1'nci Dönem Cumhurbaşkanı Yardımcısı, TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı, AK Parti Ankara Milletvekili Fuat Oktay, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi (ASBÜ) tarafından düzenlenen “Dış Politika Söyleşileri” kapsamında “Bölgesel Krizler ve Türkiye” konulu söyleşi programında Sümerbank Konferans Salonu'nda akademisyenler ve öğrencilerle bir araya geldi.
Söyleşi serisinin Türkiye’deki ilk buluşması Ankara'da gerçekleştirildi
Programın açılış konuşmasını Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Rektörü Musa Kazım Arıcan yaptı. Arıcan, ilki Washington’da gerçekleşmiş olan söyleşi serisinin Türkiye’deki ilk buluşmasına ev sahipliği yapmalarının büyük anlam taşıdığını vurguladı. Arıcan konuşmasında, “Ilki Washington'da gerçekleşmiş olan bu söyleşi serisinin Türkiye'de ilk buluşmasına ev sahipliği yapmış olmalarının çok anlamlı olduğunu ifade etti. Programın yalnızca güncel dış politika tartışması olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Arıcan, “bugün burada gerçekleştireceğimiz bu programın yalnızca güncel bir dış politika tartışması olarak değil aynı zamanda Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi'nin akademik yetkinliğini, entelektüel iddiasını ve kamusal sorumluluğunu yansıtan önemli bir buluşma olarak değerlendiriyoruz.” şeklinde konuştu.
“Bölgesel gelişmeler çok boyutlu ele alınmalı”
Konuşmasında bölgesel gelişmelerin sadece sıcak çatışmalar üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğinin altını çizen Arıcan, değerlendirmelerin daha geniş bir perspektifle yapılmasının önemine dikkat çekti. Arıcan, “Bölgemizdeki sıcak çatışmaları değil, sadece bu bağlamda değerlendirilmemesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu çatışmaların arka planındaki kuvvetler dönüşümü, güç mücadelelerini ve Türkiye'nin bu tablo içindeki konumunu da değerlendirecek ve Türkiye'nin yeni vizyonlarını ortaya koyacak akademiye önemli umutlar sunacak yaklaşımlar olacağını düşünüyoruz.” ifadelerini kullandı.
"Üniversitelerin rolü daha belirgin hale gelmektedir"
İçinden geçilen dönemde bölgesel gelişmelerin yalnızca güvenlik boyutuyla ele alınamayacağını belirten Arıcan, diplomasi, jeopolitik ve ekonomik kırılganlıkların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Arıcan konuşmasının devamında, “Içinden geçtiğimiz dönem bölgemizdeki gelişmeleri yalnızca güvenlik boyutuyla değil diplomasi, jeopolitik, ekonomik kırılganlıklar tartışmalar ve uluslararası düzen tartışmaları çerçevesinde birlikte düşünmeyi, zorunlu kılmaktadır.” dedi.
Bu süreçte üniversitelerin rolünün daha belirgin hale geldiğini ifade eden Arıcan, “Bu çerçevede üniversitelerin rolüne daha belirgin hale gelmektedir. Çünkü üniversiteler yalnızca eğitim veren kurumdan değil aynı zamanda meselelerini kavrayan, analiz eden ve kamuoyuna düşünsel ve eleştirel katkılar sunan merkezlerdir. Bu sorumluluğun bilincinde olarak hareket etmeye çalışıyoruz” sözleriyle konuşmasını tamamladı.
“Türkiye küresel güç olma iddiası olan bölgesel güç”
Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Sümerbank Konferans Salonu'nda düzenlenen “Bölgesel Krizler ve Türkiye” konulu söyleşi programında, Rektör Musa Kazım Arıcan’ın konuşmasının ardından 1’nci Dönem Cumhurbaşkanı Yardımcısı, TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti Ankara Milletvekili Fuat Oktay değerlendirmelerde bulundu.
Soru cevap bölümü öncesinde konuşan Fuat Oktay, Türkiye’nin uluslararası konumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ülkenin tarihsel misyonuna dikkat çeken Oktay, “Biz bunu ifade ediyoruz, Türkiye artık bölgesel bir güç. Ama küresel güç olma iddiası olan bölgesel güç ve bunu da sağlayan tarihi mirasımız var. Bu misyon bize geçmişte yüklenen bir misyon. Biz istesek de istemesek de bundan kaçma şansımız yok.” sözleriyle Türkiye’nin uluslararası rolünü vurguladı.
Uluslararası camianın Türkiye’nin görüşlerine ihtiyaç duyduğunu belirten Oktay, “Dolayısıyla böyle bir misyonun temsilcileri olarak Türkiye'nin tedbirini duymaya ihtiyacı olan uluslararası camia var. Uluslararası camiada sadece dar bölgeyi tahsis etmiyoruz. Gerek batıda, gerek doğuda, güneyde, kuzeyde her türlü, her boyutta ülkenin başkentlerinde Türkiye'nin görüşlerini, bölgesel krizlerde veya küresel boyuttaki çerçevesinde bulma ihtiyacının da olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla bunu anlatalım istiyoruz.” dedi.
“Avrupa savunma ve teknoloji alanında riskle karşı karşıya”
Konuşmasında küresel aktörlerin mevcut durumuna değinen Oktay, Avrupa’nın ekonomik gücünü korumasına rağmen bazı alanlarda geride kalma riski taşıdığını vurguladı. Oktay, “Avrupa önemli bir ekonomik ve normal güç olmaya devam etse de savunma beklentileri teknoloji alanlarında ABD ve Çin'in gerisinde kalma riskiyle yüzleşmek zorunda kalmıştır. Japonya Uzun süreli ekonomik durgunluğu. Hindistan'ın süper güç olma iddiası ve Afrika ile Latin Amerika'nın son zaman kaynak ve pazar alanı olarak görülmesi de bu yeni düzenin diğer olgularıdır.” dedi.
Uluslararası sistemde ideolojik ve dini gerilimlerin de arttığını belirten Oktay, “Öte yandan soğuk savaşın ardından aşırı Milli takımların güçlenmesini ihlal eden dinler arası çatışmaların da kışkırtıldığını da şahit oluyoruz. Özellikle İsrail tarafından siyonist unsurların İslam ülkelerine karşı yönlendirilmesini önemli sonuçlar da olduğu görülmektedir. Batılı ülkeler olaylara şiddet standartından yaklaşmakta yaşam hakkı ve insanlık değerlerini evrensel değil seçici biçimde uygulamaktadır..” ifadelerini kullandı.
“Küresel sistem kime hizmet edecek sorusu öne çıkıyor”
Yeni dünya düzenine ilişkin güç mücadelelerine dikkat çeken Oktay, mevcut sistemin güçlü aktörler lehine işlediğini söyledi. Oktay, “Bir başka boyutsa yeniden oluşturulmaya çalışılan küresel sistemin kime hizmet edeceğiyle ilgili güç mücadele çünkü mevcut sistemin kime hizmet ettiğini biliyoruz. Güçlüye hizmet ediyor. Ola ki güç değişirse basit doğuya kayan bir gücü gördüğümüzde yeni sistemin kime hizmet edeceğiyle alakalı farklı bir güç mücadelesi var.” dedi.
“Türkiye’nin çevresi adeta bir ateş çemberi”
Bölgesel gelişmelere değinen Oktay, Türkiye’nin çevresinde yaşanan krizlerin yoğunluğuna dikkat çekti. Oktay, “Değerli arkadaşlar böyle bir küresel ortamda bölgemize baktığımızda Türkiye'nin çerçevesi, çevresi adeta bir ateş çemberi. Kuzeyimizde Rusya, Ukrayna savaşı. Güneyimizde İsrail'in katliamları sonucu oluşan, Gartepe Batı Şeria'daki büyük insani tıraşı Lübnan ve Suriye'deki saldırıları ve işgal girişimleri.” dedi.
Cumhurbaşkanı’nın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki açıklamalarına da değinen Oktay, “Hatırlıyorsunuz Cumhurbaşkanımızı Birleşmiş Milletler Genel Kurulundan sordu. "Bu İsrail denen devletin sınırları nerede başlan? Nerede biter?'" Zaten istikrarınla arkasına baktığımızda o sınırların nerede başlayıp nerede bittiğinin belirsiz olmasıyla alakalı ve özellikle de kendisini sahaya süren güçlerin ve desteğiyle pervasız bir İsrail ve siyonizm baskısıdır.” ifadelerini kullandı.
Bölgesel çatışmalar küresel ekonomiyi etkiliyor
Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’daki gelişmelerin geniş çaplı sonuçlar doğurduğunu belirten Oktay, çatışmaların yalnızca askeri boyutla sınırlı kalmadığını vurguladı. Oktay, “Doğu Akdeniz'deki kırılgan dengeler Suriye'de yine hala giderilmeye çalışılan durum, doğumuzda isabet ederek İsrail'in İran'a saldırmasıyla başlayan savaş. bölgemizin son yıllarına karşılaştığı en derin krizlerden birine dönüşmüştür.” dedi.
Yaşanan gelişmelerin küresel etkilerine dikkat çeken Oktay, “Bugün açıkça görüyoruz. Bu çatışmalar artık sadece birkaç ülke arasında yaşanan askeri hadiselerle ilgili değil, enerjiden, ticarete tarım girdilerinden sigorta maliyetine, ulaştırma haklarından finansal piyasalara kadar çok geniş alanları izlemektedir.Tablo sadece Orta Doğu'yu değil, Avrupa'yı, Asya'yı, Çin'i, Rusya'yı ve küresel ekonomiyi de doğrudan ilgilendirir.” diye konuştu.
“Tek kutuplu dünya düzeninden çok kutuplu ve çok merkezli bir yapıya doğru yol alıyoruz”
Değişen küresel sistem, milli güvenlik anlayışı ve Türkiye’nin yeni dönemdeki vizyonuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Oktay, uluslararası sistemin tek merkezli yapıdan uzaklaşarak yeni bir döneme girdiğini ifade etti. Küresel dönüşümün güvenlik anlayışını da değiştirdiğini belirten Oktay, milli güvenlik kavramının kapsamının genişlediğini vurguladı. Oktay, “Su ve teknoloji güvenliği artık milli güvenliğin ayrılmaz parçalarıdır. Türkiye'nin bu yeni dönemde başarılı olabilmesi, askeri gücünün yanı sıra toplumsal bütünlüğüne, nitelikli insan kaynağına, teknolojik yeniliğe ve ekonomik dayanıklılığına da bağlıdır.” dedi. Dünya kamuoyunu etkileyebilmek açısından farklı aktörlere önemli görevler düştüğünü dile getiren Oktay, “Ayrıca dünya kamuoyunu etkileyebilmek bakımından başta lider diplomasisi olmak üzere kamu ve özel kurum ve kuruluşlar, sivil toplum, parlamenter psikoloji ve akademik camiaya da önemli görevler düşmektedir.” ifadelerini kullandı.
“Bugünün öğrencileri yarının karar vericileridir”
Gençlere yönelik mesajlar veren Oktay, bilgi çağının sorumluluklarına dikkat çekti. Oktay, “Burada özellikle siz gençlerimize de büyük sorumluluklar düşüyor. Bugünün öğrencileri yarının karar vericileridir. Bu çağ yüzeysel bilgiyle yetinme çağı değildir. Gelenekli düşünmeyi, dünyayı doğru okumayı ve eleştirel aklı korumayı gerektirmektedir.” dedi. Uluslararası sistemde yaşanan dönüşümü özetleyen Oktay, yeni dönemin çok merkezli bir yapıya işaret ettiğini belirtti. Oktay, “Özetlersek tek kutuplu bir dünya düzeninde çok kutuplu, çok merkezli bir yapıya doğru yol alıyoruz.” ifadeleriyle küresel güç dengelerindeki değişime dikkat çekti. Türkiye’nin bu süreçte üstlenmek istediği role değinen Oktay, “Bizim de Türkiye olarak Türkiye vizyonu çerçevesinde Türkiye vizyonumuz çerçevesinde yeni sistemde sessizlerin sesi barış ve adalet adına hukuk başlarından biri olma arzumuz devam etmektedir.” dedi.
“Türkiye için fırsat penceresi açılmıştır”
Dünyada ve bölgede yaşanan gelişmelerin Türkiye açısından önemli fırsatlar sunduğunu vurgulayan Oktay, “Dünyadaki ve bölgemizdeki gelişmeler Türkiye'nin bölgesel güçten küresel güce evrilmesiyle ilgili bir fırsat penceresi aralamıştır. Biz de Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bu fırsat penceresini sonuna kadar değerlendireceğiz.” ifadelerini kullandı. Konuşmasının sonunda güçlü devlet anlayışına değinen Oktay, “Unutmamalıyız ki büyük ve güçlü devletler yalnızca silahla değil akılla, bilimle, toplumsal birlik, dayanışmayla ve vizyonla gelecektir” diye konuştu.
Açılış konuşmasının ardından söyleşi bölümüne geçildi. Akademisyen ve öğrencilerin soruları cevaplandı. Hediye takdimi ve fotoğraf çekiminin ardından program sona erdi.










