Türkiye’de doğum oranlarındaki gerileme, demografik yapı açısından dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor. 2009 yılında nüfusun kendini yenileme eşiği olarak kabul edilen 2,1 seviyesinde bulunan toplam doğurganlık hızı, 2025 itibarıyla 1,36’ya gerileyerek yaklaşık yüzde 35’lik düşüş gösterdi.

Bu oran, Türkiye’nin uzun vadede nüfus dengesini korumasının zorlaşabileceğine işaret ediyor.

UZMANLARDAN YAŞLANAN NÜFUS UYARISI

Demografi uzmanlarına göre mevcut eğilim devam ederse önümüzdeki yıllarda:

Bu durumun ekonomik büyüme, iş gücü piyasası ve sosyal politikalar üzerinde uzun vadeli etkiler yaratabileceği belirtiliyor.

Gelecek Adina Endiselendiren Harita 124504868 2824 M

BATI VE KARADENİZ BÖLGELERİNDE TARİHİ GERİLEME

Marmara, Ege ve Karadeniz bölgelerinde doğurganlık hızları 1,2–1,5 bandına kadar geriledi. İstanbul, İzmir, Edirne ve Zonguldak gibi sanayileşmiş illerde çocuk sayısı, nüfusun yenilenme eşiğinin oldukça altında seyrediyor.

Bu bölgelerdeki düşüşün, Türkiye ortalamasını aşağı çeken en önemli etkenlerden biri olduğu ifade ediliyor.

İÇ ANADOLU VE AKDENİZ KRİTİK SINIRDA

İç Anadolu ve Akdeniz bölgelerinde doğurganlık oranları bazı illerde 1,6–1,9 aralığında bulunuyor. Uzmanlar bu seviyeyi “kritik eşik” olarak değerlendiriyor. Düşüşün görece daha yavaş ilerlediği bu bölgelerde de mevcut trend sürerse orta vadede nüfus kaybının kaçınılmaz olabileceği belirtiliyor.

DOĞU VE GÜNEYDOĞU GÖRECELİ OLARAK YÜKSEK

Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde doğurganlık hızları hâlâ 2,5 ve üzeri seviyelerde seyrediyor. Ancak bu bölgelerde de önceki yıllara kıyasla belirgin bir düşüş yaşandığına dikkat çekiliyor.

Uzmanlar, ülke genelindeki düşüş eğiliminin bu bölgelerde de devam etmesi halinde Türkiye’nin toplam nüfus yapısının köklü biçimde değişebileceğini vurguluyor.

2,1 SINIRI NEDEN ÖNEMLİ?

Demografi literatüründe 2,1 doğurganlık hızı, bir ülkenin nüfusunu uzun vadede sabit tutabilmesi için gereken asgari seviye olarak kabul ediliyor. Bu oranın altına düşülmesi, nüfusun zamanla yaşlanacağı ve azalma eğilimine gireceği anlamına geliyor.

Türkiye’nin mevcut ortalamasının bu seviyenin oldukça altında olması, uzun vadeli nüfus politikalarının önemini artırıyor.

ERDOĞAN: “VAROLUŞSAL BİR TEHDİT”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da daha önce yaptığı açıklamalarda doğum oranlarındaki düşüşe dikkat çekerek şu değerlendirmede bulunmuştu:

“Türkiye açısından varoluşsal bir tehdit, bir felaket.”

Erdoğan, evlilik ve doğurganlık oranlarının gerilemesine karşın yalnız yaşamayı tercih eden birey sayısının ve boşanma oranlarının arttığını vurgulayarak, doğum istatistiklerinin gelecek açısından endişe verici olduğunu ifade etmişti.

Kaynak: Haber Merkezi