Türkiye’nin dört bir yanından gelen sendika temsilcileri ve orman işçilerinin katıldığı program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Açılışın ardından sendikanın faaliyetlerini ve çalışmalarını içeren sunum gerçekleştirildi.
Eğitim programı: Teşkilatın güçlendirilmesi hedefleniyor
Programın açılış konuşmasını yapan Öz Orman-İş Sendikası Genel Başkanı Settar Arslan, temsilci eğitimlerinin sendikal mücadelenin en önemli yapı taşlarından biri olduğunu belirtti. Arslan, eğitim programlarının yalnızca teorik bilgi aktarımı değil, aynı zamanda sahadaki uygulamaların güçlendirilmesine yönelik bir süreç olduğunu ifade etti.
“Burada bir araya gelmemizin temel amacı, mücadelemizi daha sağlam temeller üzerine oturtmak ve temsilcilerimizin sahadaki etkinliğini artırmaktır. Bu programlar, kendini geliştiren, bilgiyle donanan ve geleceğe daha güçlü hazırlanan bir teşkilat yapısının oluşmasına katkı sağlıyor. Eğitimli temsilci güçlü teşkilat demektir. Güçlü teşkilat ise hak arama mücadelesinde daha etkili sonuçlar alınması anlamına gelir” dedi.
“Ormanlar yalnızca işçilerin değil, toplumun ortak değeri”
Orman işçilerinin üstlendiği görevin sadece mesleki değil aynı zamanda toplumsal bir sorumluluk olduğunu vurgulayan Arslan, Türkiye’nin geniş orman varlığına dikkat çekti.
“Türkiye’nin önemli bir bölümü ormanlarla kaplı. Bu alanları korumak, geliştirmek ve gelecek nesillere aktarmak yalnızca orman işçilerinin görevi değildir. Ormanlar toplumun ortak değeridir. Üretilen oksijenden tüm insanlık faydalanıyorsa, bu alanların korunması da ortak bir sorumluluktur. Biz burada sorunları dile getirirken çözüm odaklı bir yaklaşım sergiliyoruz” diye konuştu.
Yangınlarla mücadelede insan faktörü belirleyici
Konuşmasında orman yangınlarına da geniş yer ayıran Arslan, son yıllarda artan yangın riskine dikkat çekerek, mücadelede insan gücünün önemine vurgu yaptı.
“Hava araçları, helikopterler ve teknolojik imkanlar elbette çok önemli. Ancak yangını söndüren esas unsur sahadaki ekiplerdir. Helikopterler tonlarca su bırakabilir ama yangını tamamen kontrol altına alan, alevle birebir mücadele eden yer ekipleridir. Bu nedenle orman işçilerinin sayısı, eğitimi ve çalışma sistemi hayati öneme sahiptir” ifadelerini kullandı.
İkili vardiya sistemi vurgusu: “Artık kaçınılmaz bir ihtiyaç”
Arslan’ın konuşmasında en dikkat çeken başlıklardan biri ise ikili vardiya sistemi oldu. Mevcut çalışma düzeninin orman yangınlarıyla mücadelede yetersiz kaldığını belirten Arslan, sistem değişikliğinin zorunlu hale geldiğini söyledi.
“Bugün geldiğimiz noktada yangınlarla mücadelede tek vardiya sistemi yeterli değil. İkili vardiya sistemine geçmek artık bir tercih değil, zorunluluktur. Çünkü yangınlar sadece gündüz değil, gece de devam ediyor. Mevcut sistemde çalışan arkadaşlarımız uzun saatler boyunca kesintisiz görev yapmak zorunda kalıyor. Bu da hem fiziksel yorgunluğu artırıyor hem de müdahale kapasitesini düşürüyor.”
İkili vardiya sisteminin hayata geçirilmesiyle birlikte hem iş güvenliğinin artacağını hem de yangınlara müdahalenin daha etkin hale geleceğini belirten Arslan, şu değerlendirmeyi yaptı:
“İkili vardiya demek, aynı anda daha fazla personelin sahada aktif olması demektir. Bu sistemle birlikte ekipler dönüşümlü çalışacak, dinlenme süreleri artacak ve müdahale gücü sürekli yüksek seviyede tutulacaktır. Bu yalnızca çalışanların sağlığı açısından değil, ormanların korunması açısından da kritik bir adımdır.”
Personel yetersizliği en büyük engel
İkili vardiya sistemine geçişin önündeki en büyük engelin personel yetersizliği olduğuna dikkat çeken Arslan, mevcut kadronun bu sisteme uygun olmadığını ifade etti.
“İkili vardiya sistemine geçebilmek için daha fazla işçiye ihtiyaç var. Kurumumuz bu gerekliliğin farkında ve bu yönde adım atmak istiyor. Ancak maliyet gerekçeleri nedeniyle süreç yavaş ilerliyor. Oysa bu bir maliyet değil, doğrudan yatırım olarak değerlendirilmelidir. Çünkü kaybedilen her orman alanı, çok daha büyük ekonomik ve çevresel kayıplara yol açmaktadır.”
Zorlu çalışma koşulları: “24 saat görev başındalar”
Orman işçilerinin çalışma koşullarına da değinen Arslan, özellikle yangın sezonunda çalışanların ağır şartlar altında görev yaptığını vurguladı.
“Arkadaşlarımız çoğu zaman şehir merkezlerinden 60-70 kilometre uzaklıkta, dağlık alanlarda görev yapıyor. 24 saat esasına göre çalışıyorlar. Aynı yerde yatıyor, aynı yerde kalkıyor, görevlerini kesintisiz sürdürüyorlar. Bu şartlar altında görev yapan bir işçinin dinlenme hakkı ve çalışma düzeni mutlaka yeniden ele alınmalıdır.”
Sendikanın geçmişte elde ettiği kazanımlara da değinen Arslan, özellikle 2000’li yıllarda orman işçilerinin çalışma günleri ve sosyal hakları konusunda önemli ilerlemeler kaydedildiğini hatırlattı.
“Bir dönem işçiler yılda 120 gün bile çalışamıyordu ve sağlık hizmetlerinden yararlanmakta ciddi sorunlar yaşanıyordu. Yapılan düzenlemelerle bu sorunlar büyük ölçüde giderildi. Kadro düzenlemeleriyle önemli adımlar atıldı. Ancak bugün farklı sorunlarla karşı karşıyayız. Değişen koşullara göre yeni çözümler üretmek zorundayız” dedi.
“Mücadele sürecek”
Konuşmasının sonunda birlik ve dayanışma mesajı veren Arslan, sendikanın hem çalışma koşullarının iyileştirilmesi hem de yeni hakların kazanılması için mücadelesini sürdüreceğini vurguladı.
“Orman teşkilatı gelişen ve büyüyen bir yapı. Bu süreçte sorunlar da ortaya çıkacaktır. Önemli olan bu sorunları görmezden gelmek değil, çözüm için birlikte hareket etmektir. Biz bu anlayışla çalışmaya devam edeceğiz. Özellikle ikili vardiya sistemi konusunda kararlıyız ve bu hedefe ulaşmak için mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.
Programın önümüzdeki günlerde gerçekleştirilecek eğitim oturumları, saha değerlendirmeleri ve temsilci toplantılarıyla devam edeceği bildirildi.





