HİÇ EVLENMEYENLERDE KANSER RİSKİ DAHA YÜKSEK

Araştırmaya göre, hiç evlenmemiş erkeklerde kanser görülme oranı, evli ya da daha önce evlenmiş erkeklere kıyasla yaklaşık yüzde 68 daha fazla. Kadınlarda ise bu fark daha da çarpıcı; hiç evlenmemiş kadınlarda kanser riski, evli ya da daha önce evlenmiş kadınlara göre yaklaşık yüzde 83 daha yüksek olarak ölçüldü.

Prof. Dr. Özkaya, bu verilerin evliliğin doğrudan kanseri önlediği anlamına gelmediğini özellikle vurguladı. Ancak elde edilen bulguların, evlilik ile sağlık sonuçları arasında güçlü bir ilişki olabileceğine işaret ettiğini belirtti.

EVLİLİK SAĞLIK SÜREÇLERİNİ NASIL ETKİLİYOR?

Uzmanlara göre evli bireylerin genellikle daha güçlü bir sosyal destek ağına sahip olması, ekonomik açıdan daha istikrarlı bir yaşam sürmesi ve sağlık kontrollerine daha düzenli gitmesi bu farkın temel nedenleri arasında yer alıyor.

Ayrıca evli bireylerin tedavi süreçlerine uyum oranlarının daha yüksek olduğu, erken teşhis imkanlarından daha fazla yararlandıkları ifade ediliyor. Bu durumun, kanserle mücadelede hayatta kalma oranlarını da olumlu etkileyebileceği değerlendiriliyor.

KADIN VE ERKEK ARASINDAKİ FARK DİKKAT ÇEKİYOR

Araştırmanın ortaya koyduğu bir diğer önemli bulgu ise kadınlar ve erkekler arasındaki fark oldu. Genel olarak sağlık ve sosyal avantajlardan erkeklerin evlilikten daha fazla yararlandığı bilinse de, bu çalışmada kadınların evlilikten daha fazla fayda sağladığı görüldü.

Hiç evlenmemiş erkeklerin kanser riski evlilere göre yaklaşık yüzde 70 daha yüksekken, bu oran kadınlarda yüzde 85’e kadar çıkıyor. Bu durum, özellikle kadınların sosyal destek ve düzenli sağlık takibi açısından evlilikten daha fazla etkilenebileceği şeklinde yorumlanıyor.

HANGİ KANSER TÜRLERİNDE BAĞLANTI DAHA GÜÇLÜ?

Araştırmada, evlilik ile kanser arasındaki ilişkinin bazı kanser türlerinde daha belirgin olduğu ortaya kondu. Özellikle enfeksiyon, sigara ve alkol kullanımıyla ilişkili kanserlerde bu bağın daha güçlü olduğu tespit edildi.

Kadınlarda ise yumurtalık ve rahim gibi üreme sistemi kanserlerinde dikkat çekici bir ilişki gözlemlendi. Buna karşın meme, tiroit ve prostat gibi düzenli tarama programlarının yaygın olduğu kanser türlerinde evlilikle bağlantının daha zayıf olduğu belirlendi.

50 YAŞ ÜSTÜNDE ETKİ ARTIYOR

Araştırma sonuçlarına göre evlilik ile kanser riski arasındaki ilişki, özellikle 50 yaş üstü bireylerde daha belirgin hale geliyor. Uzmanlar, yaş ilerledikçe hem kanser risk faktörlerine maruz kalmanın arttığını hem de sosyal destek mekanizmalarının daha kritik hale geldiğini vurguluyor.

Bu durum, evliliğin sağladığı sosyal ve psikolojik destek unsurlarının ileri yaşlarda daha fazla önem kazandığını gösteriyor.

BEKÂRLAR DAHA DİKKATLİ OLMALI

Prof. Dr. Şevket Özkaya, araştırma sonuçlarının yanlış yorumlanmaması gerektiğinin altını çizerek önemli bir uyarıda bulundu. Evliliğin tek başına koruyucu bir faktör olmadığını belirten Özkaya, özellikle bekâr bireylerin sağlık kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini ifade etti.

Daha izole bir yaşam süren bireylerin tarama programlarına katılım oranlarının daha düşük olabileceğine dikkat çeken Özkaya, düzenli kontrollerin hayati önem taşıdığını vurguladı.

ÜCRETSİZ SAĞLIK HİZMETLERİNE DİKKAT ÇEKİLDİ

Özkaya ayrıca Türkiye’de Sağlık Bakanlığı bünyesinde hizmet veren Sağlıklı Hayat Merkezleri’ni hatırlatarak, bu merkezlerin evli ya da bekâr ayrımı olmaksızın herkese ücretsiz hizmet sunduğunu belirtti. Bu merkezlerde yalnızca kanser taramaları değil, genel sağlık danışmanlığı ve koruyucu hizmetlerin de verildiğini ifade etti.

Yorumlar
Editör Hakkında