklerin küresel enerji fiyatlarında oynaklığı büyüttüğünü ifade etti.
Petrol fiyatlarında yaşanan dalgalanmaların yalnızca enerji piyasalarını değil, aynı zamanda güvenli liman talebini de etkilediği belirtiliyor. Uzmanlar, Orta Doğu’daki gerilimlerin derinleşmesi halinde yatırımcıların yeniden altın gibi güvenli varlıklara yönelmesinin mümkün olduğuna işaret ediyor.
MERKEZ BANKALARI ALTIN TOPLAMAYA DEVAM EDİYOR
UBS raporunda dikkat çekilen bir diğer unsur ise merkez bankalarının altın alımlarını sürdürmesi oldu. Özellikle son yıllarda birçok ülke merkez bankasının rezervlerini çeşitlendirmek amacıyla altına yöneldiği biliniyor.
Bunun yanında Asya piyasalarında mücevher talebinin güçlü kalması ve yatırımcıların dolar dışındaki alternatif varlıklara yönelmesi de altını destekleyen önemli faktörler arasında gösterildi.