Yaz mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte Türkiye genelinde kene vakaları yeniden tartışma konusu olurken, uzman isimlerden de peş peşe uyarılar gelmeye başladı.
Prof. Dr. Oytun Erbaş kenelerin yalnızca bir yaz sorunu olmadığını, küresel ısınma ve ekolojik değişimlerle birlikte gelecekte de ciddi bir halk sağlığı tehdidi olmaya devam edeceğini ifade etti.
“Keneler çok sayıda hastalık taşıyabiliyor”
Kenelerin biyolojik yapısına ve taşıdığı risklere dikkat çeken Prof. Dr. Erbaş, bu canlıların çok geniş bir yelpazede enfeksiyon taşıyabildiğini belirtti. Kene ısırıklarının Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi, Lyme hastalığı ve Q ateşi gibi ciddi enfeksiyonlara yol açabileceğini söyleyen Erbaş, durumun hafife alınmaması gerektiğini ifade etti.
Kenelerin yalnızca insanlardan değil, farklı hayvan türlerinden de kan emdiğini belirten Erbaş, tavuk, koyun ve kirpi gibi hayvanların da kene taşıyıcısı olabildiğini, bu nedenle doğal yaşam alanlarında riskin daha da arttığını dile getirdi.

“Doğada büyük bir biyolojik denge var ama bozulabiliyor”
Kenelerin ekosistem içindeki yerinin karmaşık olduğuna dikkat çeken Erbaş, dünyada binlerce kene türü bulunduğunu, Türkiye’de ise yaklaşık 47 farklı türün tespit edildiğini söyledi. Bu türlerin bir kısmının hastalık taşıyıcı olduğunu, bazılarının ise doğrudan insan sağlığı için risk oluşturmadığını belirtti.
Kenelerin zaman zaman kendi aralarında bile virüs aktarımı yapabildiğini ifade eden Erbaş, bunun hastalıkların yayılma hızını artıran önemli bir etken olduğunu kaydetti.
“Sadece ilaçlama yetmez, doğal yöntemler de gerekiyor”
Kene ile mücadelede yalnızca kimyasal ilaçlamanın yeterli olmayabileceğini savunan Erbaş, doğadaki dengenin de dikkate alınması gerektiğini belirtti. İlaçlamanın bazı durumlarda çevre ve insan sağlığı üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini dile getiren Erbaş, alternatif doğal yöntemlere de dikkat çekti.
Bu kapsamda tavuk ve sülün gibi kanatlı hayvanların kene popülasyonunu azaltmada etkili olabileceğini söyleyen Erbaş, özellikle park ve mesire alanlarında bu tür doğal dengeleyici yöntemlerin uygulanabileceğini ifade etti. Sülünlerin açık alanlarda yaygınlaştırılmasının en etkili yöntemlerden biri olabileceğini de sözlerine ekledi.

Yaz aylarında risk artacak uyarısı
Kenelerin yıl içinde belirli dönemlerde daha aktif hale geldiğini belirten Erbaş, özellikle Nisan ile Ekim ayları arasında riskin yükseldiğini söyledi. Yaz aylarında sıcaklıkların artmasıyla birlikte kene yoğunluğunun da artacağı uyarısında bulunan Erbaş, Temmuz ve Ağustos aylarının en riskli dönemler olduğunu kaydetti.
Küresel ısınmanın bu süreci daha da hızlandırdığını ifade eden Erbaş, şehirleşme ve doğa-insan etkileşiminin artmasının da kene popülasyonunu etkileyen önemli faktörler arasında yer aldığını belirtti.
“Basit önlemler hayat kurtarabilir”
Kene ısırıklarına karşı bireysel korunmanın önemine de değinen Prof. Dr. Erbaş, vatandaşların doğa gezileri ve pikniklerde dikkatli olması gerektiğini söyledi. Uzun giysiler tercih edilmesi, çorap ve kapalı ayakkabı kullanılması gibi basit önlemlerin büyük önem taşıdığını belirtti.
Ayrıca doğa dönüşünde vücudun dikkatle kontrol edilmesi gerektiğini söyleyen Erbaş, özellikle kulak arkası, koltuk altı ve kasık bölgelerinin mutlaka incelenmesi gerektiğini vurguladı.
Piknik öncesi bazı koruyucu kremlerin kullanılabileceğini ifade eden Erbaş, permetrin içeren ürünlerin kene riskini azaltmada yardımcı olabileceğini belirtti.

“Lyme hastalığı uzun vadeli sorunlara yol açabilir”
Kenelerin taşıdığı hastalıklar arasında Lyme hastalığının özellikle dikkat çekici olduğuna değinen Erbaş, bu hastalığın tedavi edilse bile bazı vakalarda kronik hale gelebileceğini söyledi. Halsizlik, eklem ağrıları ve uzun süreli yorgunluk gibi belirtilerin görülebileceğini ifade eden Erbaş, bu nedenle erken müdahalenin kritik olduğunu vurguladı.
“Kene, gelecekte de tehdit olmaya devam edecek”
Açıklamalarının sonunda kene sorununa dikkat çeken Erbaş, bu canlıların yalnızca bugünün değil geleceğin de önemli sağlık problemlerinden biri olacağını söyledi. Doğal ve bilimsel yöntemlerin birlikte kullanılması gerektiğini belirten Erbaş, toplumun bilinçlendirilmesinin en önemli adım olduğunu ifade etti.




