Alın size bir eşeği kaybedip yeniden bulup sevindirik olma hikayesi daha.

Yanılmıyorsam 2012 yılında çıktı büyükşehir yasası. O yasa ile bizim kerpici yana kaymış, orta direği feleğe yan bakan evlerden mütevellit köylerimiz bir anda "mahalle"oluverdi.

Duyan zannetti ki Çankaya falan oluyoruz. Yağlı yorganlarımızdaki bitlerimiz bir okka gelecek. Dolarla birlikte yerinde duramayan esnaflardan oluşan Malatya Halk oyunları ekibi gibi "Olduk goççum olduk, Angara'nın mahallesi olduk" diye yeri göğü inlettik.

Kazın ayağı öyle değildi oysa. Şakır şakır akan beleş çeşmelere saat takıldı. Haa bir de haftada bir alınan çöpler için bidon geldi. Ayağı öyle olmayan kaz için bir kümes yapmaya kalksan inşaat ruhsatı, ardı sıra çevre temizlik ve emlak vergisi geldi.

"Hani lan Çankaya falan olmuştuk" derken eldeki arsalar, tarlalar, gitmeye başladı.

Derken bu hafta bir haber yaptık ve yeniden kırsal mahalle yani yine köy olduk. Malatya Halk oyunları ekibi yeniden sahneye çıktı ve bu sefer de neredeyse Çankaya olamayışımızı kutladık. Yeniden köy olduk diye birbirimize "çaaakk..." falan yaptık.

Yani eşeği kaybetmeden arattırdılar. Zaten ahırımızda olan eşeği bir güzel bulamadık. Bu işe en çok eşek şaşırdı. “Bu semer insanoğluna mı yoksa bana mı daha çok yakışır” diye o dünyanın en güzel gözleriyle baktı kaldı...

Neticede ortada bir eşeklik döndü ama kimse anlayamadı.

xxxxx

Sevgili gençler; söyleyecek sözleri tükenince "Çıkar telefonunu"diyen dayıları, marketten çıkarken yakalayın ve “Aç bakalım emmi çantanı. Neler alamamışsın göreyim” deyin.

Aha size intikam. Telefonu olana etmediği lafı bırakmayan eyyy baston çeken emmiler; markete girip fır dönüp neler alamıyorsunuz?

Bizim kavruk yüzlü, aslında saf emmilerimizin çoğu 80'lere merdiven dayamışlardan oluşuyor. Hayatları hep ekmek kavgası içinde geçmiş. Tatil bilmemişler, sinema tiyatro'nun önünden geçmeyen var. Yurtdışına seyahati bırak sadece askerde köyünden ayrılıp memleketimde 2 vilayet anca görmüşleri mevcut. Yaşamayı ölmemek zannediyorlar. Artık internet, hatta uzay çağını yaşan bir neslin de kendileri gibi yaşayıp, dünyayı onlar gibi anlamasını bekliyorlar.

Gençler iki kelam edince "çıkar telefonunu bre nankööörleer..." bastonu yallah ediyorlar.

Değiller dede, nankör değiller. Hayat öyle artık. Bundan sonra onların cebinde telefonları hep olacak.

Asıl senin pazar çantandan, market filenden “din-iman”diyerek çalınanlara, 30 sene emek verip emekli olduktan sonra 3 kuruş zamla kandıran “yaşama ama ölme de” diyenlere bak sen... Gençler bu ülkenin en masumu..

HAFTANIN SÖZÜ: Para az değil, hırsız çok...