İran Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Hossein Kermanpour, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, tarihi araştırma merkezinde büyük hasar meydana geldiğini belirterek olayın uluslararası sağlık güvenliğine doğrudan bir tehdit oluşturduğunu ifade etti.
Kermanpour, “Yüzyıllık bir geçmişe sahip küresel sağlık kuruluşu ve Uluslararası Pasteur Ağı üyesi olan İran Pasteur Enstitüsü’ne yönelik saldırı, Cenevre Sözleşmeleri ve uluslararası insancıl hukuk ilkelerini ihlal etmektedir. Bu nedenle sorumlular hakkında çağrıda bulunuyoruz” dedi.
Pasteur Enstitüsü’nün vurulması, hem İran’da hem de uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Kermanpour, olayın ardından sorumlulara uluslararası platformda hesap sorulması çağrısında bulunarak, saldırının sadece ulusal değil, küresel sağlık alanında ciddi sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.

PASTEUR ENSTİTÜSÜ’NÜN ÖNEMİ
1920 yılında Paris Pasteur Enstitüsü ile İran hükümeti arasında yapılan bir anlaşmayla kurulan Pasteur Enstitüsü, Abdol-Hossein Farmanfarma’nın arazi bağışıyla Tahran’da inşa edildi. İran ve Orta Doğu’nun en eski ve önde gelen araştırma merkezlerinden biri olan enstitü, özellikle bulaşıcı hastalıkların araştırılması ve kontrolü konusunda kritik rol oynuyor. Biyofarmasötikler ve tanı kitleri geliştiren enstitü, halk sağlığı alanında önemli projelere imza atarken, uygulamalı araştırma ile endüstri arasında köprü görevi görüyor.
Pasteur Enstitüsü, yalnızca İran içinde değil, uluslararası arenada da tanınan bir sağlık merkezi olarak faaliyet gösteriyor. 28 bölümü ve 5 şubesiyle toplam 1300 çalışanı bulunan enstitüde, yaklaşık 300 doktora ve yüksek lisans mezunu görev yapıyor. Aşı geliştirme ve üretiminde bölgesel lider konumunda olan enstitü, halk sağlığı hizmetleri ve bulaşıcı hastalıkların önlenmesi çalışmalarında yüz yılı aşkın bir geçmişe sahip. Kermanpour’un açıklamasında da vurgulandığı gibi, bu tür saldırılar sadece İran’ı değil, uluslararası sağlık güvenliğini de hedef almak anlamına geliyor.




