Son günlerde eğitim kurumlarını hedef alan şiddet silsilesi, okul binalarını adeta boşaltmış durumda. Evinin karşısındaki okulu görüntüleyen bir annenin, "Çocuğumu okula bıraktım ama okullar bomboş, bahçelerde kimse yok. Kimse çocuğunu okula gönderemiyor," şeklindeki ifadeleri, kamuoyunda geniş yankı buldu. Veliler, çocuklarını zorunlu olarak okula gönderseler dahi "bahçede gezmeyin, sınıftan çıkmayın" gibi uyarılarla korumaya çalışıyor. Sadece öğrenciler değil, öğretmenler ve okul personeli de her an bir saldırı gerçekleşebileceği endişesiyle ders başı yapıyor.
ŞANLIURFA VE KAHRAMANMARAŞ SALDIRILARI İNFİAL YARATTI
Güvenlik krizinin merkezinde, 14 Nisan 2026’da Şanlıurfa Siverek’te ve hemen ertesi günü 15 Nisan’da Kahramanmaraş’ta yaşanan saldırılar bulunuyor. Şanlıurfa’da eski bir öğrencinin pompalı tüfekle okul basarak 16 kişiyi yaralamasının ardından, Kahramanmaraş Onikişubat’taki Ayser Çalık Ortaokulu’nda 8. sınıf öğrencisi bir gencin gerçekleştirdiği silahlı saldırı, 8’i öğrenci 9 kişinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlandı. Babasına ait çok sayıda silah ve şarjörle iki sınıfa giren saldırganın dehşet saçması, okul güvenliği tartışmalarını Türkiye’nin bir numaralı gündem maddesi haline getirdi.
EMNİYET VE BAKANLIK TEYAKKUZDA
Saldırıların ardından İçişleri Bakanlığı, ülke genelindeki tüm okulların kapısına en az iki polis memuru görevlendirildiğini duyurdu. Emniyet Genel Müdürlüğü ise provokatif paylaşımlar yapan ve saldırı tehditlerinde bulunan 411 şahsın yakalandığını açıkladı. İzmir’de 8 öğrencinin okul saldırısı planlarken gözaltına alınması ise tehlikenin sadece gerçekleşen olaylarla sınırlı olmadığını, dijital mecralarda organize olan grupların da ciddi bir tehdit oluşturduğunu kanıtladı.




