Yola Çıktıklarınızı, Yolda Bulduklarınıza Değişen Nedir?

Hayat uzun bir yolculuk…
Bu yolculukta insan bazen başarı kazanır, bazen düşer, bazen yalnız kalır. Ama insanın gerçek karakteri; zor zamanda yanında duranlara nasıl davrandığında ortaya çıkar. Çünkü vefa da, güven de iyi günlerin değil; zor günlerin değeridir.

Vefa; bir insanı işi bittiğinde unutmak değil, en karanlık gününde elinden tutabilmektir.
Güven ise; insanın arkasını döndüğünde dahi sırtından vurulmayacağını bilmesidir.

Bugün birçok insanın dilinde dostluk, kardeşlik, yol arkadaşlığı var. Fakat zaman geçince görüyoruz ki bazıları, birlikte yürüdüğü insanları; makam, menfaat ve çıkar uğruna bir kenara bırakabiliyor. Dün omuz omuza olanlar, bugün birbirine yabancı hale geliyor.

Asıl soru şudur:
İnsan neden değişir?

Çünkü bazı insanlar için dostluk bir dava değil, bir menfaat ilişkisidir. Güç varken yanınızda duranlar, rüzgâr ters esince ilk gidenler olur. İşte o zaman insan, yol arkadaşı ile yolcu arasındaki farkı anlar.

İnsan başarıya ulaştıkça yanında görünen herkesin gerçekten dost olmadığını da öğreniyor. Çünkü bazıları sizin yükselişinizi alkışlamak yerine gölgelemeye çalışır. Yüzünüze gülüp arkanızdan konuşanlar, samimiyet maskesi altında hesap yapanlar her dönemde olmuştur. Tarihte adına “Bizans oyunları” denilen bu anlayış; bugün de dedikodu, algı ve gizli hesaplarla kendini göstermektedir.

Başarı; sadece alkış getirmez. Aynı zamanda kıskançlığı ve gizli hesapları da ortaya çıkarır. Açık düşmandan değil, dost gibi görünüp arkadan vuranlardan zarar gelir. Çünkü bazı insanlar emek vererek yükselmeyi değil, başarılı insanı aşağı çekmeyi tercih eder.

Ama unutulmamalıdır ki;
Güneş balçıkla sıvanmaz.

Gerçekten çalışan, mücadele eden ve samimi olan insan; geçici oyunlarla durdurulamaz. Çünkü karakteri sağlam olanın yolu zamanla yine açılır.

Vefa; unutmayandır.
Güven; yarı yolda bırakmayandır.
Karakter ise; menfaati değişse bile duruşu değişmeyendir.

Bugün toplumun en büyük sorunlarından biri de budur. İnsanlar artık sözlere değil, davranışlara bakıyor. Çünkü herkes konuşuyor ama herkes sadık kalmıyor. Oysa gerçek dostluk; kalabalık sofralarda değil, sessiz ve zor günlerde belli olur.

Unutulmamalıdır ki;
Yola çıktıklarını yolda bulduklarına değiştirenler, bir gün kendilerini de yalnız bir yolun ortasında bulurlar. Çünkü vefa kaybolursa güven de kaybolur. Güvenin olmadığı yerde ise ne dostluk kalır ne de samimiyet.

Ve hayat sonunda herkese aynı soruyu sorar:
“Yanında kim kaldı?”

İşte o gün, insanın serveti de makamı da değil; vefası konuşur.