Türkiye’nin eşsiz biyolojik zenginliğini bilimsel, kültürel ve eğitsel bir çerçevede buluşturan Hacettepe Üniversitesi Biyosfer Müzesi, Ankara Beytepe Yerleşkesi’nde kapılarını açtı. Fosillerden mikroorganizmalara, bitkilerden hayvanlara kadar yüzlerce örneği aynı çatı altında toplayan müze, doğanın geçmişini, bugününü ve geleceğini görünür kılmayı amaçlıyor.

Ruki Çingene Boksör sahnede: Sessiz kalan çoğunluğa sert bir yüzleşme
Ruki Çingene Boksör sahnede: Sessiz kalan çoğunluğa sert bir yüzleşme
İçeriği Görüntüle

TÜRKİYE’NİN BİYOLOJİK ZENGİNLİĞİ TEK ÇATI ALTINDA

22 Mayıs Dünya Biyoçeşitlilik Günü’nde açılan Biyosfer Müzesi, Türkiye’nin Avrupa ve Orta Doğu’nun en zengin biyolojik çeşitliliğine sahip ülkelerinden biri olduğunu somut verilerle ortaya koyuyor. Sahadan toplanan örneklerle oluşturulan koleksiyon, ülkenin doğal mirasını bilimsel bir referans merkezi anlayışıyla sunuyor.

2186219

REKTÖR GÜRAN: “BU MÜZE BİR REFERANS MERKEZİDİR”

Açılışta konuşan Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Cahit Güran, merkezin temellerinin 2009 yılında Devlet Planlama Teşkilatı desteğiyle atıldığını hatırlatarak, bugün müze kimliğiyle hizmet vermesinin büyük bir kazanım olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Güran, “Amacımız; ülkemizin biyolojik çeşitliliğini araştırma, koruma, eğitim ve sergileme faaliyetleriyle sahiplenen bir referans merkezi oluşturmaktır. Bu müze, ulusal ve uluslararası doğa koruma hedefleri açısından önemli bir işleve sahiptir” ifadelerini kullandı.

2186216

FOSİLLERDEN KUŞLARA MİKROORGANİZMALARDAN İNSANA

Biyolojik Çeşitlilik Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Selim Sualp Çağlar, müzenin içerik zenginliğine dikkat çekerek, kabuklu organizmalar dışındaki biyolojik materyallerin büyük bölümünün Türkiye’ye ait örneklerden oluştuğunu belirtti.

Müzede yer alan koleksiyonlar arasında:

  • Milyonlarca yıl öncesine uzanan fosil örnekleri

  • Manisa Kula’da bulunan 3 bin yıllık insan ayak izi

  • Türkiye florasına ait bitkiler, mantarlar ve etnobotanik örnekler

  • Balıklar, sürüngenler, kuşlar ve memeliler

  • Yüzlerce türden oluşan kelebek, böcek ve omurgasız koleksiyonları

  • İnsan anatomisini gösteren şeffaf modeller ve iskeletler

yer alıyor.

2186223

SERGİLEME DİNAMİK VE SÜRDÜRÜLEBİLİR OLACAK

Müzenin statik bir sergi anlayışıyla tasarlanmadığını vurgulayan Prof. Dr. Çağlar, mevcut materyallerin yalnızca dörtte birinin sergilendiğini, geri kalanının bilimsel araştırma ve koruma amacıyla depolarda muhafaza edildiğini söyledi.

Çağlar, “Zamanla sergilenen materyaller değişecek. Yeni eklemeler ve düzenlemelerle yaşayan, kendini yenileyen bir müze yapısı oluşturacağız” dedi.

2186221

DOĞA, BELLEK VE KÜLTÜR AYNI ANLATIDA BULUŞUYOR

Biyosfer Müzesi yalnızca biyolojik örnekler sunmakla kalmıyor; insan-doğa ilişkisini tarihsel ve kültürel bağlamıyla ele alıyor. Anadolu’nun ritüel belleği, av-avcı dengesi, yok olma tehlikesi altındaki türler ve insan müdahalesinin doğaya etkileri müzenin anlatı omurgasını oluşturuyor.

Özellikle öğrenciler ve genç ziyaretçiler için hazırlanan bölümler, biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik farkındalık yaratmayı hedefliyor.

ANKARA’NIN YENİ BİLİM VE KÜLTÜR DURAĞI

Hacettepe Üniversitesi Biyosfer Müzesi, akademik çevrelerin yanı sıra doğaya ilgi duyan herkes için önemli bir ziyaret noktası olmayı amaçlıyor. Müze, Türkiye’nin biyolojik mirasını geçmişten geleceğe taşıyan güçlü bir yaşam hafızası olarak Ankara’nın bilim ve kültür haritasındaki yerini alıyor.

Kaynak: Haber Merkezi