Eski bir siyasetçimiz “Hata yapıyorsun”diye çıktı karşıma geçenlerde. Kendisi Haymana’nın siyasi hayatında öyle veya böyle, doğru ya da yanlış olsa da kilometre taşlarından birisidir. Uzun süredir tanırım kendisini, severim, bazı şeylerini de takdir ederim de ayrıca..
Ancak yazılarımda dönemsel olarak alkışladığım ve övgüde bulunduğum bazı kişilere karşı “Sen onu tanımıyorsun. Çok tehlikelidir, çok yanlış tanıyor, biliyorsun”falan tarzında “ayar” vermeye kalkıyor.
Bunu birkaç seferdir yapıyor aslında. Saygımdan dolayı kırmak istemem elbette. Ancak onun da beni anlamadığını, ya da benim ifade etmeme müsaade etmediğini gördüm. Ben sözlü olarak o an orada anlatamadım, belki buradan ne demek istediğimi anlatırım diye umuyorum.
Dikkat ettiniz mi bilmem ama ben alkışladığım veya bazı konularda takdir ettiğim kişileri A’dan Z’ye yekpare övmem. Sadece o an için ya da herhangi bir işteki “lokal”başarısından dolayı yaparım bunu.
Hiçkimse için bugüne kadar “İşinde çok iyi, aynı zamanda çok iyi bir aile babası. Muzzam bir entelektüel, aydın, ileri görüşlü, çok iyi bir siyasetçi, mükemmel dost..vs,vs.” tarzında bir yazım olmadı, olamaz da.
Hiçbir zaman hiç kimseye “Kusursuz, tepeden tırnağa başarılı, sorguguz sualsiz helal olsun” demedim, demem de.
Yazımda övdüğüm veya takdir ettiğim kişi belki 10 iş yapar ama 9’unda hatalıdır. O 9 hatadan dolayı 1 tane doğru yapılanı da çöpe mi atalım yani. Olmaz değil mi? Ama o eski siyasimiz benden bunu istiyor. Israrla “Yaramaz adam, çok tehlikeli. Yapma-etme...”diyor.
Peki Sayın eski siyasetçimiz; senin yanında, yörende, yönetiminde, elinin altında, emrindeki kişilerin alayı mı sütten çıkma ak kaşık, hepsi mi fabrikasyon olarak kusursuzlar. Hatta içlerinde çok iyi tanıdıklarım var ki, dışarıdan bakıldığında birer dürüstlük abidesi, lakin işin içinde iş değil bambaşka bir dünya var... Derler ya “Açtırma bayramlık ağzımı....” diye. Günü geldiğinde söyleriz elbette gerekenleri, gerekli kişilere.
Eski yöneticiler de bazen bu psikoloji depreşiyor. “En iyi bendim, en iyi benim zamanımdı, benden sonrakiler beceriksiz, öngörüsüz, yeteneksiz.... Yavuz da kalkmış onları övüyor. Benden başkasını övdürtmem..” melodramınan ibaret yaşadıkları. Yıllar da geçse “Hep ben konuşulayım, hep benim yaptıklarım ettiklerim takdir edilsin, Haymana benim eksenimde dönsün, gelen akıl alsın, giden fikrimi sorsun” derdindeler. Onlar kusursuz, onlar hatasız, onlar günahsız... Olur!!.. görürsem söylerim.
Toparlarsak... ben kişisel bazda değil toplumsal bazda faydalı işlerin, o an için doğrularını, attıkları doğru adım ya da hamleleri yazmaya çalışıyorum. O işin Haymana’ya zerre faydası varsa, benim için atılan doğru adımdır ve emeği geçen de o an için doğru yapmıştır. Hatalıysa zaten, zehir zemberek eleştirinin menbağı bu köşe oluyor. Kimse babamın oğlu değil.
“Senin babanı da sevmezdim zaten sütoğlan”diye herşeyi bir torbaya koyup atmak, yapılan doğru hamlelere de kör bakmak olsa olsa aşırı şişmiş bir ego’dur.
“Kim bu eski siyasi” diye belki merak etmişsinizdir. Etmeyin bence. Gerek yok. Söylemem. Döneminde yüzlerce çalışma yapan, yaptıran, bunların içinde onlarca doğrusu, bir o kadar da yanlışı olan birisi. İsimlerin önemi yok zaten, aslolan ardında bıraktıkları izlerdir. Ama eğri, ama doğru. Asıl sorun onun “Yaa..varya.. en doğru bendim, biliyor musunn...” algısında.
HAFTANIN HABERİ: Kaynanası “İlk çocuğunuz oğlan olsun” diyen Y.S, Ula kaynana bunca yıldır benim işime karışıyorsun, bari Allah’ın işine karışma yav...