Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Genel Merkezi, edebiyatın geçmişten bugüne uzanan anlatı geleneğini ve çağdaş öykücülüğün beslendiği kaynakları ele alan önemli bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Yoğun katılımla gerçekleştirilen “Kağıt Ev Yazar Söyleşileri” programının 13 Haziran 2026 Cumartesi günkü konuğu, çağdaş Türk edebiyatının dikkat çeken isimlerinden yazar Rümeysa Oğuz oldu.

TYB Genel Merkezi D. Mehmet Doğan Divanı’nda düzenlenen ve “Kadim Anlatıya Öykü'nmek” başlığıyla gerçekleştirilen söyleşide, geleneksel anlatı biçimlerinin modern öykü üzerindeki etkileri, zaman kavramının felsefi boyutları ve insanın kadim hafızası üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulunuldu.

“KADİM ÖĞRETİ HAYATIMIN İÇİNDE YER ALIYOR”

Programın açılış bölümünde Rümeysa Oğuz’a, okuma geçmişinin ve hayatında biriktirdiği tecrübelerin kadim anlatılarla kurduğu ilişkiyi nasıl şekillendirdiği soruldu. Oğuz, çocukluk yıllarından itibaren kitaplarla iç içe bir aile ortamında büyüdüğünü ve kadim öğretilerin hayatının merkezinde yer aldığını anlattı.

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi’nde Aşure Lokması etkinliği düzenlenecek
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi’nde Aşure Lokması etkinliği düzenlenecek
İçeriği Görüntüle

3-230

İnanç dünyasının, yazarlık serüvenini ve hayata bakışını derinden etkilediğini ifade eden Oğuz, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Ben inanan bir insan olarak zaten kendi inandığım kutsal kitapta kadim bir öğretiyi o kadar benimsemiş bir haldeyim ki, günlük hayatımın içerisine bunu konuşlandırmış durumdayım. Kadim öğreti bence Müslüman olan herkesin hayatının özünde var. Çocukluğumdan beri sadece kurguları değil; Büyük İslam İlmihali’ni, Riyaz-ı Salihin’i, tefsir kitaplarını ve Kimya-yı Saadet’i de okuyordum.”

“ÖLÜMÜN KONUŞULDUĞU BİR EVDE BÜYÜDÜM”

Çocukluk yıllarında ölüm, peygamber kıssaları ve manevi değerlerin doğal bir yaşam pratiği olarak konuşulduğu bir aile ortamında yetiştiğini belirten Oğuz, bu durumun kendisini kadim anlatılardan uzaklaştırmadığını, aksine onlara daha da yakınlaştırdığını dile getirdi. Oğuz, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Ölümün de yanı başımızda olduğu, korkutucu olmayan bir hayat tasavvuruyla büyüdüm. İnsan ölümü konuştuğu, peygamber kıssalarını dinlediği bir evde büyüyorsa zaten kadim olana uzak duramaz. Aşkın olanla ünsiyetinizi kuvvetlendirdiğiniz zaman hayatın kendisi başlı başına bir kadimlik oluyor. Hatta bana göre, yaşamak ve bir annenin evlat sahibi olması yeteri kadar mitolojik bir mevzudur.”

2-279

“KELAM” VE “KALEM” AYRIMININ ARDINDAKİ FELSEFE

Söyleşide, Oğuz’un kitabını “Kelam” ve “Kalem” olmak üzere iki ayrı bölümde kurgulamasının arka planı da ele alındı. Yazar, bu ayrımın yalnızca estetik bir tercih olmadığını, aynı zamanda teolojik ve düşünsel bir zemine dayandığını ifade etti.

İlk bölümde ilahi kelama bir selam niteliğinde peygamber kıssalarından ilham alan öykülere yer verdiğini belirten Oğuz, ikinci bölümde ise doğrudan bu referanslar bulunmasa da yazma eylemini mümkün kılan ilahi lütfa bir teşekkür sunmak istediğini dile getirdi. Konuya ilişkin değerlendirmesinde şu sözleri kullandı:

“İlk bölüm olan Kelam'da, ilahi kelama bir selam vermek adına peygamber kıssalarından ilham alan öykülere yer verdim. İkinci bölüm olan Kalem'de ise doğrudan bu referanslar olmasa da, Alak Suresi'nde buyurulduğu gibi ‘bize kalemle yazmayı öğretenin’ sayesinde yazdığım öyküleri topladım. Yazmak benim için sihirli bir hadise ve bu kabiliyet bana bahşedilmeseydi bunu asla yapamazdım.”

1-313

OKUYUCULARI İÇİN KİTAPLARINI İMZALADI

Edebiyat, gelenek, inanç ve insanın kadim hafızası üzerine gerçekleştirilen kapsamlı sohbetin ardından Rümeysa Oğuz, programa katılan okuyucularıyla bir araya geldi. Söyleşinin sonunda kitaplarını imzalayan yazar, okurlarıyla sohbet ederek eserleri üzerine görüş alışverişinde bulundu.

Kaynak: Hacer Koca