Orta Doğu’da tırmanan gerilim, küresel enerji ticaretinin kalbi olarak görülen Hürmüz Boğazı’nda dengeleri kökten değiştirdi. Mart 2026 itibarıyla İran, ABD ve İsrail ile yaşanan çatışmaların ardından boğazı fiilen savaş bölgesi ilan ederek geçişleri büyük ölçüde sınırlandırdı. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin gerçekleştiği bu kritik su yolunda yeni bir dönem başladı.
GEÇİŞLER “İZİNLİ SİSTEM”E BAĞLANDI
İran yönetimi, boğazın tamamen kapatılmadığını ancak kontrol altına alındığını duyurdu. Abbas Araghchi başta olmak üzere yetkililer, ABD, İsrail ve bu ülkelerle bağlantılı müttefiklerin geçişine izin verilmediğini açıkça ifade etti.
Buna karşın “düşman olmayan” olarak tanımlanan ülkelere kapı tamamen kapanmış değil. Ancak bu geçişler artık otomatik değil; her gemi için önceden İran makamlarıyla koordinasyon kurulması gerekiyor. Özellikle Devrim Muhafızları’na bağlı deniz unsurlarının kontrolünde yürütülen süreçte, gemiler yalnızca belirlenen “güvenli koridorlar” üzerinden ilerleyebiliyor.
Bu yeni sistem, boğazdaki gemi trafiğini dramatik biçimde düşürdü. Normalde günde 130’dan fazla geminin geçtiği Hürmüz’de, bu sayı 3-4 gemiye kadar geriledi.
“DOST ÜLKELER” LİSTESİ NETLEŞTİ
İran’ın resmi açıklamalarına göre belirli ülkeler “dost” kategorisinde değerlendiriliyor ve bu ülkelerin gemilerine öncelikli geçiş imkânı tanınıyor. Bu kapsamda öne çıkan ülkeler Çin, Rusya, Hindistan, Pakistan ve Irak oldu. Bazı değerlendirmelerde Bangladeş’in de bu listeye dahil edildiği ifade ediliyor.
Bu ülkeler, enerji ihtiyaçları doğrultusunda İran ile doğrudan koordinasyon kurarak tanker geçişlerini sürdürebiliyor. Özellikle Çin ve Hindistan’a yönelik petrol ve LNG sevkiyatlarının devam etmesi, küresel enerji dengeleri açısından kritik görülüyor.
İran, savaştaki tutumu nedeniyle İspanya bağlantılı gemilerin de Hürmüz'den geçişine izin veriyor.
TÜRKİYE VE BAZI ÜLKELER “ÖZEL İZİN” İLE GEÇTİ
Resmi liste dışında kalan bazı ülkeler ise diplomatik temaslar sonucu geçiş izni alabildi. Bu ülkeler arasında Türkiye de yer aldı. Türkiye’nin İran’a karşı herhangi bir askeri ya da doğrudan saldırgan pozisyonda bulunmaması, bu iznin verilmesinde etkili oldu.
Benzer şekilde Yunanistan bandıralı bir tanker, Suudi Arabistan’dan aldığı yaklaşık 1 milyon varil ham petrolü Hürmüz üzerinden Hindistan’a ulaştırdı. Malezya’ya ait gemilerin de İran onayıyla geçiş yaptığı uluslararası raporlara yansıdı.
AVRUPA VE ASYA ÜLKELERİ SIRADA
Boğazdaki kısıtlamalar sonrası birçok ülke İran ile temas kurarak geçiş izni için girişimlerde bulundu. Japonya’nın İran ile müzakerelere başladığı ve olumlu sinyaller aldığı belirtilirken, Fransa ve İtalya’nın da resmi temas talebinde bulunduğu ifade ediliyor.
Ancak genel çerçeve net: ABD ve İsrail ile doğrudan veya dolaylı bağlantısı bulunan ülkelerin geçişine izin verilmiyor. Bu durum özellikle NATO üyesi ülkeler açısından ciddi bir kısıtlama anlamına geliyor.
SIKI DENETİM VE YÜKSEK MALİYET
İran’ın uygulamaya koyduğu sistem yalnızca diplomatik değil, aynı zamanda teknik ve ekonomik şartlar da içeriyor. Gemilerin önceden bildirim yapması, İran karasularından geçmesi ve belirlenen rotaları kullanması zorunlu hale getirildi.
Ayrıca İran Meclisi’nin, geçişler için yaklaşık 2 milyon dolarlık bir “transit ücreti” düzenlemesi üzerinde çalıştığı belirtiliyor. Bu adımın hayata geçmesi halinde, deniz taşımacılığı maliyetlerinin daha da artması bekleniyor.
KÜRESEL PİYASALAR SARSILDI
27 Mart 2026 itibarıyla Hürmüz Boğazı girişinde yaklaşık 350 ila 400 tanker bekliyor. Geçişlerin sınırlı olması, küresel petrol arzında ciddi bir baskı oluştururken, fiyatların yüzde 100’e varan oranlarda artmasına yol açtı.
Enerji ithalatına bağımlı ülkeler için risk büyürken, tedarik zincirlerinde de aksama yaşanıyor. Uzmanlar, boğazdaki durumun çatışmaların seyrine bağlı olarak hızla değişebileceğini belirtiyor.
HÜRMÜZ BOĞAZI NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ?
Dünyanın en kritik enerji darboğazı (chokepoint) olduğu için. Basra Körfezi’ni Umman Körfezi ve Hint Okyanusu’na bağlayan bu dar su yolu, küresel petrol ve doğal gaz ticaretinin büyük bir kısmını taşıyor. Herhangi bir aksama, dünya enerji fiyatlarını, enflasyonu ve ekonomik büyümeyi doğrudan etkiliyor.Coğrafi KonumuHürmüz Boğazı, İran’ın güney kıyısı ile Umman arasında yer alır. En dar noktası yaklaşık 33 km genişliğinde, her yöndeki gemi şeritleri ise sadece 3 km civarındadır. Bu darlık, boğazı mayın, füze, drone veya kıyıdan yapılacak saldırılara karşı son derece savunmasız hale getirir. Boğazın bir tarafı İran kontrolünde, diğer tarafı Umman’a aittir.

2025 verilerine göre günde ortalama 20 milyon varil ham petrol ve petrol ürünü (rafine ürünler dahil) geçiyor. Bu, Küresel petrol tüketiminin yaklaşık %20’si,Deniz yoluyla taşınan (seaborne) petrol ticaretinin ise %25’i civarındadır.
Çoğu ihracat Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Irak, Kuveyt, İran ve Katar gibi Körfez ülkelerinden geliyor.
Bu petrolün büyük kısmı (%80-84’ü) Asya’ya (özellikle Çin, Hindistan, Japonya, Güney Kore) gidiyor. Çin’in petrol ithalatının önemli bir bölümü bu rotadan geçiyor.
Katar dünyanın en büyük LNG ihracatçılarından biri ve ihracatının neredeyse tamamı Hürmüz üzerinden yapılıyor. Boğaz, küresel LNG ticaretinin yaklaşık %19-22’sini taşıyor.
Gübre, kimyasal maddeler ve bazı kuru yükler de bu rotadan etkileniyor.
NEDEN “STRATEJİK DARBOĞAZ”?
Suudi Arabistan’ın Doğu-Batı boru hattı veya BAE’nin Habshan-Fujairah boru hattı gibi bypass seçenekleri var, ancak kapasiteleri toplam 3,5-5,5 milyon varil/gün civarında. Bu, boğazdan geçen hacmin ancak küçük bir kısmını karşılayabilir.
Boğaz tamamen veya kısmen kapandığında yedek kapasite devreye girse bile, dünya piyasalarında ciddi arz sıkıntısı oluşur. Dünya petrol rezervlerinin büyük kısmı Körfez’de ve “spare capacity” (yedek üretim kapasitesi) de çoğunlukla Suudi Arabistan’da bulunuyor.


