Memur-Sen Genel Merkez Engelliler Komisyonu Başkanı ve Eğitim-Bir-Sen Çankırı Şube Başkanı Ahmet Dönmez, Çankırı Haber’e yaptığı açıklamalarda engellilik kavramının tarihsel, kültürel ve toplumsal boyutlarına dikkat çekti. Dönmez, özellikle görme engellilere yönelik kullanılan dilin, medeniyet anlayışının bir yansıması olduğunu ifade etti.
“ECDADIMIZ GÖRME ENGELLİYE ‘HAFIZ’ DİYORDU”
Ahmet Dönmez, Osmanlı toplumunda görme engellilere yönelik kullanılan “hafız” hitabının derin bir anlam taşıdığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bizim ecdadımız Anadolu’da görme engelli birine ne diyordu? Hafız. Şimdi hafız denilmesinin görme engellilerin hepsinin hafız olacağı anlamında değil. Hafız kelimesinin çıkış noktası görme engellilerin.”
Dönmez, bu hitabın rencide edici değil, aksine onurlandırıcı bir yaklaşım sunduğunu vurguladı.
“GÖRME ENGELLİLERİN HAFIZA KAPASİTESİ DAHA GENİŞ OLABİLİR”
Konuşmasında teknolojik bir benzetme yapan Dönmez, görme engellilerin hafıza gücüne dikkat çekti:
“Elinizdeki telefonun bugün hafızasını ve işlemcisini en çok yoran şey çözünürlüğü yüksek fotoğraf ve videolar. Görme engellilerde ekran yok. Doğal olarak hafıza daha boş, daha geniş ve görsel kaydetmiyor. İşlemci daha hızlı.”
Bu durumun, görme engellilerin konuşulanı ya da okunanı daha kolay hatırlamasına katkı sunduğunu belirten Dönmez, hafızlık kavramının yalnızca Kur’an-ı Kerim ezberiyle sınırlı görülmemesi gerektiğini ifade etti.
“BU BİR MEDENİYET MESELESİDİR”
Ahmet Dönmez, engellilere yaklaşımın Batı merkezli anlayışlarla değil, kendi medeniyet değerlerimizle ele alınması gerektiğini vurguladı:
“Batı medeniyetinin medeniyet dediği, Akif Ersoy’un ‘tek dişi kalmış canavar’ dediği anlayışı farklı yerlerde aramaya gerek yok. Bizim medeniyetimiz bugün Avrupa’ya medeniyet öğretmiş bir medeniyettir.”
Bu nedenle engellilik konusunun daha derinlikli ve çok boyutlu değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.
“KÖR, SAKAT, ÖZÜRLÜ DİLİ DOĞRU DEĞİL”
Toplumda kullanılan dilin sorunlu olduğuna dikkat çeken Dönmez, engellilerin yalnızca fiziksel durumlarıyla tanımlanmasına karşı çıktı:
“Sakat, özürlü, engelli, özel gereksinim gibi tanımlar kişinin varlık sebebi değildir. Adam bir sürü okul okumuş, kendini geliştirmiş, avukat olmuş. Ama biz hâlâ onu sadece görme engelli olarak algılıyoruz.”
Bu yaklaşımın hem ötekileştirici hem de eksik olduğunu belirten Dönmez, bireyin toplumla birlikte ve eşit şekilde yaşaması gerektiğini ifade etti.
“NE AŞIRI YÜCELTME NE DE ÖTEKİLEŞTİRME”
Ahmet Dönmez, engellilere yönelik yaklaşımda denge vurgusu yaparak sözlerini şöyle tamamladı:
“Ne engelli diye ötekileştirmenin ne de efsunlu varlıklar gibi aşırı yüceltmenin gereği var. Engellerle birlikte toplumla yaşamak, birey olmak önemli. Ayrıcalık da değil, ayrımcılık da değil.”
Dönmez, engelli bireylerin hayır duası üzerinden romantize edilmemesi gerektiğini, esas olanın birlikte ve eşit yaşam kültürü olduğunu vurguladı.