“Sevginin Kozmik Sarmalı” kitabının yazarı Muhammet İslam İlban, Ankara Net Haber muhabiri Cansel Yıldız’ın sorularını yanıtladı. İlban, yazarlık yolculuğundan kitabın ortaya çıkış sürecine, insanın iç dünyasına dair değerlendirmelerinden modern yaşamın etkilerine kadar birçok konuda açıklamalarda bulundu. Kendisini nasıl tanımladığına ilişkin soruyu yanıtlayan Muhammet İslam İlban, araştırmacı ve yazar kimliğinin yanı sıra farklı alanlarda çalışmalar yürüttüğünü dile getirdi. Kendini tek bir unvanla sınırlamadığını ifade eden İlban, “Kendimi tek bir unvanla sınırlamıyorum.Araştırmacı ve yazar kimliğimin yanında; etkili iletişim, kişisel gelişim, beden dili ve imaj yönetimi alanlarında uzmanlaşmış bir çalışma disiplinine sahibim. Stratejik zihin, algı yönetimi ve insan davranışı üzerine yoğun analizler yaptım. Ancak tüm bu başlıkların ötesinde, özümde insanı anlamaya çalışan bir gözlemci olmayı tercih ettim aslında. İnsanın nasıl düşündüğünü, nasıl karar verdiğini, kriz anında zihnin nasıl şekil değiştirdiğini merak ederek başladım bu yolculuğa. Zamanla gördüm ki insan yalnızca zihinsel bir varlık değil; duygu, bilinç ve enerji boyutlarıyla bir bütün. Çalışmalarım bu bütünlüğü anlamaya ve anlatmaya dayanıyor.” ifadelerini kullandı.
Stratejik düşünme ve insan davranışı üzerine yoğun analizler yaptığını belirten İlban, yüksek baskı altında karar alma süreçleri üzerine çalışmalar yürüttüğünü ifade etti. Hayatın gerçek sınavının çoğu zaman baskı altında verildiğini belirten İlban, “Sessiz liderlik dediğim bir yaklaşımı benimsiyorum: Gürültüyle değil, derinlikle etki üretmek.” dedi.
“Sevginin Kozmik Sarmalı içsel arayışın bir sonucu”
“Sevginin Kozmik Sarmalı” kitabının ortaya çıkış sürecine ilişkin soruyu yanıtlayan İlban, eserin kişisel gözlemler ve içsel arayışların bir sonucu olduğunu söyledi. Kitabın yazılma fikrinin insanın iç dünyasını anlamaya yönelik bir ihtiyaçtan doğduğunu dile getiren İlban, “Bu eser, insanın içindeki görünmeyen ama her şeyi yöneten o titreşimi fark etme ihtiyacından doğdu. Sevginin yalnızca bir duygu değil; bir bilinç hali, bir yön tayin edici güç olduğunu anlatma arzusuyla kaleme alındı. Kişisel arayışın, gözlemlerin ve içsel dönüşüm tecrübelerinin bir meyvesidir.” dedi.
Enerji, frekans ve bilinç ilişkisine dikkat çekti
Kitabında ele aldığı kavramlara ilişkin değerlendirmelerde bulunan İlban, enerji, frekans ve bilinç arasındaki ilişkiye değindi. Karmaşık kavramları daha anlaşılır bir dille aktarmayı amaçladığını ifade eden İlban, “Karmaşık kavramları sade bir dille; hem bilimsel referanslara hem kadim öğretilere yaslanarak anlatıyorum. Enerjiyi titreşim, frekansı yönelim, bilinci ise seçim gücü olarak ele alıyorum. Okuyucu, teoriden çok hissederek anlamaya davet ediliyor.” şeklinde konuştu.
İnsan yapısına ilişkin değerlendirmelerde bulunan İlban, ruh–zihin–beden dengesi konusunun önemine dikkat çekti. Bu üç unsurun bir bütün olarak ele alınması gerektiğinin altını çizen İlban, şunları kaydetti:
“Ruhu yön, zihni pusula, bedeni araç olarak tanımlıyorum. Yön kaybolursa pusula şaşar; pusula şaşarsa araç savrulur. Denge; üçünün aynı niyete hizalanmasıdır aslında bunun için Burada esas olan uyumlanmadır.” dedi.
“Sevgi bilinci genişleten bir frekanstır”
Sevgi kavramının insan bilinci üzerindeki etkisine de değinen İlban, sevginin dönüştürücü bir güç olduğunu belirtti. Sevgi enerjisinin insanın algısını ve karar süreçlerini etkileyebileceğini belirten İlban, "Sevgi, bilinci dar kalıplardan çıkaran genişletici bir frekanstır. Korku küçültür, sevgi büyütür. Bilinç sevgiyle temas ettiğinde algı berraklaşır, kararlar sadeleşir, insan kendi özüne yaklaşır.” dedi.
Kalp frekansı ve niyet kavramlarının kitapta önemli bir yer tuttuğunu belirten İlban, bu kavramların yaşam üzerindeki etkilerine de değindi.Kalbin yalnızca biyolojik bir organ olarak değerlendirilmemesi gerektiğini dile getiren İlban, “Kalp, yalnızca biyolojik bir organ değil; titreşimin merkezidir. Niyet ise o titreşime yön veren komuttur. Kalp frekansı ile niyet uyumlandığında, yaşamda görünür değişimler başlar.”şeklinde konuştu.
Kitabın hedef kitlesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan İlban, eserin içsel sorgulama içinde olan okuyuculara hitap ettiğini ifade etti. Bu noktada kitabın özellikle kendini geliştirmek isteyen bireylere yönelik olduğunu belirten İlban, “Kendini yeniden inşa etmek isteyenlere… Sorgulayanlara… Yorgun ama vazgeçmeyenlere… İç dünyasında sessiz bir devrim arayan herkese.” dedi.
Yoğun yaşam temposuna yönelik öneriler
Modern yaşamın temposu içinde bireylerin kendilerine zaman ayırmakta zorlandığını belirten İlban, kitapta günlük hayata uygulanabilecek bazı önerilere de yer verdiğini söyledi. Bu kapsamda kısa farkındalık çalışmaları ve nefes egzersizlerinin önemine değinen İlban, “Kısa farkındalık pratikleri, niyet çalışmaları, nefes ve bilinç hizalama egzersizleriyle yoğun hayatın içinde uygulanabilir adımlar sunuluyor. Büyük dönüşümler küçük ama istikrarlı uygulamalarla başlar.” ifadelerini kullandı.
Yeni çalışmalar üzerinde çalışıyor
Yeni projeler üzerinde çalıştığını da dile getiren İlban, sevgi enerjisi ve bilinç konularının farklı yönlerini ele alan yeni çalışmaların gündeminde olduğunu ifade etti. Bu çalışmaların kitabın devamı niteliğinde olacağını belirten İlban, “Sevgi enerjisinin daha derin katmanlarını, bilinç sıçramalarını ve kolektif dönüşüm boyutunu ele alan yeni çalışmalar ufukta. Çünkü bu sarmal, tek bir kitapla tamamlanacak bir yolculuk değil.” şeklinde konuştu.






