Ankara’nın geleneksel düğün yemeği: Homaça
Ankara Kültür Yolu Festivali kapsamında tanıtılan geleneksel lezzetlerden biri de homaça oldu. Ankara mutfağında özel bir yere sahip olan yemek, özellikle Çubuk ve Akyurt çevresindeki Türkmen düğünlerinde sofraya çıkan geleneksel yemeklerden biri olarak biliniyor. Tarım, Gıda ve Mutfak Kültürü Araştırmacısı Kübra Yüzüncüyıl, Şef Gökhan Aksoy eşliğinde yaptığı anlatımda homaçanın yalnızca yöresel bir yemek olmadığını, aynı zamanda Türk mutfak kültürünün tarihsel izlerini taşıdığını ifade etti. Yüzüncüyıl, homaçanın coğrafi işaretli Ankara yemeklerinden biri olduğunu belirterek, yemeğin kemikli et kullanılarak hazırlandığını ve özellikle düğün sofralarında sunulduğunu anlattı.
Homaçanın hikâyesi Batı Türkistan’a uzanıyor
Homaçanın tarihsel kökenine ilişkin değerlendirmelerde ise Anadolu’nun ötesine uzanan bir bağlantı dikkat çekiyor.Kübra Yüzüncüyıl, yemeğin Batı Türkistan’dan Anadolu’ya Oğuz boyları aracılığıyla geldiğini düşündüklerini belirtti. Bu görüşün arkasında çeşitli tarihsel ve dilbilimsel ipuçlarının bulunduğunu ifade eden Yüzüncüyıl, Türkmenistan ve yakın çevresindeki benzer yemek geleneğine dikkat çekti. Türkmenistan’da günümüzde de düğünlerde yapılan benzer bir yemeğin “çektirme” adıyla bilindiğini aktaran Yüzüncüyıl, bu adlandırmanın etin suyunun çekilmesinden kaynaklandığını söyledi.Bu benzerliğin, homaçanın tarihsel kökenine ilişkin önemli ipuçlarından biri olduğunu ifade etti.
Homaça kelimesinin kökeni de dikkat çekiyor
Yemeğin tarihsel izleri yalnızca benzer yemeklerde değil, adında da aranıyor. Yüzüncüyıl, “homaça” kelimesinin kökeninde Oğuz Türklerinin kullandığı “omaça” kelimesinin bulunduğunu belirtti. Araştırmacıya göre “omaça” sözcüğü bacak ya da koğu kemiğinin bir bölümünü ifade ediyordu. Bu kelimeye çağdaş Türkmence sözlüklerde ve Türk sahasında kullanılan tarihî metinlerde rastlandığını aktaran Yüzüncüyıl, kelimenin kemikle olan bağlantısına dikkat çekti.
“Omaça” zamanla “homaça”ya dönüştü
Yüzüncüyıl’ın değerlendirmesine göre kemikle ilişkilendirilen “omaça” ifadesi, tarihsel süreç içerisinde Oğuz boylarıyla Anadolu’ya taşındı. Kelimenin zaman içerisinde değişime uğrayarak başına “h” sesi almasıyla “homaça” biçimine dönüştüğünü belirten Yüzüncüyıl, bu adlandırmanın kemikli etten hazırlanan yemekle bağlantılı olduğunu ifade etti. Araştırmacı, kelimenin tarihsel yolculuğu ile yemeğin yapısı arasındaki bu ilişkinin Ankara mutfağı açısından önemli olduğunu vurguladı.
Ankara’nın Türk Dünyası bağlantısını mutfak da anlatıyor
Homaçanın hikâyesi, Ankara’nın Türk Dünyası ile olan kültürel bağları açısından da ayrı bir önem taşıyor. Ankara, 2026 Türk Dünyası Turizm Başkenti olarak farklı kültürel değerlerin tanıtıldığı etkinliklere ev sahipliği yaparken, homaça da bu ortak mirasın mutfak üzerinden görünür hale gelen örneklerinden biri olarak gösteriliyor. Kübra Yüzüncüyıl, homaçanın Türk Dünyası’nın ortak mutfak mirasını görünür kılan somut örneklerden biri olduğunu belirterek yemeğin bu açıdan taşıdığı öneme dikkat çekti.
Çubuk ve Akyurt sofralarında yaşatılıyor
Ankara’nın geleneksel yemek kültüründe düğünlerin ayrı bir yeri bulunurken, homaça da özellikle Çubuk ve Akyurt çevresindeki Türkmen düğünleriyle ilişkilendirilen yemeklerden biri olarak öne çıkıyor. Geleneksel düğün sofralarında kemikli etle hazırlanan homaçanın bulgur pilavı ve kelek turşusuyla birlikte sunulması, yemeğin yöresel sofra kültürü içindeki yerini de ortaya koyuyor. Böylece bir yemek, yalnızca yöresel bir tat olarak değil; göç, dil, düğün geleneği ve Türk Dünyası arasındaki kültürel bağların izlerini taşıyan bir unsur olarak Ankara mutfağındaki yerini koruyor.
Ankara Lezzet Noktaları’nda tanıtılıyor
Homaçanın hikâyesi Ankara Kültür Yolu Festivali kapsamında düzenlenen etkinlikle yeniden gündeme geldi. Yüzüncüyıl, geleneksel Ankara lezzetlerinin tanıtıldığı Ankara Lezzet Noktaları’na vatandaşları davet ederek homaçanın burada da bulunabileceğini belirtti. Ankara’nın geleneksel mutfağında geçmişten bugüne taşınan yemeklerden biri olan homaça, bu yönüyle hem kentin yöresel sofra kültürünü hem de Türk Dünyası ile ortak mutfak mirasını anlatan lezzetler arasında yer aldı.
Homaça nasıl yapılır?
Homaçanın yapımında ilk aşamada ilikli kemikli etler hazırlanıyor. Kültür Portalı'nda yer alan Çubuk tarifinde etlerin tereyağında hafifçe kızartıldığı, ardından bir süre bekletildiği ve sonrasında sıcak suyla pişirildiği aktarılıyor. Patates, soğan ve pul biber de bu tarifte yemeğe ekleniyor.
2026 yılında Şef Recep Bakır'ın Anadolu Ajansına aktardığı tarifte ise kemikli etler kemiğinden ayrılmadan büyük parçalara bölünüyor. Etler önce suyla kaynatılarak et suyu hazırlanıyor. Daha sonra başka bir tencerede tereyağı ve ayçiçeği yağıyla mühürlenen etlere domates, biber ve soğan ekleniyor. Önceden hazırlanan et suyu, tuz ve isteğe bağlı baharatların ilavesinin ardından yemek pişiriliyor.
Buradaki “mühürleme” işlemi, etin yağ içerisinde yüksek ısıyla kısa süre pişirilerek dış yüzeyinin kızartılması anlamına geliyor. Bu aşama, homaçanın hazırlanışında dikkat çeken yöntemlerden biri olarak öne çıkıyor.
Homaçanın püf noktası ne?
Homaçanın en dikkat çekici özelliği, kemikli etin uzun süre pişirilmesi ve et suyunun yemeğin lezzetinde önemli rol oynaması.
Çubuk Belediyesi tarafından yayımlanan coğrafi işaret bilgilerine göre Çubuk Homaçasında sırt, but ve boyun gibi kemikli etler kullanılıyor ve etin kendi buharında kısık ateşte uzun süre pişirilmesi geleneksel yöntemin önemli unsurlarından biri olarak aktarılıyor. Belediyenin açıklamasında pişirme süresinin 8-10 saate kadar çıkabildiği belirtiliyor.
Bu nedenle evde hazırlanan hızlı et yemeklerinden farklı olarak geleneksel homaça, özellikle düğün ve toplu yemeklerde büyük kazanlarda ve uzun pişirme süreleriyle hazırlanabilen bir yemek olarak öne çıkıyor.

Homaça hangi ilçeye ait?
Homaça denildiğinde Ankara'da özellikle Çubuk ve Akyurt ilçeleri öne çıkıyor.
Üstelik yemek yalnızca yöresel olarak bilinen bir tarif değil. Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtlarında Akyurt Homaçası, 23 Aralık 2021 tarihinde mahreç işaretiyle tescil edildi. Çubuk Homaçası ise 23 Mayıs 2022 tarihinde mahreç işaretiyle tescillendi.
Bu iki ayrı tescil, homaçanın Ankara'nın kuzey ilçelerindeki yerel mutfak kültürüyle güçlü biçimde ilişkilendirildiğini gösteriyor.
Homaça nasıl servis edilir?
Homaça, yörede özellikle düğün ve davet sofralarında hazırlanan bir yemek olarak biliniyor.
Kübra Yüzüncüyıl'ın aktardığı bilgilere göre geleneksel sunumda homaçanın yanında bulgur pilavı ve çoğunlukla kelek turşusu ikram ediliyor.
Akyurt Homaçasına ilişkin kaynaklarda ise pişen etlerin kemiklerinden ayrılarak sıcak şekilde, kendi suyuyla servis edildiği ve yemeğin suyunun ekmek banılarak tüketildiği belirtiliyor.
Bu nedenle homaçanın yalnızca et yemeği olarak değil, et, pilav, turşu ve ekmekle birlikte oluşturulan geleneksel bir sofra kültürünün parçası olarak değerlendirilmesi mümkün.
Homaça neden düğün yemeği olarak biliniyor?
Homaçanın Ankara'daki en belirgin özelliklerinden biri, düğün sofralarıyla özdeşleşmiş olması.
Ankara İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün Kültür Portalı, homaçayı doğrudan Çubuk'ta düğünlerin baş yemeği olarak tanımlıyor.
Bu gelenek günümüzde de sürüyor. 2025 yılında Çubuk'ta gerçekleştirilen geleneksel Türkmen düğününde davetlilere yöreye özgü homaça ikram edildi. Düğünde büyük miktarlarda et ve diğer malzemeler kullanılarak yemeklerin kazanlarda hazırlandığı bildirildi.
Bu durum, homaçanın yalnızca geçmişte kalmış bir yöresel yemek olmadığını, Ankara'nın bazı ilçelerinde toplu yemek ve düğün kültürünün içerisinde günümüzde de yaşatıldığını gösteriyor.
Homaça ile hangi yemekler yenir?
Homaçanın geleneksel sunumunda bulgur pilavı öne çıkıyor. Yemeğin yanında çoğunlukla kelek turşusu ikram ediliyor.
Özellikle etin kendi suyuyla servis edildiği uygulamalarda ekmek de sofranın önemli parçalarından biri oluyor. Böylece kemikli etin suyunun da değerlendirildiği, sade fakat doyurucu bir sofra ortaya çıkıyor.
Homaça evde yapılabilir mi?
Homaça evde de hazırlanabiliyor. Ancak geleneksel düğün usulü ile ev tipi hazırlama arasında önemli fark bulunuyor.
Evde daha kısa sürede hazırlanabilen tariflerde düdüklü tencere kullanılabiliyor. Ankara İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün yayımladığı Çubuk tarifinde de düdüklü tencerede yaklaşık 30 dakikalık pişirme süresi belirtiliyor.
Buna karşılık Çubuk Belediyesi tarafından geleneksel yöntem için aktarılan pişirme süresi çok daha uzun. Bu nedenle “Homaça kaç saatte pişer?” sorusunun yanıtı kullanılan yönteme göre değişiyor. Geleneksel kısık ateş yönteminde saatler süren pişirme söz konusu olabilirken, düdüklü tencerede süre önemli ölçüde kısalabiliyor.