Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi (ASBÜ) Rektörü ve Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Şeref Başkanı Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, vefat eden kültür adamı, yazar ve televizyoncu Muhsin Mete'nin ardından kaleme aldığı anma yazısıyla usta ismin Türk diline, kültür ve yayıncılık dünyasına sunduğu paha biçilmez katkıları kamuoyuyla paylaştı.

Arıcan, Muhsin Mete'nin kaybının sadece bir insanın aramızdan ayrılması değil; aynı zamanda Türkçe, edebiyat, eleştiri etiği ve kültür ahlakı alanında önemli bir duruşun ve sarsılmaz bir vicdanın eksilmesi anlamına geldiğini vurguladı.

MUHSİN METE KİMDİR VE KÜLTÜR DÜNYAMIZA HANGİ ESERLERİ KAZANDIRMIŞTIR?

Kültür ve medeniyet hafızasının korunmasında öncü rol üstlenen Muhsin Mete, medya ve edebiyat dünyasındaki yolculuğuna 1970'li yıllardan itibaren gazete ve dergilerde kaleme aldığı kritiklerle başladı. 1976 yılında adım attığı TRT çatısı altında uzun yıllar yönetici, yapımcı ve belgeselci olarak görev yaptı.

Başkentte dirilen Türkçülük organizasyonu!
Başkentte dirilen Türkçülük organizasyonu!
İçeriği Görüntüle

Kurum bünyesinde Belgesel Programlar Müdürlüğü ve Yayın ile Programdan Sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı gibi kritik makamlarda bulunan Muhsin Mete, Türkiye'nin kültürel mirasını ekranlara taşıyan tarihi yapımlara imza attı.

Muhsin Mete'nin öne çıkan belgesel ve TV programları şunlardır:

Dünden Bugüne Ahilik

Ulu Camilerimiz

Şairler Meydanı

Ölümü Yaşayan Kent: Ahlat

Abdülhak Şinasi Hisar

Remzi Oğuz Arık

Arif Nihat Asya

Kaybolan Şehirler

1-355

Haftalık Ülke dergisinde "Abbas Abalı" müstear ismiyle yayımladığı medya eleştirileri, daha sonra Ekranın Büyüsüne Kapılmadan adıyla kitaplaştırıldı. Türkiye Yazarlar Birliği'nde (TYB) yönetim kurulu üyeliği, genel sekreterlik ve TYB Vakfı Mütevelli Heyeti üyeliği gibi birçok idari ve kültürel görevi başarıyla yürüttü.

TÜRKÇE HASSASİYETİ VE "DİL VİCDANI" TAVRI NEDEN ÖNEMLİYDİ?

Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan'ın değerlendirmelerine göre Muhsin Mete, kelimeleri sıradan birer ses veya sembolden ibaret görmeyen, dili bir milletin varlık şartı ve tarihsel hafızası olarak kabul eden bir anlayışa sahipti.

Yazılarında ve editörlük çalışmalarında imla, kavram kullanımı ve doğru ve güzel Türkçe konularına aşırı bir titizlikle yaklaşan Mete, dili korumayı bir gramer meselesinin ötesinde "hafıza ahlakı" olarak görüyordu. Karar gazetesindeki köşe yazılarında “Düşünce ve dil”, “Yine ilim dili”, “Türkçeye sırtını dönenler”, “Editörün eserle imtihanı” ve “Titizlik ve ahlak” gibi başlıklarla Türkçe üzerindeki yozlaşmalara kararlılıkla dikkat çekmişti.

Metinlerdeki hataları ve özensizlikleri düzeltme misyonunu Yunus Emre menkıbesindeki "Molla Kasım" rolüne benzeten yazar, eleştiriyi bir üstünlük taslama aracı olarak değil, kültüre ve metne karşı yerine getirilmesi gereken ahlaki bir sorumluluk olarak uyguladı.

D. MEHMET DOĞAN İLE YILLARA SARIYAN KÜLTÜR VE DOSTLUK HUKUKU

Muhsin Mete'nin düşünce ve çalışma hayatında merhum D. Mehmet Doğan ile kurduğu köklü dostluk belirleyici bir yer tuttu. Yolları Ankara Gazi Lisesi'nde kesişen ve 1968'de Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın ve Yayın Yüksekokulu'nda pekişen bu birliktelik, ömür boyu süren ortak bir kültür mücadelesine dönüştü.

İki isim TRT çatısı altında ilk olarak Prof. Dr. Tahsin Banguoğlu'nun katıldığı “Güzel Dil Türkçe Bize” programını hazırladı. Ardından 1977'de Ulu Camilerimiz ve 1978'de Âşık Çelebi'nin Meşâirü’ş-Şuarâ eserinden esinlenen 3 bölümlük Şairler Meydanı gibi çığır açan televizyon projelerini hayata geçirdiler. Türkiye Yazarlar Birliği’nin kurumsallaşmasında da omuz omuza çalışan iki usta isim, Türk edebiyatı ve düşünce dünyasına yön veren hafıza taşlarını döşediler.

3-260

DOSTLUĞUN VE ELEŞTİRİNİN DENGESİ: AKADEMİK VE EDEBİ TİTİZLİK

Muhsin Mete, dostluk anlayışında hataları örtmek yerine hakikati samimiyetle dile getirmeyi ilke edinmiş bir şahsiyetti. TYB tarafından 8-9 Kasım 2018 tarihlerinde düzenlenen Yahya Kemal Sempozyumu bildiri kitabındaki baskı ve redaksiyon hatalarını 28 Mart 2019'da yayımlanan yazısında sert bir dille eleştirmekten çekinmemiş; Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan'ın kendi tebliğ metnindeki yazım ve dizgi hatalarını dahi objektif bir şekilde gözler önüne sermişti.

Arıcan, bu duruşun husumet değil hakiki dostluk ve yayıncılık etiği örneği olduğunu belirterek, Mete'nin Hece Yayınları'ndan çıkan Ebû Hanîfe kitabı üzerindeki editörlük ve son okuma katkılarını da şükranla andı.

YAŞARKEN GÖSTERİLEN VEFA: TYB VEFA ÖDÜLÜ NASIL TAKDİM EDİLDİ?

Kültür hayatında insanlara sağlığında değer vermenin önemine dikkat çeken Türkiye Yazarlar Birliği, 1 Ocak 2026 tarihinde kamuoyuna duyurduğu kararla 2025 TYB Vefa Ödülü'nü Muhsin Mete'ye takdim etti.

Rahatsızlığı nedeniyle ödül törenine katılamayan usta yazara ödülü, 25 Mart 2026 tarihinde evine gerçekleştirilen özel bir ziyaretle teslim edildi. Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, Prof. Dr. Mustafa İsen, Bekir Sıddık Soysal, Ahmet Fatih Gökdağ ve Mahmut Erdemir'den oluşan heyet, ödülü bizzat takdim ederek ustaya sağlığında teşekkür etme imkanı buldu.

Türkçeye, belgeselciliğe, yayıncılık dünyasına ve Türkiye Yazarlar Birliği’ne unutulmaz hizmetler bırakan Muhsin Mete, arkasında derin bir fikir mirası ve örnek bir ahlak duruşu bırakarak ebediyete uğurlandı.

Kaynak: Hacer Koca