AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, Sivas’ta basın mensuplarıyla bir araya geldi. Gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Güler, özellikle son dönemde kamuoyunda yeniden gündeme gelen af iddialarıyla ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Af düzenlemesine ilişkin herhangi bir çalışmalarının bulunmadığını ifade eden Güler, bu konuda net bir duruş sergiledi. Güler, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Bizim gibi toplumlarda temel mesele aftan öte eylem ve suç açısından değerlendirildiğinde, caydırıcı yeterli ceza verilip verilemediğidir. Cezasızlık algısının konuşulması lazımdır aslında. Çünkü biz biliyoruz ki bir kişinin haksız yere öldürülmesi halinde, inancımız gereği tüm insanlığın öldürüldüğü varsayarız. Haksız yere öldürmeyi tüm insanlığa yönelik bir eylem olarak kabul ederiz. Toplumu korumanın, bireyi korumanın, aileyi korumanın yolu da, herhangi bir eylem ortaya konulduğunda bunun adil yargılamasının yapılarak toplumu meşruiyeti ve kamu vicdanı açısından hak ettiği cezaya çarptırılmasıdır. Af olamaz, af dediğimiz hadise uğranan mağduriyeti ortadan kaldıran bir şey değildir.”
“RAHŞAN AFFI BİR SONUÇ ÜRETMEDİ”
Geçmişte uygulanan af düzenlemelerine de değinen Abdullah Güler, 1999 yılında kamuoyunda “Rahşan affı” olarak bilinen düzenlemeyi örnek gösterdi. Rahşan Ecevit ve Bülent Ecevit döneminde yapılan infaz düzenlemesinin beklenen sonucu vermediğini belirten Güler, suç oranları açısından olumsuz tablo oluştuğunu savundu. Güler konuşmasında şu değerlendirmeyi yaptı:
“Sadece bizim ülkemizde değil, gelişmiş batı toplumlarına da baktığımızda gerçekleştirilen afların bir fayda sağlamadığı, suçların artış gösterdiğini görüyoruz. En son Türkiye’de teknik olarak olmasa da uygulama olarak 1999 yılındaki merhum Rahşan Ecevit ve Bülent Ecevit döneminde çıkartılan bir infaz düzenlemesi var. Orada tahliye edilen kişilerin 3 yıl içerisinde yüzde 67’sinin geri döndüğünü gördük. Yani af bir işe yaramadı. Usulen toplumun o anki beklentisi karşılanmış, toplumsal sonuç üretme yönünde hiçbir işe yaramamıştır.”
“PİŞMANLIK VE REHABİLİTASYON DEĞERLENDİRİLEBİLİR”
Af düzenlemesine karşı olduklarını yineleyen Güler, buna karşın rehabilitasyon süreçlerinin önemsenmesi gerektiğini söyledi. Özellikle bir kez suç işlemiş ve pişmanlık duyan kişilerin yeniden topluma kazandırılmasının önemli olduğunu belirten Güler, denetimli serbestlik ve koşullu salıverme şartlarının geliştirilebileceğini ifade etti. Güler’in açıklamaları şöyle:
“Biz affı değil bizim insanların pişmanlığı ile birlikte, varsa sağlık sorunları tedavi edilmeleri, psikolojik destekle birlikte bir daha suç işlemeyeceklerine dair bir kanaat oluşturulması ve koşullu salıverme şartlarının iyileştirilmesi, bizim buna çalışmamız lazım. Öyle bir çalışma yapmamız lazım ki ömrü hayatında bir kez suç işlemiş kişi, işlediği suçun sonradan farkına varmıştır. Pişmanlığına ermiştir, kendisine verilecek destekle birlikte bir daha suç işlemeyeceğine kanaat getirilmişse o kişinin denetimli serbestlikle birlikte, koşullu salıverme şartlarında erken tahliye edilmesi olabilir. Asla af olmaz. Asla af gibi bir düşüncemiz yok. İnfaz kanunun daha sade, daha adil, daha eşitlikçi, suç ayrımı olmaksızın her türlü mahkûmiyet halinin desteklenmesi çalışmalarını önemseriz.”
CEZA ADALETİ VE TOPLUMSAL VİCDAN VURGUSU
Güler’in açıklamalarında en dikkat çeken başlıklardan biri de kamu vicdanı ve cezasızlık algısı oldu. Toplumun güvenliğini önceleyen bir infaz sisteminin önemine vurgu yapan Güler, suç işleyen kişilerin adil yargılama sonucunda hak ettikleri cezaları almasının toplumsal huzur açısından gerekli olduğunu dile getirdi.







